Yeni Anlaşılan Atatürk

              

O, büyük bir lider, dâhi bir siyaset ve devlet adamı, gerçek bir inkılâpçı idi.

            “Millî Mücadele”nin önderliğini yaptı. Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi, “Umutların yok olduğu bir dönemde, etnik ve dinsel köken farklılığı gözetmeksizin tüm yurttaşları aynı ülkü etrafında toplayarak ulusal birliği gerçekleştirdi...”

            Hiç bir zaman ideolojilerin ve doktrinlerin yönlendirmesine kapılmadı. Başbakan’ın söylediği gibi, “Atatürk, bir doktrin ya da ideoloji vaz etmemiş, herhangi bir ideolojiye dayanma gereği hissetmemiştir. Onun temeli akılcılıktır...”

X X X

            Ne yazık ki, bu büyük lider ve devlet adamı, yıllarca peşin hükümlerle değerlendirildi. Günlük politikanın odağına çekildi. Atatürkçülük/Kemalizm, zorla kabul ettirilen bir ideoloji hâline getirilmeye çalışıldı.

            “Atatürk”, çok sevdiği milleti için bir “tabu” ve baskı unsuru olarak takdim edildi. Milletini esaretten kurtaran, yepyeni bağımsız bir devlet kuran, ileri görüşlü büyük bir “millî lider”in, bir “millî kahraman”ın zorla sevdirilmeye ihtiyacı var mıdır? Hele, halka mal olmuş bir devlet adamının korunması için kanun çıkaran bir ülke gösterebilir misiniz? Bugün Türkiye’de, “Atatürk’ü Koruma Kanunu” vardır ve hâlâ yürürlüktedir.

            Bu ayıbı temizlemeye kalksanız, bilcümle “Atatürk bezirgânı” vâveylâyı koparır ve sizi “Atatürk düşmanı” ilân ederler...

X X X

            Bütün bu garâbetin sebebi, Atatürk’ü “idol”leştirip tabu hâline getiren, O’nun düşüncelerini dogmatik kalıplara sokan dar görüşlü jakoben Cumhuriyetçiler ile Atatürk’ü istismar ederek siyasî menfaat sağlayan Kemalistler’dir.

            Atatürk’ü putlaştırmaya çalışanlar, o derece ileri gitmişlerdir ki, O’na ulûhiyet izafe etmeye bile kalkışmışlardır. “Ata ekber, Ata ekber” ya da “Kâbe Arabın olsun/Bize Çankaya yeter” diye sözümona şiirler yazanlar; ellerinde büstlerle kutlama yapanlar; 10 Kasım’ı yas günü ilân ederek olmadık zorlamaları yıllar yılı tekrarlayanlar, milletle Atatürk arasına mesafe koymuşlar, güyâ sevdirmeye çalışırken halkı, kendi millî önderinden uzaklaştırmışlardır.

            Bu yabancılaştırmada, siyaset arenasında daima mağlup olan CHP’lilerin, kendi iktidarsızlıklarının acısıyla önüne gelene “Atatürk düşmanı” damgasını vurmasının da rolü büyüktür.

X X X

            Buna mukabil, Kemalist karşıtı grup da Atatürk’ü istismar etmiş; kulaktan dolma bazı rivayetlerle, Atatürk ve dönemi hakkında, daha çok dedikoduya dayanan değerlendirmelerle siyasî menfaat temini yoluna gitmiştir.

            Bu gruptaki politikacılar, asker korkusuyla Atatürk hakkındaki görüşlerini gizlemişler ve “riyakâr” bir tutum içinde olmuşlardır.

X X X

            Atatürk, bu iki uç grubun zıtlaşması yüzünden gerçek fikirleriyle değerlendirilememiş; 10 Kasım’lar, Anıt Kabir ziyaretleri ve bayram nutukları üçgeninde sıkışıp kalmıştır. Ölümünden sonra 66 yıl geçmesine rağmen, bu büyük devlet adamının hâlâ gerektiği gibi anlaşılamamış olmasını esefle karşılıyoruz.

            Türk Milleti’ni “çağdaş uygarlık düzeyi”ne çıkarmaya çalışan bir liderin, istismar edilerek “değişimi engelleyen” bir zihniyetin âleti hâline getirilmesi, O’na yapılacak en büyük haksızlıktır.

X X X

            Genelkurmay Başkanı’nın dediği gibi, “Atatürk’ü daha iyi anlayabilmek için O’nun düşünce yapısının bilimsel bir yaklaşımla derinlemesine incelenmesi, Türk ulusuna ve hatta ‘medeniyetler çatışması’ gibi kavramları tartışan günümüz uygarlığına çok şeyler kazandıracak ve aynı zamanda O’nu bu günlere taşıyarak yorumlamak suretiyle genç nesillere daha iyi anlatabilmenin yolunu da açmış olacaktır.”

X X X

            Atatürk’ün yeniden değerlendirilmesi, Türkiye’nin gelişimini ve değişimini hızlandıracaktır.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ