Ağca, Hukuk ve Milliyetçilik

 

            Ağca’nın tahliyesi konusundaki tartışmalar, Türkiye’de âcilen bir ‘yargı reformu’na olan ihtiyacı bir defa daha açıkça ortaya koymuştur. Üç yıllık bakanlığı döneminde yargı reformu konusunda gerçekten çok büyük gayret gösteren ve hazırladığı kanunlarla hem demokratikleşme hem de hukuk alanında önemli mesafeler kateden Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 2006 yılını ‘Yargı Reformu Yılı’ ilân etmeli ve yargıdaki bütün sorunlara  çözüm getirecek icraatını tamamlamalıdır.

X X X

            Ağca’nın tahliyesinin ardında Ceza İnfaz Kanunu’ndaki yanlışlıklar yatmaktadır. Bir ülkede her sahada af kanunları sık çıkarılırsa, cezanın caydırıcılığı ortadan kalkar. Türkiye’de iktidara gelen siyasîler, sanki tahta çıkan padişahların ‘cülûs bahşişi’ dağıtması gibi, bol keseden af kanunları çıkararak ceza infaz sistemini kevgire döndürmüşlerdir.

            Üstelik, 1965’te yürürlüğe giren 647 sayılı ‘Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’daki ‘şartlı tahliye sistemi’, Türk Ceza Hukuku’nda bu kurumun anlaşılamadığını ve âdeta bir af kanunu şeklinde uygulandığını göstermektedir. Değerli düşünür ve hukukçu Doç. Dr. Sami Selçuk’un verdiği bilgiye göre, “Koşullu salıverme kurumu, A’dan Z’ye yanlış anlaşılmıştır. Bu, cezanın infazı sırasında bireyselleştirme kurumudur. Bizde ise, belâlı hükümlülerden kurtulmak için fırsat sayılır ve af kanunu gibi uygulanır”. Selçuk, 1965’te ünlü infaz hukukçusu Lopez Rey’in hazırladığı infaz kanununun bozulduğunu ve 6 aylık deneme süresinin 2 güne indirildiğini anlatıyor. Gelişmiş ülkelerde bu süre 2-6 ay arasında değişiyor ve deneme süresi zarfında hükümlü, -eğer dine inanıyorsa- mensubiyetine göre din adamı, psikolog ve psikiyatrist tarafından üçlü bir sistemle müşahade altında tutulup dört aşamalı komisyonlardan geçerek tahliye edilebiliyor. Bu şekilde tahliye, ancak dokuz hükümlüden birine uygulanıyor.

            Bizde ise sadece 2 gün içerisinde hükümlünün gardiyanı ‘iyi adamdır’ deyince tahliye mümkün olabiliyor. Yani, bütün hükümlüler otomatik olarak tahliyeden faydalanabiliyorlar.

X X X

            Ağca’nın tahliyesindeki hesabın doğru olup olmadığını, dosyasını görmeden söylemek zordur. Ancak, Adalet Bakanı’nın, bizce de çok isabetli olarak ‘yazılı emir yolu’na gitmesi, tahliye konusunda hukukî tereddütlerin bulunduğunu göstermektedir. Bu olayda ‘kazanılmış hak’ sözkonusu değildir; bu itibarla ‘aleyhe bozma yasağı’ uygulanamaz. ‘Maddî hatâ’, hükümlünün aleyhine düzeltilebilir. Lâkin, infazla ilgili mahkemenin kararı kesin olduğu için, ancak Adalet Bakanı yazılı emir yolunu kullanarak Yargıtay’a gidebilir.

            Şimdi Yargıtay’ın bu konudaki kararını beklemekten başka çâre yoktur.

X X X

            Papa’ya suikast yapan Ağca, 1981’de İtalya’da yargılandı. Yargılama üç gün sürdü ve dördüncü gün mahkeme kararını verdi. Belki orta yaşta olanlar hatırlayacaktır, o zaman Türkiye’de kıyamet koptu. İçlerinde tanınmış hukukçular da bulunan köşe yazarlarımız “Bu kadar kısa sürede yargılama olur mu?” diyerek eleştiride bulundular. Halbuki doğru olan yargılama bu idi. Bizdeki ‘duruşma’larda olduğu gibi, karşılıklı duruşarak yıllarca süren yargılamalar yanlıştır. Hiç unutmam, bir yargılanmam sırasında annemin göbek adı yazılmamış diyerek duruşma iki ay sonraya ertelenmişti.

            Bütün bunlar, artık Türkiye’de köklü bir yargı reformuna olan ihtiyacı açıkça göstermiyor mu?

X X X

            Medyanın Ağca aleyhindeki yoğun neşriyatını normal karşılamak lâzımdır. Çünkü Ağca, Türkiye’nin en önde gelen bir gazetecisini öldürmüştür. Ancak gene de, keşke basınımız buna benzer her konuda aynı hassasiyeti gösterebilse diyoruz.

            Diğer taraftan, Ağca’nın akrabalarının ve yakınlarının onu karşılamasını normal kabul ediyoruz. Lâkin, Ağca’nın ‘milliyetçi’ kabul edilerek bayrakla ve tezahüratla karşılanmasını hoşgörmüyoruz.

            Ağca, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli bir basın mensubunu öldürmüş ve bir dinin en üst temsilcisini öldürmek için suikast teşebbüsünde bulunmuştur. Her iki olay da, insanlık dışı olması bir yana, Türkiye’ye zarar vermiş ve milletlerarası âlemde Türkiye’nin imajını zedelemiştir. Ağca’nın yaptıklarının Türklükle ve vatanseverlikle bağdaşır bir tarafı var mıdır?

            Ağca’ya sahip çıkanların, yandaşlık fanatizmini bir yana bırakıp bu gerçekleri hatırlamalarını tavsiye ederim. .

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ