Mafya ile Mücadele

 

 

            Mafya tipi örgütlenmeler, dünyanın her yerinde, azalarak da olsa hükmünü sürdürüyor. Sicilya’lı mafya babalarından sonra Amerikan mafyası, Rus mafyası, Japon mafyası; bu arada bizde de Kürt mafyası, Karadeniz mafyası ve diğerleri.

            Lâkin beni en fazla üzen, “Ülkücü Mafya” tabiri... Hiç millî ülküler, idealler ile gangsterlik bir arada olabilir mi? Soğuk savaş döneminin “vatan, bayrak, ezan” diye her türlü fedakârlığa ve mihnete katlanan tertemiz gençlerini tenzih ediyorum. Kendisini “ülkücü” olarak tanımlayan adî çetecilerin, bu idealist nesil ile hiçbir ilgisi olamaz. Nitekim, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu sergerdelerle her zaman mücadele etmiş ve bunların  “ülkücülük”le ilgisinin olmadığını vurgulamıştır.

X X X

            Türkiye’de son kırk yıllık dönemde mafya, gittikçe artan bir hızla tesirini arttırmıştır. Bunda, toplumdaki yanlış münasebetlerin, siyasîlerin, güvenlik güçlerinin ve yargının tesiri olmuştur.

            Önce “adalet ve yargı sistemi”nden başlayalım. Geç işleyen ve çeşitli sebeplerle etki altında kalan yargı, vatandaşı “ihkâk-ı hak” yoluna sevketmiş; adalete güveni kalmayan vatandaşlar, haklarını bizzat aramaya yönelmişlerdi. Meselâ, “çek-senet mafyası”na rağbet edilmesinin sebebi budur. Bazı meselelerde avukatlık ücreti yerine mafyaya para verilmesi, daha yararlı olabilmiş; hatt⠓mafya-avukat” ikilisi bir arada değerlendirilmiştir.

            Bazı yargı mensupları ile mafyanın ilişkisi ise öteden beri bilinmektedir. İçişleri Bakanı’nın, “Biz yakalıyoruz; yargı bırakıyor” feryadını, sadece hukukî boşluklar ile izah etmek mümkün değildir. Bir kısım yargı mensupları üzerinde mafyanın üç türlü baskı kurduğu anlaşılmaktadır:

            1. Rüşvet vermek.

            2. Tehdit ve şantaj yoluyla korkutmak.

            3. Devlet menfaati iddiasıyla etkilemek.

X X X

            Devletin istihbarat ve güvenlik güçlerinin bazı unsurları da mafya ile irtibatlıdır. Dış ve iç olaylarda, “millî çıkarlar” gerekçesiyle kanun dışı bazı kişi ve grupların kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, MİT ve Emniyet’in bazı birimleri, istihbarat ihtiyaçlarını bu gruplarla ilişki kurarak sağlamaya çalışmışlardır. Tabiî böyle olunca da, “devletin mafyaya fatura ödemesi” gerekmiş; bir kısım mafyanın beslenmesine ve semirmesine göz yumulmuştur.

            Diğer taraftan, bu içiçelik sonunda, bazı resmî istihbarat ve güvenlik görevlileri ile mafya arasında menfaat bağı da tesis edilmiştir. Ne yazık ki bu çirkin ilişki, özellikle ara rejim dönemlerinde bazı askerî şahıslara kadar uzanabilmiştir.

            Alaattin Çakıcı’nın “Devletimle hesaplaşacağım” sözünün arkasında, devlet görevlileri ve siyasîlerle ilişkinin varlığı hissedilmektedir..

X X X

            Bazı siyasîlerin ve iş adamlarının da mafyayla yakın münasebetleri olmuştur. Uzanlar ile Ahmet Özal’ın Star TV mücadelesinde, Çakıcı ve adamlarının da rolünün bulunduğu iddiası, hiç yenilir yutulur bir şey midir? Ya, Mesut Yılmaz’ın Macaristan’da kendisine yumruk atan mafyacıları affetmesine ne demeli!... Geçmişte ANAP kongrelerine mafyanın burnunu soktuğunu biliyoruz. Misâlleri uzatıp da siyasîleri daha fazla korkutmayalım. Zaten bu ilişkilerden bir kısmını Çakıcı biliyor: döndüğünde anlatsın da neşemizi bulalım.

            Bir kısım iş adamının servetinin temelinde bu kötü ilişkiler yatıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı, ihale yolsuzlukları ve diğerleri...

X X X

            AK Parti İktidarı’nın en büyük avantajı, “mafyaya gebe olmaması”dır. Muârızları AK Parti İktidarı’nı her bakımdan tenkit etmiş; ancak kimse mafya ile ilişkileri konusunda en ufak bir iddiada bulunamamıştır.

             Son derece dürüst ve cesur olan Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı, mafyaya ve yolsuzluklara karşı başarılı bir mücadele vermektedir.

            Ancak bunun yeterli olmadığı görülüyor. Çetelerle mücadelede Çiçek’in çağrısına ve Aksu’nun haklı şikâyetlerine kulak vermek gerekir.

X X X

            “Mafya ile mücadele” için Başbakanlık, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın iştirakiyle ayrı bir “merkez” kurulmalı; bu merkezin koordinasyonunda mafyaya karşı toplu bir operasyon başlatılmalıdır.

            Bu merkez, önce devlet içinde mafya ile irtibatlı unsurların tasfiyesini sağlamalı; istihbarat ve güvenlik kuruluşları ile yargıyı yakın takibe almalıdır.

            Kimseye ödenecek diyet borcu olmayan AK Parti İktidarı’nın mafyayı tesirsiz hâle getirmesini bekliyoruz.        

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ