İmam-Hatip Dayatması

 

            1739 sayılı ‘Millî Eğitim Temel Kanunu’nun hazırlanması sırasında DPT uzmanı olarak görev almıştım. O günlerde sabahlara kadar çalışarak Kanun’un amacını, sistemini ve maddelerini teker teker inceleyip âdeta bir oya gibi işlemiştik. Danıştay’ın, Millî Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliği’nin bazı maddeleri hakkındaki yürütmeyi durdurma kararının gerekçesini okurken, Millî Eğitim Temel Kanunu’na aykırı olduğu iddiasını görünce, hayretler içinde kaldım.

            Senelerini ‘hukuk’ ve ‘eğitim’le geçirmiş bir uzman sıfatıyla, tam aksine bu yönetmeliğin 1739 sayılı Kanun’un hem ruhuna hem lâfzına tümüyle uygun olduğuna adım gibi eminim. Çünkü, Millî Eğitim Temel Kanunu, eğitimde ‘yatay’ ve ‘dikey’ geçişleri açarak eğitimin sosyal talebe göre demokratikleştirilmesi üzerine inşa edilmiştir. Sözkonusu yönetmeliğin de esas maksadı budur.

X X X

            Niyetimiz yargı kararlarını etkilemek filân değil. Bazı jakoben çevreler, işlerine gelince Anayasa’nın 138. maddesiyle, TCK’nın 288. maddesini hiçe sayarak yargıyı etkilemeye çalışırlar; verilmiş bir yargı kararı üzerinde fikir serdedilince de, “Vay efendim, karar henüz kesinleşmedi ki!” diyerek vâveylayı koparırlar. Anayasa ve TCK’yı istedikleri gibi yorumlayıp nalıncı keseri gibi hep kendine yontanlar, daha ortada hiç bir karar yokken, meselâ Van Rektörü dâvâsında bülbüller gibi şakımışlardı. İşin aslı odur ki, bu hükümleri dar bir yorumla ele almak, düşünce ve düşünceyi ifade hürriyetini zedeleyecektir.

X X X

            Bu yönetmeliğin ardında, herkesin bildiği gibi ‘İmam-Hatip dayatması’ yatmaktadır. Meslek liselerindeki dikey geçişleri kanun yoluyla açamayan Millî Eğitim Bakanlığı, meslekî-teknik orta öğretimdeki gerilemeyi önlemek için yan yoldan dolaşarak geçmeye çalışmış; bu defa da karşısına, YÖK’le birlikte yargı bürokrasisi çıkmıştır.

            Defalarca yazdık, çizdik; bir türlü anlatamadık. Türk eğitiminin en büyük meselesi, meslekî-teknik eğitim ve öğretim meselesidir. Türkiye’de orta dereceli meslekî ve teknik insangücü açığı vardır. Ne yazık ki, 28 Şubat Darbe Dönemi’nde had safhaya ulaşan ‘İmam-Hatip okulları düşmanlığı’ yüzünden meslekî-teknik öğretim tahrip edilmiştir.

            İmam-Hatip Liseleri’ne olan düşmanlık, tümüyle peşin hükümlü, ideolojik bir bağnazlık örneğidir. İmam-Hatip Liseleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘resmî’ öğretim kurumlarıdır. Öğretmenlerini devlet tayin eder, harcamaları devlet bütçesinden karşılanır. Benim anlamadığım şu: Devlet, hiç kendi kurumlarına düşmanlık edip onları baltalar mı? Eğer bu okullar millete, ülkeye ve devlete zararlıysa kapatırsınız. Bu düşmanlık niye?...

            Şunu unutmayalım ki, bir eğitim sisteminde, ‘sosyal talep’ dikkate alınmaz, demokratikleşme sağlanmaz ve ‘yatay-dikey’ geçişler serbest bırakılmazsa, aynen serbest piyasa ekonomisinde olduğu gibi, ‘insangücü açığı’ devam eder.

X X X

            İmam-Hatip sorununda çözüm teklifimiz şöyledir:

            1. Anayasa’nın 24. maddesindeki ‘din kültürü ve ahlâk öğretimi’, zorunlu ders olmaktan çıkarılmalıdır. Böylece, lâikliğe, din ve vicdan hürriyetine daha uygun bir ortam sağlanmış olacak ve bu konudaki tartışmalara son verilecektir.

            2. Aynı maddedeki ‘isteğe bağlı din eğitimi ve öğretimi’ uygulaması, her türlü ilk ve orta öğretim okullarında başlamalı; derslerin müfredatı İmam-Hatip okullarında verilen temel din eğitim ve öğretimini karşılayabilecek seviyede olmalıdır. Bu takdirde, isteyen öğrencinin temel din eğitimi ve öğretimi talebi karşılanabilecek ve İmam-Hatip okullarına olan meslek edinme dışındaki talep, diğer genel ve meslekî-teknik öğretime aktarılabilecektir.

            3. Sistemde bu değişiklik yapılırken, bütün öğretim kurumlarında yatay ve dikey geçişlerin açık olmasına dikkat edilecektir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ