Yusuf Bozkurt Özal’a Saygı

  

            Bu memlekette insanın ölüsüne bile saygı gösterilmiyor. Adamın biri, sanki üzerine vazifeymiş gibi, merhum Yusuf Bozkurt Özal’ın Süleymaniye Camii’nin hazîresine defnine izin veren Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptali için Danıştay’da dâvâ açıyor. Danıştay da usul ve esas bakımından reddi gereken dâvâyı 4 yıl “görüşüp” iptal kararı alıyor.

            Sorarım size, 70 milyonluk Türkiye’de bu kararı doğru bulan ve alkışlayan kaç kişi vardır dersiniz?

            Şimdi, bu uygulama niteliği bulunmayan yanlış kararı uygulamaya kalksalar; ömrünü millete ve devlete hizmetle geçirmiş bir gönül adamının mezarını açıp kemiklerini çıkarsalar, bu kimin hoşuna gidecek?!... Böyle bir uygulamadan ancak leş kargaları ve akbabalar ile Özal’lara hâla kin besleyenler hoşlanabilirler...

X X X

            “Efendim, biz işin hukukî tarafıyla ilgileniriz; gerisi bizi ilgilendirmez” derseniz, buyurunuz olayı “hukukî yönden” irdeleyelim:

            Bir defa, dâvâyı açan avukatın dâvâ konusu ile ilgili hiçbir menfaat bağı yoktur. Herhalde dâvâcı kalkıp da, “Oraya beni niye  gömmüyorlar da onu gömüyorlar” demiş olamaz.  “Kamu düzeni”nin herkesi ilgilendirdiği şeklindeki bir iddianın hukûken kabulü mümkün değildir. Yani, Danıştay’ın bu dâvâyı işin başlangıcında reddi gerekirdi.

            İkinci olarak, Danıştay’ın iptal gerekçesi ile Bakanlar Kurulu Kararı’nın hiçbir ilgisi yoktur. Başbakanlık Müsteşarlığım esnâsında bu nevi Bakanlar Kurulu Kararlarını yakından incelemek fırsatını bulmuştum. Bakanlar Kurulu Kararı’nın kanunî mesnedi (yasal dayanağı), 1930 tarihli ve 1593 sayılı “Umumî Hıfzıssıha Kanunu”dur. Kanunun 211. maddesine göre, “sıhhî mahzur olmadığı takdirde İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) kararıyla” defin yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Yani, Danıştay’ın iptal kararı verebilmesi için, bu definden sağlığı zarar görmüş bir kişinin dâvâ açması ve defnin sağlığına zarar verdiğini ispat etmesi gerekir.

            Üçüncü olarak, Danıştay’ın iptal gerekçesinde,  kendisini Anayasa Mahkemesi yerine koyarak, uygulamayı Anayasa’nın “eşitlik ilkesine”ne aykırı bulması doğru değildir. Danıştay, öncelikle önündeki kanunları uygulamak durumundadır.

            Dördüncü olarak, Danıştay 10. Dairesi’nin, 1930’dan bu yana yapılan bu uygulamayı anlamadığı ve bilmediği görülmektedir. Çünkü yetkinin Belediyelere ait olduğunun gerekçede belirtilmesi, Bakanlar Kurulu’nun yetkisinin kabul edilmediği anlamına gelir. Bu durumda, Danıştay’ın 1593 sayılı Kanun’un 211. maddesinin iptalini istemesi gerekir; fakat Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptali yanlış olur. Gene, “kentsel ve tarihî sit alanı” olma konusu da, aynı kanunun verdiği yetki çerçevesinde gerekçe olarak kullanılamaz.

            Beşinci olarak, bu iptal kararının “uygulama niteliği” yoktur. Yıllar önce defnedilmiş bir mevtayı mezarından çıkarma anlamına gelecek bir kararı verirken Danıştay’ın, meseleyi uygulama niteliği açısından değerlendirip reddetmesi gerekirdi.

 

X X X

            Dr. Yusuf Bozkurt Özal, benim yakın dostum, ağabeyimdi. Oğlu İbrahim’in dediği gibi, olayı “insanî açıdan” değerlendirdiğimde yüreğim parçalanıyor; ülkemde böyle bir yargı anlayışı olduğu için kahroluyorum.

            Kimdir bu Yusuf Bozkurt Özal? 61 yıllık ömründe millet ve devlet hizmetinde saçını ağartmış, Devlet Plânlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı yapmış değerli bir uzman; dürüst, namuslu, çalışkan, vatansever bir devlet adamı... Aleyhinde tek bir kötü söz söyleyebilecek varsa buyursun söylesin!...

            İşte bu zât bir gün vefat ediyor ve vasiyeti üzerine çok sevdiği annesi rahmetli Hafize Özal Hanımefendi’nin yanına defnediliyor. Bunun üzerine kıyametler koparılıyor. Sanki bugüne kadar cami hazîrelerine defnedilen yokmuş gibi, ortalık velveleye veriliyor. Haydi bakalım diğer binlerce mevtayı da mezarlarından çıkarmaya kalksanıza!...

X X X

            Başbakanlık, “Bu karar uygulanamaz” diyerek temyize gitmelidir. Danıştay da, bu “iş olsun” kabilinden verilmiş kararı düzeltmelidir.

            Unutulmasın ki, bu nevî mâşerî vicdanı rahatsız eden yanlış kararlar, önce yargıyı yıpratıyor.

X X X

            Yargı mensuplarına da bir çift sözüm var. Bırakınız bu tip dâvâlarla uğraşmayı da, Hürriyet Gazetesi’nin dünkü nüshasındaki Uğur Dündar’ın “Hepsi Aynı Masada” başlıklı manşet haberine bakınız.

            Rahmetli Özal’ın mezarıyla değil, haberdeki fotoğrafla ilgilenmeniz, yargının selâmeti bakımından daha isabetli olacaktır.

X X X

            Sevgili Yusuf Bozkurt Özal, nûr içinde yat. Bu ülkede hiç kimsenin gücü, seni kabrinde rahatsız etmeye yetmeyecektir.                                                      

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ