Özal ve Masonlar

  

 

            Bugün Özal’ın vefatının 12. yıldönümü... “Altın Beyinli Adam”ı çok erken kaybettik. Milletimiz O’nun devrini bir “altın çağ” olarak anıyor ve O’nu sevgiyle yâd ediyor.

            Merhum Özal, “küreselleşme”yi ve “bilgi toplumu”nu önceden görebilen ve en iyi şekilde değerlendirebilen devlet adamı olmuştur. Türkiye, bugünkü “bilgi ve teknoloji altyapısı”na Özal’ın sayesinde sahip olabilmiştir. Özal; tesirli olduğu dönemde Türkiye’nin çehresini değiştirmiş; kişi başına millî geliri ikiye katlamış; ithal ikâmesi modelini terk ederek Türk ekonomisini dışarıya açmış ve dış ticaret hacmini üç misli arttırmış; altyapı, haberleşme ve ulaştırmada başlıbaşına bir devrim gerçekleştirmiş; demokratikleşmeyi hızlandırmış ve sivil toplumu inşa edebilmek için büyük bir gayret sarfetmiştir. Özal döneminde Türkiye, O’nun hoşlandığı tâbirlerle “transformasyon” geçirmiş ve “çağ atlamış”tır.

X X X

            Özal, reformlarını gerçekleştirirken kadroya ve insan unsuruna çok önem vermiştir. O’nun döneminde kurulan bürokratik kadro, Cumhuriyet devrinin “altın kadro”su olarak temayüz etmiştir. Özellikle yeni nesillerin ve gençlerin devlet yönetiminde ve siyasette aktif hâle getirilmesi, O’nun reformcu anlayışıyla mümkün olmuştur.

            Özal, kadrosunu kurarken ideolojik ve siyasî ayrımcılıktan kaçınmış; ehliyet ve liyakata önem vermiş; genç, hizmet heyecanına sahip, idealist yöneticilere imkân tanımıştır. O günlerde, yönetim kadrosunun teşkilinde O’ndan sonra söz sahibi olan kişi olarak, önceliklerini bilir ve tayin kararnamelerini bu önceliklere göre hazırlardım.

            ANAP’ın ilk iktidar yıllarında, 12 Eylül döneminin antidemokratik tesirleri altındaydık. Dönemin Çankaya’daki kalıntısı Evren Paşa, Köşk’te ayrı bir istihbarat birimi oluşturmuş; “Deli Dumrul” gibi atama kararnamelerimizin üstüne oturarak engelleme yapıyordu. Hoş, bugün de benzeri bir engelleme yaşanıyor ya... Köşk’ten her bir kararnamenin geçirilmesi, ayrı bir meydan muharebesine sebep oluyordu.

            Bu zor şartlar altında, Özal’ın üzerinde en fazla hassasiyetle durduğu nokta, üst yönetime “mason” atamasından kaçınmaktı.

X X X

            Rahmetli Özal, masonları sevmezdi. Aslında, insanlar arasında ayrımcılık yapmayan, hoşgörülü bir kişiliği vardı. Lâkin, masonluğun “gizli” oluşu, “gayrı millî” ve “enternasyonal” özelliği, tarihî köklerindeki ve ritüellerindeki “kabalistik” bağlantılar, nihayet mensupları arasındaki dayanışmayı çok aşan “menfaat ilişkileri” ve ayrı bir din gibi sunulan prensipleri, O’nu rahatsız ederdi.

            Üst yönetim için getirdiğim atama kararnamelerinde, atanacak kişinin “mason” olma ihtimali varsa, kararnameyi imzalamaz, “Biraz kalsın bakalım” diyerek muhafaza etmemi isterdi.

            O’nun başbakanlığı döneminde, devletin üst yönetiminde masonların tesiri sıfıra inmişti.

X X X

            Merhum Özal, “lion” ve “rotary” kulüplerine de sıcak bakmazdı. Bunların, masonik yapıda ve mason localarıyla bağlantılı olduğunu düşünür; gayrı millî görüntülerinden hoşlanmazdı. Ancak, bu ve benzeri enternasyonal kulüp üyelerinin, genellikle masonik bağlantılardan haberdar olmadığını; çok kabiliyetli ve başarılı iş adamlarından meydana geldiğini ve hayır işleri yaptıklarını bildiği için, nâdiren de olsa toplantılarına katılır ve konuşmalar yapardı.

            ANAP’ın ilk iktidar yıllarında, sağdaki siyasî rakiplerine karşı, Özal’ı en fazla zorlayan konu, “lion” ve özellikle “rotary” kulüplerin enternasyonal kulüplerle ilişkisini sağlayan Bakanlar Kurulu Kararnameleri olmuştur. Aslında bu nevi konular için Bakanlar Kurulu’nun meşgul edilmesine lüzum yoktu. Özal gibi liberal düşüncelere sahip bir liderin bu çeşit yasaklamalara taraftar olmadığı muhakkaktı. Ancak, kamuoyunda istismar edilmesinden çekinerek bu kararnameleri imzalamak istemezdi. Bazı bakanların özellikle takip ettiği bu kararnameleri, Millî Savunma Bakanı Zeki Yavuztürk ile paslaşarak Kurul’dan geçirmezdik.

            Sonunda, Özal bu kararnameleri imzalayarak Cumhurbaşkanı’na göndermeye başladı. Bu defa da, Evren Paşa, Başbakanlık Müsteşarı olarak beni çağırıp, “Sayın Güzel, ben masonlardan ve bu kulüplerden hoşlanmıyorum; bana bunları getirmeyin, imzalamak istemiyorum” dedi. Masonlar hakkında, “İyi bir iş yapıyorlarsa niye gizliler?” der; kulüpleri de “gayrı millî” bulurdu.

X X X

            Özal’ın ANAP iktidarı, ilk büyük sarsıntıyı ekim 1984’te geçirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri Kapıkule Gümrüğü’nde büyük bir yolsuzluk ortaya çıkarmış ve işin ucu Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın üst yönetimine dayanmıştı. Daha önce Özal’ın direktifiyle operasyonu başlatan Emniyet Genel Müdürü Saffet Arıkan Bedük, sonuna kadar giderek yolsuzlukla ilgisi bulunan yöneticileri gözaltına aldı. O esnâda, Başbakan Özal İsviçre’de, İçişleri Bakanı Ali Tanrıyar da Sri Lanka’da idiler. Bir anda ortalık birbirine girdi. Maliye ve Gümrük Bakanı Vural Arıkan, önce sert beyanatlar vererek istifa edeceğini söyledi; daha sonra Özal tarafından Bakanlık görevinden azledildi. Bu arada, Özal, akrabası olan Tanrıyar’ın da istifasını alarak denge kurmak istemişti.

            O akşam Başbakanlık Konutu’ndaydım. Özal çok üzgündü. İktidarının birinci yılı dolmadan ortaya çıkan bu kriz, O’na tesir etmişti. Uzun bir sessizlikten sonra, “Bu olay, bana Masonların oyunudur” dedi.

X X X

            Daha sonra köprülerin altından çok sular aktı. Özal’ın “anti mason” tavrında bazen değişiklikler de ortaya çıksa, bu şuuru vefatına kadar devam etti.

            Özal’ı, bu ölüm yıldönümünde, gene hüzün, hasret ve rahmetle anıyoruz. Rûhu şâd olsun.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ