“Devlete Türban Giydirmek”

 

 

Siyasetin duayeni Demirel, geçenlerde “Kırkpınar cazgırları” gibi ortalığı kızıştırdı. Erdoğan’ın eşinin başörtülü olmasının  Cumhurbaşkanlığını engellemeyeceğini söyleyerek, “Ancak böyle bir kural konulmalı tabiî. Devrim kanunlarına ilâve getirin” deyiverdi. Demirel’in bu çok “hikmetli”(!) lâfını, kimileri “R.Tayyip Erdoğan da Cumhurbaşkanı olabilir, neden olmasın?”; kimileri de “Kanun çıkarın da, eşi başörtülüler Cumhurbaşkanı olamasınlar” diye yorumladılar. Demirel’i yakından tanıyan bazı tecrübeli politikacılar da, durup dururken ortaya attığı bu sözü, “Horoz ölür, gözü çöplükte kalır” şeklinde tercüme ettiler. Hoş, Sezer’i gördükten sonra halkımız Demirel’i mumla arar oldu ya... Hani bir lâf vardır, “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” derler. Lâkin dostlarım, bu koskoca memlekette sıtmasız adam bulmak mümkün değil mi?

X X X

            Şu çarpık zihniyete bakınız ki, yıllarca başörtülü seçmenlerin oylarını almak için onlara şirin gözükmeye çalışmış Demirel, “Devrim Kanunları”na, “Cumhurbaşkanı’nın karısı başörtüsü kullanamaz” diye hüküm koydurmaya kalkıyor. Artık “metruk” hâle gelmiş bulunan, ya “25 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanun”a, ya da  “3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun”a (Teşrinisâni, Kanunuevvel, İktisâs gibi kelimeleri ve 1341 tarihini kaç kişi biliyor dersiniz?) bu ilâveleri yaptırarak R. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdülkadir Aksu gibi kişilerin Cumhurbaşkanlığına mâni olacaksınız demek... Bari eliniz değmişken, Anayasa’nın “Cumhurbaşkanı’nın nitelikleri”ni düzenleyen 101. maddesini de değiştirerek, “Cumhurbaşkanı, 65 yaşını doldurmuş, 100 kilodan aşağı olmayan, kerli ferli, domates yanaklı, kanunları ve atama kararnamelerini veto eden kişiler arasından seçilir” deyin de “işi” garantiye alın...

X X X

            Hem bu kanun ve anayasa değişikliklerini kim yapacak? Meclis’te yaklaşık üçte iki çoğunluğa sahip AK Partili milletvekilleri mi?!...

            Baykal, daha da ileri gidiyor ve “Cumhurbaşkanı’nı bu Meclis seçerse ülkede gerginlik olur” diyor. Çünkü efendim, AK Parti yüzde 34.3 oranında oy almışmış. Rahmetli Özal, Cumhurbaşkanlığına seçildiğinde ANAP da yüzde 36.2 oranında oy almıştı ve milletvekili sayısı da bugünkü AK Parti’nin çok altındaydı; kimse seçimin demokratik meşrûiyetine itiraz etmemişti. Beyefendi’nin hesabı ortada: AK Parti iktidar yıpranmasına uğrayacak ve seçimden sonraki Meclis, belki Sezer gibi CHP zihniyetli birisini aradan Cumhurbaşkanlığına kaydırıverecek. Bu kişi de, bir türlü Başbakan olamayan Baykal, eski kurt Demirel ya da türban düşmanlığını ispatlayan Bumin niye olmasın ki?!..

Baykal ve onun gibi düşünenler, TBMM’nin millet iradesini yansıtmadığı görüşünde iseler -ki bu görüş tamamiyle gerçek dışıdır-, kendilerine güveniyorlarsa, Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’nın seçimini düzenleyen 102. maddesi değiştirilsin ve Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçilsin. Bakalım, o takdirde Baykallar. Sezerler, Demireller mi seçilecek, yoksa Erdoğanlar, Güller, Arınçlar mı? Haydi bakalım hodri meydan!...

X X X

            Baykal, “Devletin türbanlılaştırılması”ndan, “Devlete türban giydirilmesi”nden söz ediyor. Şimdiye kadar “Devlete üniforma giydirilirken” neden ses çıkarmadınız Sayın Baykal? Sayenizde siyasî ilimler literatürü “türbanlı devlet” diye yeni bir terim kazandı. Halka ters düşen bu zihniyetteki jakobenlerin, “demokratik devlet”, “hukuk devleti ya da hukukun üstün olduğu devlet” gibi bir sıkıntıları hiç olmamıştır. Varsa da, yoksa da türban...

            Neyse ki, Baykal lûtfedip, “genel, yaygın, tarihsel olarak hanımların örtünme tarzı” diye tarif ettiği “başörtüsü”ne karşı olmadığını söylüyor. Öyleyse Emine Erdoğan başörtüsünü “geleneksel tarzda”(!) başının altında bağlarsa, demek ki Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı olabilecekmiş...

            Bu saçmalık karşısında herhalde Atatürk’ün Anıtkabir’de kemikleri sızlıyordur. Çünkü, Cumhurbaşkanı olduğu zaman eşi Lâtife Hanım’ın da, başı “türbanlı” idi. En keskin inkılâplara imzasını atan Atatürk, karısının başını açtıramaz mıydı?

            Bırakınız Cumhuriyeti, Osmanlı döneminde dahi başörtüsü hiç bir zaman modernleşmenin önünde engel teşkil etmemiştir.

 

X X X

            Demireller, Baykallar boş yere “garınlarından gonuşmasınlar...” Bütün bu beyanların, millete değil de “zinde güçler”i tahrik etmek amacıyla verildiğini anlamamak için aptal olmak lâzımdır. Maksat açıktır: “Devletten içerû devlet”i hareketlendirerek, millî irade dışı zorbalıklara dâvet etmek... Kimse kendi politik entrikalarına devlet kurumlarını âlet etmeye kalkışmasın. Aksi takdirde, karşısında milleti bulacaktır.

X X X

            Ben, Başbakan Erdoğan’ın, parlamenter sistem içerisinde Cumhurbaşkanı olmasını doğru bulmuyorum. Daha yolun başlangıcında, dinamizmi ve gençliği devam ederken Başbakan olarak hizmet etmesi daha uygun olacaktır. Merhum Özal’a da, aynı gerekçeyle itiraz etmiş fakat dinletememiştim,.

                Bu Meclis Cumhurbaşkanı’nı seçecek ve kim ne derse desin, millî iradenin kendisine tevdî ettiği en tabiî demokratik hakkını kullanacaktır.
 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ