Kardeş Pakistan’ın Yardımına Koşmalıyız

 

 

            Geçtiğimiz gün, Pakistan’ın Keşmir bölgesini ve bu bölgenin Hindistan’da kalan kısmını tesir sahası içine alan çok şiddetli bir deprem meydana geldi. Depremin merkezindeki Keşmir’de 30 binden fazla ölü ve 50 bin civarında yaralı olduğundan bahsediliyor. Haberi öğrenince mübârek Ramazan ayının tadı kaçtı; tatlı pişirdiğimizi acı yedik. O, boynu bükük, fukara, imanlı Pakistan’lı kardeşlerimizin mâruz kaldığı bu büyük felâket, gözlerimizi yaşlarla doldurdu.

X X X

            Pakistan der geçeriz. Pakistan’ı bir dost ve müslüman ülke olarak hatırlarız. Halbuki, son yıllarda ne yazık ki ihmal ettiğimiz Pakistan, İslâm Alemi ve Türk Milleti için bunun çok daha üzerinde bir değer, önem ve mânâyı hâizdir.

Bir defa, daha sonra ayrılmalarına rağmen Pakistan ve Bangladeş’in toplam 280 milyonluk nüfusu, İslâm Dünyası içindeki en büyük Müslüman topluluğu ifade etmektedir. Bu miktara, Hindistan’da yaşayan ve İslâm Dünyası’nın önemli bir parçasını teşkil eden 135 milyonluk Müslüman nüfusunu da ilâve ederseniz, Hint kıtasındaki 400 milyondan fazla sayıdaki İslâm topluluğuna ulaşabilirsiniz..

X X X

            Pakistan ve özellikle depremin merkezinde bulunan Keşmir, Dünya Türklüğü için de çok önemli bir coğrafyadadır. Hindistan’ın kuzeyine doğru gittiğinizde, insanların renginin açıldığını ve âdeta değişik antropolojik özellikler taşıyan kişilerin yaşadığını görürsünüz. Dünyanın en eski ve önemli medeniyetlerinden biri olan Hindistan’ı eski çağlardan beri hep Türkler yönetmiş, 19. asrın ortalarında İngilizler idareyi Türklerden devralmışlardır.

            M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren sırasıyla, önce İskitler/Sakalar, sonra Kuşan ve Akhunlar, daha sonra da Göktürkler, Uygurlar, Gazneliler ve nihayet Timuroğulları’ndan  Babür Şah, ikibin yıldan fazla süren hâkimiyetlerini kurmuşlardır.

            Şimdi kan ağlayan Keşmirliler’in büyük çoğunluğu aslında Türk soyundan gelmektedir.

X X X

            Pakistan’la bağımız bununla da bitmiyor. Türk Milleti’nin Atatürk’ün liderliğinde gerçekleştirdiği Millî Mücadele’nin en büyük iki destekçisi olmuştur. Birincisi Hint Müslümanları (yani Pakistan ve Hindistan’daki Müslümanlar), ikincisi Sovyet Rusya’nın yardımı olarak bilinen Asya’daki Müslüman Türkler’in yardımları. Türkiye’nin Millî Mücadele yıllarında, o zamanki Hindistan’daki Müslümanların evlerinde ve işyerlerinde Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın resimleri ve posterleri asılıydı.

            Pakistan, Cumhuriyet döneminde de, her sıkıntıda ve krizde Türkiye’nin yanında olmuş; hakikî bir “kardeş” gibi varını yoğunu seferber etmiştir. Türk dış politikasında, hiç karşılık beklemeden daima Türkiye’yi desteklemiş yegâne ülke Pakistan’dır.

X X X

            Şimdi bu mazlûm, mağdur, melek yüzlü, imanlı insanlar büyük bir felâkete dûçar olmuşlardır. Daha önce Hindistan’la çatışmalara sahne olmuş, nesiller boyu gün görmemiş ve eski bir Türk diyârı olan Keşmir’de, mübarek Ramazan gününde göklere yükselen iniltileri işitebiliyor musunuz?

            Kızılay’ın, deprem felâketinden hemen sonra Pakistan’a 4 uçaklık ekip ve malzeme göndermesi takdire şâyandır fakat yeterli değildir.

            Pakistan’lı, Keşmir’li (Pakistan ve Hindistan’daki) kardeşlerimizin imdadına koşmalı, millet ve devlet olarak elimizden geleni yapmalıyız.

            Bunun için;

            1. Pakistan hükûmetinin  emrine verilmek üzere, 50 milyon dolardan az olmayacak bir yardımı, TBMM’den ek bütçeyle geçirmeliyiz.

            2. Milletimiz Pakistanlı kardeşini çok sever ve ona önem verir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonunda, halkımızdan da yardım toplayıp Pakistan’a göndermeliyiz.

            3. Kızılay ve diğer gönüllü kuruluşlar, Keşmir’de faaliyetlerini genişletmelidirler.

            4. Başbakan Erdoğan, programını iptal ederek hemen Pakistan’a gitmelidir.

            5. Türk Silâhlı Kuvvetleri, özel birlikler göndererek enkaz çalışmalarına iştirak etmelidir.

            6. En önemlisi de, bu son dönemde çok ihmal ettiğimiz öz kardeşimizi tekrar şefkat ve sevgiyle kucaklamalı ve aramızdaki münasebetleri daha da geliştirmeliyiz.

X X X

            “Dost ve kardeş Pakistan” deyimi havada kalmamalıdır. Bizi en zor zamanlarımızda yalnız bırakmayan Pakistan’a karşı vefa borcumuzun hiç değilse bir kısmını ödemeliyiz. Bu, milletimiz ve devletimiz için bir namus borcudur.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ