İyimser Bir Ekonomi Yazısı

  

            Bayramın üçüncü günü içinizi ferahlatmak için tozpembe bir ekonomi tablosu çizmek niyetinde değilim. Daha birkaç sene önce çok ciddî bir iktisadî kriz yaşayarak iflâsın eşiğine gelen Türk ekonomisini güllük gülistanlık göstermek ve bütün sorunlarının çözümlendiğini iddia etmek elbette mümkün değildir. Ancak, son üç senede gelinen noktayı izah ederken, hiç zorlanmadan ekonomideki iyimser tabloyu anlatan bir yazı yazabiliyorum.

X X X

            Radikal’in güçlü ekonomi ekibinin yanında iktisadî konularda kalem oynatmanın zorluğunu biliyorum. İç ve dış politikanın nâmütenahi girdabında dönüp durmaktan, ekonomideki gelişmeleri yazmaya fırsat bulamıyorum. Halbuki bendeniz naçizâne iktisatçıyım ve bu sahada teorisyen ve tatbikatçı olarak yıllarca hizmet verdim. Bundan cesaret alarak makro ekonomi ve Türkiye ekonomisi alanlarında bir uzman sıfatıyla genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

            Ekonomide günlük ve teknik ayrıntıya inen değerlendirmeler ile finansal analizler de önemlidir. Ancak, mukayeseli tahliller, neticeye ulaşmada daha anlamlı kabul edilirler. Türk ekonomisindeki bünyevî hastalıkları teşhis ederken bu nevi bir analiz gerekir.

X X X

            Türk ekonomisi 2003-2005 yılları arasında gerçekten köklü bir değişim geçirmiştir. Ekonomik polemiklerle bu müsbet değişimi gölgelemek imkânsızdır. Şöyle ki:

            ·          Merhum Özal’ın deyimiyle ‘enflâsyon canavarı’ mağlup edilmiştir. 1977 yılının ortasından itibaren, özellikle birbiri ardından gelen petrol şoklarıyla yüzde 25’i geçen enflâsyon oranı, 30 yıl sonra ilk olarak yüzde 10’nun altına indirilebilmiştir. 2002 yılı öncesi son on yıllık devrede (1993-2002) ortalama yüzde 73,5 olarak seyreden enflâsyon oranı (Tüketici Fiyatları Endeksi’ne göre), 2005 yılında yüzde 7,7’ye düşürülmüştür. Üretici Fiyatları Endeksi ise, bunun çok altında yüzde 3’lere kadar gerilemiştir. Üstelik bu başarı, 2003 başında 31,1 dolar olan varil başına ham petrol fiyatının bir misli artarak 60 doları geçmesine rağmen elde edilebilmiştir.

            ·          Son üç yıllık dönemde, ‘büyüme hızı’ ortalama olarak yüzde 7’nin üzerinde olmuş; 2004’te bu oran yüzde 10’a yaklaşmış ve Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer almıştır. Bu kalkınma oranında, geleneksel şekilde tarımda hava şartlarına bağlı yükselmelerin tesiri yoktur. Diğer taraftan, önceki on yılda özel yatırımların büyümedeki etkisi 0,2 puandan, bu dönemde 4,1 puana yükselerek sıhhatli bir ekonomik yapının müjdecisi olmuştur.

            ·          1980’de Özal ile birlikte 24 Ocak Ekonomik İstikrar Tedbirleri’ni hazırlarken, Türkiye’nin dış ticaret hacmi birkaç milyar dolar civarındaydı. Türkiye’nin dünya ticaretinde esamisi bile okunmuyordu. Analizini yaptığımız dönemde dış ticaret hacmi bir misli artış göstererek 200 milyar dolara ulaşmış; Türkiye, dış ticaret hacmi bakımından dünyanın ilk 22 ülkesi arasına girmiş ve 2005 yılında dünyada ihracatın en hızlı yükseldiği ülke olmuştur. Serbest kur sisteminin sonucunda döviz fiyatlarının ihracatçı aleyhindeki gelişimine mukabil, 2005 yılı ihracatı 74 milyara ulaşmıştır. İthalatın, ara malı ve yatırım malı ağırlıklı artışı ise dış açığın önemini azaltmaktadır.

            ·          Faiz oranları, 2002’de yüzde 63’ten, 2005’te yüzde 14’e düşmüş; bankalar disiplin altına alınarak yeni bir yapılanmaya geçilmiş; ‘iç borçlanmalar’ düzenli bir hâle getirilmiş ve dış borç faiz yükü azaltılmıştır.

            ·          Son dönemde ilk olarak ‘bütçe disiplini’ sağlanmış ve bütçe açıkları öngörülenin de altına indirilmiştir. Türkiye, 2005 yılında ‘kamu açığı’yla ilgili Maastricht Kriteri’ne ulaşmıştır.

            ·          Türkiye’nin uluslararası ekonomik itibarı artmış; kredi notu üç basamak yükselmiş; yabancı sermaye akışı daha önceki dönemle mukayese edilemeyecek şekilde hızlanmıştır.

            ·          YTL uygulaması bile başlıbaşına bir malî reformdur ve başarıyla gerçekleştirilmiştir.

X X X

            Bütün bu ekonomik icraatlar yapılırken, sıkı bir para ve maliye politikasıyla adı konulmadan ‘kemerleri sıkma’ uygulamasına gidilmiştir. Bunun sonucunda da, orta ve dar gelirliler çok zor şartlar altında çalışmak zorunda kalmışlar ve sıkıntı çekmişlerdir.

            Lâkin, ben bu kritik dönemin 2006 ortalarında aşılmaya başlanacağını düşünüyor ve bu olumlu makro göstergelerin süratle gelişen bir Türkiye’nin işaretleri olduğuna inanıyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ