Yolsuzluklara Dikkat!

  

 

            Hırsızlık ile hırlılık arasındaki sınır, bazen çok ince çizgilerle çizilmiştir. Cam, çerçeve kırıp çalan, çırpan gece hırsızlarının hırsızlığından kimsenin şüphesi yoktur. Ama masasında Türk bayrağı, arkasında Atatürk resmi, bütün gün oturarak “vazifesi”ni(!) yapmaya çalışan üst düzey devlet görevlisinin çaldığını kolaylıkla tesbit edemezsiniz. Hele bunu “vatan, millet, Sakarya” edebiyatıyla yapıyorsa...

            Şimdi yeni usûller icat edilmiş midir, bilmiyorum; bizim bürokratlığımız esnâsında, özellikle yılbaşı dönemlerinde büyük firmaların temsilcileri gelir; masanızın karşısında Bond çantasının arkası size dönük olarak kapağını açar ve “Efendim, size lâyık değil ama firmamızın bir yılbaşı hediyesini takdim etmek istiyorum” derdi. Siz eğer, “Ne münasebet, bu da nereden çıktı?” filân diyerek kızarsanız, “Efendim, firmamızın ismi yazılı küçük bir kalem” der ve size bir ajanda ile plâstik bir tükenmez kalem verirlerdi. Yok eğer, görücüye çıkmış gelinlik kız gibi kırıtıp gülerek, “Ne zahmet ettiniz, ne gereği vardı” deyip teşekkür ediyorsanız; artık firmanın, yöneticisi bulunduğunuz kamu kurumuyla ilişkisine bağlı olarak temsilcinin çantasından çıkan milyarlık Rolex saatler, altın kalem takımları, çakmaklar masanıza sıralanıverirdi. Kulakları çınlasın bazı ANAP’lı bakanlar, ünlü markalardan altın saat, kalem ve çakmak koleksiyoncusu hâline gelmişlerdi.

X X X

            Gün geldi, bununla da iktifa edinilmedi. İktidarlar boğazlarına kadar rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık çamuruna battılar. Ekonomide, bazen boyutları ekonominin de yarısını aşan bir “hırsızlık sektörü” ortaya çıktı. Türkiye’nin, 90’lı yılların başından itibaren on yıllık bir devrede, yerinde saymasının ve geriye gitmesinin temelinde hep bu “hırsızlık sektörü” vardır.

            Gayrımeşru kazancın, bizim medeniyetimize göre ölçüsü açıktır: Hak edilmemiş, alın teri dökülmemiş kazançlar gayrımeşru kabul edilmiştir. Bu tarifin içine, kayıt dışı ekonomi ile haksız rant da dahil bulunmaktadır. Halbuki, kompleks ekonomik münasebetlerde “köreltilmiş vicdan” ile yapılan tartıyla, ortaya net bir ölçü koymak kabil değildir.

X X X

            Türkiye’de en büyük yolsuzluklar “enerji” ve “altyapı”da ortaya çıkmıştır. Bugün, enerji konusunda yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla, bir devrin başbakanı ve bakanları hâlâ Yüce Divan’da yargılanmaktadır.

            2001 Ekonomik Krizi’nden sonra teşkil edilen yüksek kurullar arasında yer alan “Kamu İhale Kurumu”nun, ihale yolsuzlukları için bir çözüm olmadığı görülmektedir. Gene, son kabul edilen “İhale Kanunu”nun da, bürokratik formaliteleri arttırmak ve işleri geciktirmekten başka bir netice vermediği görülmektedir.

            İhale mekanizmasının yeniden gözden geçirilmesi ve “İhale Kanunu”nun değiştirilmesi, hem yolsuzlukları önlemek hem de işleri hızlandırmak bakımından gereklidir.

X X X

            Enerji Bakanlığı Elektrik Üretim A.Ş.’deki yolsuzluğun muhalefet tarafından tenkit edilen tarafı; ilk olarak bir yolsuzluğun, AK Parti İktidarı zamanında ve AK Parti’nin göreve getirdiği yöneticiler tarafından yapılmış olmasıdır. Gerçekten de, bugüne kadar TBMM’nin ve AK Parti Hükûmeti’nin üzerine gittiği yolsuzluklar, daha önceki iktidarlar döneminde yapılan yolsuzluklardı.

            Ancak bu durum, AK Parti İktidarı’nı eleştirmeye zemin hazırladığı gibi; diğer taraftan da AK Parti İktidarı’nın, yolsuzluk yaptıkları takdirde kendi getirdiği kişilerin üzerine de gidebildiğini göstermektedir. Halbuki, meselâ Yılmaz döneminde, hemen hergün yazılıp çizildiği halde enerji yolsuzluklarının üzerine hiç gidilmemiş; bilâkis İçişleri Bakanı Tantan yolsuzlukların üzerine gidince görevinden alınmıştır. Halbuki, son yolsuzluk olayında Başbakan, “Sonuna kadar takip edileceğini” söylemiştir.

X X X

            CHP, kendi içindeki rüşvet iddialarını çabucak unutarak AK Parti İktidarı’nı enerji yolsuzluğuyla suçlaya dursun; bu iktidarın “yolsuzlukla mücadele” konusunda pervâsız ve başarılı olduğunu kabul etmek gerekir.

            Bundan önce de, Uzanlar’ı ihale mafyalarını ve birbirinden yavuz banka hırsızlarını herkes biliyordu. Ancak, iktidarların bir kısmı bunlarla mücadele etmekten korktular; bir kısmı da bunlarla ortaklığı tercih etti. Sorarım size, iki sene önce birisi çıkıp da bir siyasî iktidarın yolsuzluğa adı karışan başbakanların, bakanların üstüne gideceğini; Cem Uzan, Erol Aksoy, Ali Balkaner gibi kişilerle mücadele edeceğini; M. Emin Karamehmet, Kâmuran Çörtük, Halis Toprak, Cavit Çağlar gibi iş adamlarından milletin, devletin alacaklarını tahsil edeceğini ve Alaattin Çakıcı, Sedat Peker gibi mafya babalarının üzerine gideceğini söylese, inanır mıydınız?...

            Şimdi de, kendi getirdikleri çürük elmaları ayıklamak için üzerlerine gidiyorlar.

X X X

            Lâkin, dürüstlüğüne inandığımız Başbakan’a ve diğer ilgililere de bir çift sözüm var; Bundan sonra getirdiğiniz adamlara dikkat ediniz ve üzerine gitmek için de ateşin bacayı bu kadar sarmasını beklemeyiniz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ