Erkan Mumcu’nun İstifası

 

 

            İnsanın yakın dostlarını, siyasî hâdiselerin aktörü olarak değerlendirmesi çok zor oluyor. Hele karşı karşıya gelmiş aktörlerin tamamı da dostunuz ise, tarafları kırıp üzmemek için dikkatli davranmak zorunda kalıyorsunuz. Lâkin, bu nevî subjektif duyguların, kamuoyunu aydınlatma görevini tarafsız şekilde yapmanızı gölgelememesi gerektiğini düşünerek dikkatli olmaya çalışıyorsunuz.

            Evvelâ şunu belirteyim ki, bazı okuyucularımın sandığının aksine ben AK Partili değilim. Daha doğrusu hiç bir partiyi tutmuyorum. Ancak, AK Parti’nin yaşadığımız dönemde Türkiye’nin tek alternatifi olduğunun farkındayım. AK Parti’nin yaptığı bir çok güzel icraatı beğeniyorum. Bu sebeple genellikle AK Parti’yi destekliyorum. Buna karşılık, başta Irak politikası olmak üzere yanlış icraatını da tenkit ediyorum ve kendimce yapılması gerekenleri olumlu bir bakış açısından yazmaya çalışıyorum.

X X X

            Erkan Mumcu’yu, politikaya girdiğinden beri tanır ve beğenirim. Liderlik kabiliyetine sahip, siyasî literatürü takip edebilen, iyi bir hatip, enerjik, çalışkan, başarılı, popüler bir siyaset adamıdır. Genç yaşına rağmen kısa zamanda büyük tecrübeler edinmiş; verilen görevlerde kangrenleşmiş meselelerin üzerine cesaretle gitmiş ve 28 Şubat’ın tesirlerinin devam ettiği son ANAP Hükûmeti döneminde, sivil ve askerî bürokrasiye karşı demokrasiyi savunmuştur. Onu, Türk halkı İstanbul Üniversitesi’nde Kemal Alemdaroğlu’na karşı yaptığı demokrasi konuşmasıyla hatırlamaktadır.

            ANAP Hükûmeti’ndeki Turizm Bakanlığı sırasında kendi bakanlığının lüzumsuzluğunu ve kaldırılması gerektiğini söyleyecek kadar açık sözlü ve reformist olan Mumcu’nun, yanlış bildiğini söyleyebilecek bir medenî ve siyasî cesarete sahip olması, aslında hizmet ettiği iktidara fayda sağlayan bir özelliğiydi.

X X X

            Dün basına yansıdığı kadarıyla Erkan Mumcu’nun istifa gerekçeleri iyi anlaşılmış görünmüyor. Benim tanıdığım Erkan Mumcu’nun başörtüsüne karşı çıkması mümkün değildir. Hal böyleyken, sanki başörtülü kızların öğrenci affına karşı olduğu için istifa ettiğinin zannedilmesi Mumcu için büyük haksızlık olur. Nitekim, kendisiyle ve yakın çevresiyle yaptığım telefon görüşmelerinde; tam aksine, bu meseleye kökten bir çözüm bulunması gerektiği görüşünde olduğunu öğrendim.

            Mumcu, kendisinin Millî Eğitim Bakanı iken başlattığı ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından iki defa TBMM’ye getirildiği hâlde geri çekilen kanun tasarıları gibi bir netice olmasından endişe ediyor. Aksi halde, “türban karşıtı” olarak bakanlıktan ve partisinden istifa eden bir merkez-sağ siyasetçinin siyasî arenada tutunması zâten mümkün değildir.

            Diğer taraftan, Mumcu’nun, Türkiye’nin Kuzey Irak politikasını tenkit etmesi ve pasif kalındığını söylemesi kadar tabiî bir şey olamaz. Bu, onun millî hassasiyetinin bir tezahürüdür.

X X X

            Bu istifada önemli olan, liderin, yani Başbakan ve Genel Başkan Erdoğan’ın tavrıdır. Bir lider, kendisini ne kadar haklı görürse görsün ve muhatabına ne kadar kızarsa kızsın, “Beğenmeyen çeker gider” deme lüksüne sahip değildir. Liderlerin, mümkün olduğu kadar geniş bir siyasî halka içinde yönetimini icra etmesi; başta hükûmet üyeleri olmak üzere, Meclis grubu ve Partisi ile daha sık münasebette bulunması gerekir.

            Mumcu için “O zaten baş olmak ve ayrılmak istiyordu” tenkidinde bulunmak kolaydır. Lâkin, yapılan hatâlar ve kopukluklar bu şekilde izah edilemez.

X X X

            Erkan Mumcu, istifasının gerekçelerini iyi anlatmalı ve ne yapılması gerektiğini göstermelidir. AK Parti’nin en güçlü olduğu bir devirde istifa etmenin, varsa geleceğe ait hesapların gerçekleştirilebilmesi bakımından uygun bir zaman ayarlaması olduğu söylenemez. Ancak, bu istifanın ince bir ayardan ziyade, olayların neticesinde ortaya çıktığını düşünüyoruz.

            Erkan Mumcu, bence en iyi hizmet edebileceği yaşta aktif politikadan uzakta kalmamalıdır. Ya, Erdoğan ile tekrar bir araya gelmeli veya sabrederek yeni politik hayatına başka mecralarda devam edebilmelidir.

            AK Parti yöneticileri ise, aykırı seslere tahammül edebilmeyi ve bunları dinlemeyi öğrenemezlerse, iktidarlarını uzun müddet devam ettirmekte zorlanırlar.

            Mahkeme kadıya mülk değildir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ