Orta Doğu’da Yeni Ufuklar

 

            Uluslararası ilişkilerin yürütülmesinde tek bir gerçek vardır: Millî menfaatler. Gerisi, bu gerçeği haklı gösteren makyaj ve lafügüzaftan ibarettir. Hâlen dünyanın siyasî yapılanmasının üzerine oturduğu millî devletler, her şeyden önce kendi millî menfaatlerini gözetmek ve korumak zorundadırlar.

            Bu çerçeveden değerlendirildiğinde, Irak Krizi’nin başlangıcından itibaren geçen üç yıldan beri, başta Türkiye ve ABD olmak üzere bütün tarafların, telâfisi imkânsız hatâlar yaptığını müşahade ediyoruz.

            İlk ve en büyük yanlışı biz yaptık. 1 Mart Tezkeresi’nin reddi ve stratejik müttefikimiz ABD’nin ortada bırakılması, Türkiye’yi tamamen devre dışına çıkardı ve başına büyük gâileler açtı.

            ABD ise Irak’ta, kelimenin tam anlamıyla batağa saplandı. Irak’taki bütün hesapları boşa çıktı ve Türkiye’nin yerine peşmergeleri ikâme politikası da iflâs etti. Bu arada İsrail’in, Kürt kartı konusunda ABD’yi yanlış yönlendirmesini de kaydetmek gerekir.

            Rahmetli Özal’ın, Irak ve Kürtler konusunda 15 yıl önce gördüklerini, ne yazık ki bugünkü Türk ve Amerikan stratejistleri göremediler.

X X X

            Son günlerde, ABD istihbarat örgütleri başkanlarının ve dışişleri yetkililerinin Türkiye’yi yoğun bir şekilde ziyaretleri, her iki ülkenin millî menfaatlerinin birleştiği yeni ufukların ortaya çıktığının göstergesidir.

            ABD bakımından durumu incelersek şu noktaları tesbit edebiliriz:

            1. ABD, Irak’ta başarısız olmuş ve hedefine ulaşamamıştır. Artık, problemsiz şekilde Irak’ı terketme ihtiyacı içerisindedir.

            2. Ancak, terörün kaynağının kurutulabilmesi için gerekli gördüğü ‘Büyük Orta Doğu Projesi’nden de vazgeçmiş değildir.

            3. ABD nihayet, aşiretlere ve peşmergelere dayalı bir ‘Kürdistan’ ittifakının, bölgenin tek stratejik gücü olan Türkiye’nin yerini tutmayacağını idrak etmiş görünmektedir.

            4. Diğer taraftan, ABD, küresel olarak da dışlanmaya başlamış ve İngiltere dışında Avrupa desteğini kaybetmiştir.

            5. PKK terörünün koz olarak kullanılamayacağını ve başta El Kaide olmak üzere sözde İslâmcı terör odaklarıyla mücadelede Türkiye’nin yardımına muhtaç olduğunu da farketmiş bulunmaktadır.

X X X

            Türkiye bakımından şu hususlar öne çıkmaktadır:

            1. Türkiye, ABD, Irak ve Orta Doğu politikalarını süratle gözden geçirmek ve değiştirmek zorundadır. ABD yetkililerinin Türkiye’ye akın ettiğini görerek “Bakınız, bizim Tezkere politikamız doğruymuş” şeklinde değerlendirme yapmak, kısır görüşlü, ufuksuz bir taşralı tepkisinden başka bir önem taşımaz.

            2. Türkiye, PKK terör sorununu, ancak ABD ile yeniden, Irak Savaşı öncesindeki ‘stratejik ortaklık’ konumuna gelerek çözümleyebilir. Gene, Irak’taki menfaatlerini ve Kürdistan dilemmasının muhtemel zararlarını da bu şekilde dengeleyebilir.

            3. Türkiye’nin kendi bütünlüğünü muhafazası bölgede ‘Merkez Ülke’ olarak tanzim edici güce kavuşması ve Orta Doğu’da barışın tesisi, ABD ile müşterek menfaatlerde tekrar ‘stratejik ortaklık’ çizgisinde buluşmasıyla mümkün olabilir.

            4. ‘Medeniyetler Uzlaşması’nın yolu, sadece AB’den, İspanya ile beraber yürütülen projeden ve İKÖ toplantılarındaki nasihatlerden değil, Orta Doğu’daki düzenleyici operasyonlardan geçer.

X X X

            O halde, Türkiye’nin ABD ile menfaatlerinin kesiştiği bu şartları çok iyi değerlendirmesi lâzımdır. Dış politikamızı yürütenler, ufak tefek hesapları bir tarafa bırakıp köklü adımlar atmaya hazır olmalıdırlar.

            Bu itibarla;

            1. Irak ve Orta Doğu konusunda ABD ile stratejik ortaklık çerçevesinde yeni anlaşmalar yapılmalı;

            2. ABD’nin El Kaide ve benzeri terör örgütleri konusundaki yardım talebine samimiyetle cevap verilmeli;

            3. Irak’ta huzuru temin edebilmek için TSK’nın gönderilmesi konusunda çekingen davranılmamalı;

            4. ABD’nin Suriye ve İran konusundaki talepleri bir stratejik ortak sıfatıyla değerlendirilmeli;

            5. Irak’ta, 34. Paralelin kuzeyindeki bölgede, Türkiye’nin de dahil olacağı bir federatif çözüme açık olunmalıdır.

X X X

            Türkiye’yi yönetenler, riski göze alarak cesur ve ileri görüşlü bir dış politikayla yeni ufuklara açılmak mecburiyetindedirler.

            2003’teki gafletimizin doğurduğu zararları, ancak bu şekilde kısmen telâfi edebiliriz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ