“Sivil ve Demokratik Çözüm Arayışları” Nedir?

 

            Soros Vakfı tarafından finanse edilen ‘Ermeni Konferansı’ndan sonra, Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Empati Grubu’nca gene Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Türkiye’nin Kürt Meselesi-Sivil ve Demokratik Çözüm Arayışları-1 Konferansı’ geçen hafta sonu yapıldı.

            Stratejileri ve taktikleri malum siyasî Kürtçüler ile bir kısmı iyi niyetli ama ayakları yerden kesik, geri kalan kısmı ise Batı’nın tezlerini peşinen kabullenmiş aydınlar, hiç bir baskı altında kalmadan içlerini döktüler. Daha sonra tabuları yıkmanın verdiği tatminle, herhangi bir ‘sivil ve demokratik çözüm’ bulamadan toplantıyı tamamladılar. Bakalım bu ‘arayışları’ kaçıncı konferansta sonuçlanacak...

X X X

            Kürt konusunda, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren bazı yanlışlıklar yapılmıştır. Atatürk’ün Millî Mücadele yıllarındaki gerçekçi politikası daha sonra devam ettirilememiş; ‘T.C. Vatandaşlığı’nın manası ve ortak ‘üst kimlik’ olan ‘Türk Kimliği’ iyi anlatılamamış; totaliter rejimlerin özelliği olan ‘homojenleştirme’ politikasıyla ‘alt etnik kimlik’ kabul edilmemiş; özellikle ‘ana dil’ konusunda, 12 Eylül Dönemi sonuna kadar devam eden yasakçılık anlayışı hâkim olmuştur.           

            Ancak, insaf, akıl ve vicdan sahibi olan herkesin kabul etmesi gereken bir gerçek vardır: Kürtler, hiç bir zaman ikinci sınıf vatandaş ve azınlık muamelesine tâbi tutulmamış; Türk vatandaşlarının sahip oldukları her türlü hakka ve imkâna sahip bulunmuşlardır. Etnik farklılıkla ilgisi olmayan fakirlik ve geri kalmışlık ise, sadece Doğu ve Güney Doğu’ya mahsus değildir.

            Bu konuda geçmişte yapılan hataların artık devam etmediğini vurgulamamız gerekir. Bazı aydınlarımızın, kötü niyetli ayrılıkçı çevrelerin ve Batı’nın asıl yanılgısı, Türkiye’deki çeyrek asır öncesinin şartlarını hâlen mevcutmuş gibi değerlendirmelerinden kaynaklanmaktadır.

X X X

            Lâf olarak ‘sivil ve demokratik çözüm’den söz etmek çok kolaydır ve kulağa da hoş gelir. Sıkı yönetimleri, silahlı mücadeleyi, savaşı kim ister ki? O halde, şu soruya cevap beklemek hakkımızdır: Sivil ve demokratik çözüm nasıl olacaktır?

            Sivil ve demokratik çözüm arayışı iddiasında bulunanlar, bugüne kadar Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü zedelemeyecek tek bir somut teklif getirebilmiş değillerdir.

            PKK terör örgütü desteğindeki Kürtçü ayrılıkçı hareketin hedefleri bellidir:

            1. Önce, Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtçü hareketi, sivil ve demokratik çözüm yolları arayan ‘barışçı’ bir hareket olarak göstermek.

            2. Bu arada PKK’nın terör faaliyetlerini hızlandırarak siyasî iktidarı kıskaca almak.

            3. Terör eylemlerini durdurmak için ‘af çıkarılması’nı sağlayarak başarı kazanmak.

            4. Siyasî sahada önce ‘özerk yönetim’ kurulmasına çalışmak (Nitekim, 17 Aralık AB Zirvesi öncesinde Avrupa gazetelerinde ‘Kürtler ne istiyorlar?’ başlıklı ilanlarında bunu açıkça dile getirmişlerdir).

            5. Daha sonra, ‘federatif yönetim’in kurulmasını sağlamak.

            6. Nihaî safhada da, Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi’yle -ya da o zamana kadar bağımsız bir devlet kurulmuşsa onunla- birleşerek Diyarbakır merkezli bir Kürdistan kurmak.

X X X

            Bu hesapları yapanlar, PKK’nın terör eylemleri ve çıkarmaya çalıştıkları kitlesel isyan hareketleri kadar, popülist politikacıların tavizkâr tutumlarına, hayalci aydınların desteğine, AB çevrelerinin himayesine ve özellikle Irak’taki ABD güçlerinin kendileri lehine hareket edecekleri beklentisine dayanmaktadırlar.

            Bu hesaplar tamamen yanlış hesaplardır. Kamuoyu, kimin ne olduğunu ve neyin peşinde bulunduğunu çok iyi bilmektedir. Hükûmetin ve devletin, terörizme dönüşen siyasî Kürtçü ayrılıkçılar karşısında, millete rağmen yeni tavizler vermesi sözkonusu değildir. Milletimiz, kimseye en ufak bir ‘egemenlik’ ve ‘toprak tavizi’ verilmesine müsaade etmez. AB’ye alınmamak veya Batı dünyasından tümüyle dışlanmak tehditi altında dahi bu mümkün değildir.

X X X

            Kürt konusunda sivil ve demokratik bir çözüm bekleniyorsa, evvelâ PKK terör örgütünün süratle tasfiye edilerek dağıtılması ve DTH benzeri siyasî hareketlerin terörist eylemlerden arınmış olarak siyasî platforma oturtulması gerekir. Bunun için de, PKK’nın silah bırakması ön şarttır. Ancak bundan sonra ‘af’ ve ‘siyasî temsil’ gibi formüller üzerinde durulabilir.

ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ