AB ZİRVESİ VE ANAYASALAR

 

            Yarın Brüksel’de başlayacak AB Zirvesi’nde üç problemli saha görülüyor:

            1. AB Ortak Anayasası’nda din meselesi: Vatikan’ın çalışmaları neticesinde Avrupa Anayasası Taslağı’nın 51. maddesinde, AB’nin kiliselere açık olduğunu vurgulayan ve kiliselerle diyalog kurulmasını öngören ifadeler bulunuyor. “Kiliselerin ve mezhepler üstü örgütlerin statüsü”nün ele alındığı bu madde, bir taraftan laiklik çerçevesinde tenkitlere mâruz kalırken, diğer taraftan da ortak Avrupa kültüründeki “Hristiyan ve Musevî mirası”ndan bahsedilmesi isteniyor. Bu arada İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’ın İslâmiyet’in tesiri konusunda da bir kanaati bulunuyor. Türkiye de, AB Daimî Temsilcimiz Büyükelçi Oğuz Demiralp vasıtasıyla bu konudaki tenkitlerini açıkladı. Ülkemizdeki lâiklik tartışmaları ile ortak Avrupa Anayasa Taslağı’ndaki 51. maddeyi mukayese ettiğimizde, zavallı Avrupalıların lâiklik konusunda bizden ne kadar geride olduğunu iftiharla farkediyoruz(!)...

            2. AB Komisyonu üye sayısının belirlenmesi ve kararların ülkelerin oy oranlarına göre alınması: Bu konuda nüfusu kalabalık olan Almanya ve Fransa gibi ülkelerin, oy oranı kriteri hususunda ısrarlı olacağı anlaşılıyor.

            3. Avrupa güvenlik ve savunma politikası ile ilgili tartışmalar: AB ülkelerinden birinin dış tehdite uğraması hâlinde durumun ne olacağı konusunda düzenlenecek Anayasa hükmü de tartışma konusu oluyor. Bazı AB ülkelerinin bu konuda risk alma taraftarı olmadığı görülüyor.

X X X

            Türkiye’nin durumuna gelince, bu zirvenin bizim açımızdan kolay geçecek bir toplantı olacağı söylenebilir. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül’ün iştirak edecekleri bu zirvede, 5 Kasım tarihli “İlerleme Raporu”ndaki olumsuzlukların telâfi edilebileceği beklentisi içerisindeyiz. Pazar günü Kıbrıs’ta yapılacak seçimlerden önce sonuçlanacak zirvede, Türkiye bakımından en önemli nokta, İlerleme Raporu’ndaki “Kıbrıs’taki çözümsüzlük” ifadesinin bu defa olumlu bir şekilde değiştirilerek, “Kıbrıs’taki çözümün” Türkiye’nin üyelik beklentilerini kolaylaştıracağı ve Kıbrıs’ın bir ön şart olmadığı vurgusunun yapılabilmesidir. Bu konuda, Erdoğan’ın kesin tavrının ve Gül’ün sabırlı çalışmalarının sonucu değiştirebileceğini ümit ediyoruz.

X X X

            Zirve “Sonuç Bildirgesi”nde, Türkiye’nin eksikleri hakkında sıralanan 5 maddeden ilk dördü, Kopenhag kriterleri ile ilgilidir; son ekonomik madde ise Maastricht kriterleri alanına giriyor. Bunlardan ilk dördü hakkında “İlerleme Raporu”nda da tenkitler yer almıştır. Yargı; örgütlenme, ifade ve din gibi temel özgürlükler; asker-sivil ilişkisinin demokratikleştirilmesi gibi üç ana noktadaki tenkitlerin haklılığı konusunda, bir avuç tepeden inmeci, jakoben, militan demokrat haricinde kimsenin şüphesi bulunmamaktadır. Ancak, Güneydoğu’daki durum ve kültürel haklar konusunda, AB çevrelerinin belirli etkiler altında kalarak haksızlık yaptığını düşünüyoruz. Son madde olan, “Makro ekonomik durumun iyileştirilmesi için adımlar atılmalı” şeklindeki eleştiri yerine, tam tersine, makro ekonomik durumdaki iyileştirmeler için Rapor’da teşekkür ve takdir ifadelerinin yer alması gerektiği görüşündeyiz. Son çeyrek asırda ilk defa yüzde 20’nin altına düşürülmüş bir enflâsyon oranı, oldukça önemli bir büyüme hızı ve her açıdan iyileştirilen makro ekonomik durum karşısında bu ifadelerin Sonuç Bildirgesi’nde yer alması, AB çevrelerinin, Kıbrıs’tan sonra bu defa da tartışmaya açık ekonomik göstergeleri ortaya süreceği hususunda bizleri endişeye sevketmiştir.

X X X

            AB Zirvesi’nde, Ortak Avrupa Anayasası’nın hükümleri tartışıla dursun, “yeniden yapılanma” iddiasında bulunduğumuz Türkiye’de, hâl⠓Yeni Anayasa” hazırlıklarının başlatılmamış olması, çok ciddî bir ihmal ve noksanlıktır. Sadece AB’ye uyum bakımından bile olsa, Yeni Anayasa’nın vakit kaybedilmeden süratle hazırlanarak yürürlüğe konulması elzemdir. AK Parti İktidarı’nın en büyük reformunu teşkil edecek “Kamu Reformu Temel Kanunu Tasarısı”nın kanunlaştırılarak yürürlüğe sokulabilmesi için de, önce Yeni Anayasa’nın hazırlanması gerekecektir.

X X X

            Lâkin, hazırladığı Kanun Tasarılarını, muhalefetle karşılaşınca geriye çeken ve Kur’an Kursu Yönetmeliği’ni dahi yürürlüğe koymaktan korkan bir siyasî iktidarın, Yeni Anayasa’yı nasıl hazırlayarak uygulamaya koyabileceği de, gerçekten sorulması gereken bir sualdir vesselâm...

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2003 YILI YAZI LİSTESİ