Ermeni Meselesinde Yeni Açılım

 

 

            CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, Ermeni meselesinin çözümü konusunda Başbakan Erdoğan’a işbirliği teklifinde bulunmasını, son dönemde iç politikadaki en müsbet gelişme olarak kabul ediyor, takdirle karşılıyoruz. Erdoğan’ın Baykal’ın teklifine olumlu cevap vermesi de, uzun zamandır beklediğimiz, millî sorunlarda iktidar-muhalefet işbirliği tablosunu tamamlamış ve milletimizi sevindirmiştir.

X X X

            Türkiye, 1915 Ermeni Tehciri’nden yarım asır sonra sözde Ermeni soykırımı iddiaları ve ASALA terörüyle karşılaşınca önce büyük bir şaşkınlık geçirerek meseleye gereken önemi vermemiştir. Bazı dış politika çevrelerinin kısır bir yorumla, 1915 olayının Osmanlı dönemine ait olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti ile ilgisinin bulunmadığı şeklindeki görüşleri, bu iddiaların kötü niyetli sahiplerini tatmin etmediği gibi Türkiye’yi de küçük düşürmüştür.

X X X

            Bu ilk şaşkınlık döneminden sonra, aslan gibi diplomatlarımız Ermeni terör örgütü tarafından şehit edilip bayraklara sarılı tabutlarla Türkiye’ye gönderilmeye başlanınca, bu iddiaların Türk Milleti’ne ve Türk Devleti’ne karşı bir tehdit olduğu idrak edilmiş ve Türkiye sözde Ermeni soykırımı iddialarını reddetmiştir. Ancak, Ermeni Diyasporası’nın her yıl milyonlarca dolar harcayarak sistemli şekilde Türkiye aleyhindeki propagandalarına mukabil, Türkiye’nin sesi yeterince gür çıkmamıştır. Ermenilerin, sözde soykırım hakkında, ellerinde tahrif edilmiş birkaç uydurma belge dışında hiç bir delil bulunmamasına rağmen yayınladıkları binlerce kitap ve broşüre karşılık; bu dönemde olayın gerçek mahiyetini anlatan ciddî bilimsel eserler yazılmamış; Osmanlı Arşivleri de kapalı tutulmuştur.

X X X

            Türkiye, üçüncü safha olarak tanımlayabileceğimiz dönemde Osmanlı Arşivleri’ni bütün dünyaya açmış ve Ermeni tehciri hakkındaki belgeleri ilmî ciddiyeti olan eserlerle ortaya koymaya başlamıştır. Bu esnâda, çeşitli ülkelerin parlamentolarında Ermeni soykırımı konusunda Türkiye aleyhinde kararların alınması devam etmiştir. Bu arada, tehcir olayının soykırım özelliklerini taşımadığı bir çok çevrelerde dile getirilmeye başlamıştır. Bu safhada Türkiye’nin tezi, “Tarihi tarihçilere bırakalım; tarihçiler belgeleri incelesinler; bunu siyasete âlet etmeyelim” şeklindedir. Diğer taraftan, Türk Tarih Kurumu (TTK)’nda bir “Ermeni Masası” kurulmuş ve konunun uzmanı ciddî bilim adamları, Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman ve Rus arşivlerini incelemişlerdir.

X X X

            İçinde bulunduğumuz günlerde Türkiye, Ermeni soykırım iddiaları konusunda yeni bir açılıma gitmektedir. Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Baykal, daha önce yapıldığı gibi, sadece Ermeni iddialarını reddetmek veya tarihçilere bırakmakla kalmıyorlar; “Gelin, araştırın, eğer soykırım varsa gerekli adımları atarız(...) Tarihle siyasî hesaplaşma gerekiyorsa, biz iktidarı ve muhalefetiyle bunu da yapmaya hazırız” diyerek meydan okuyorlar.

            TTK Başkanı ve konunun uzmanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu daha da ileri gidiyor ve “Türkiye, bu konuda Birleşmiş Milletler’e müracaatta bulunsun. Taraf ülkelerin bilim adamlarından bir komisyon teşkil edilsin. Bu komisyon belgeleri ortaya koyarak ciddî şekilde incelesin” diyor. Görüldüğü gibi Türkiye, artık Ermeni meselesinin milletlerarası siyasî plâtformda görüşülmesine hazır hâle gelmiştir.

            TTK Başkanı Prof. Halaçoğlu’nu arayarak, bu şekilde bir incelemenin sonuçları bakımından riskli olabileceğini ve taraf ülkeler içinde bulunan ABD, İngiltere, Fransa, Rusya gibi ülkelerin subjektif davranabileceklerini söyledim. Prof. Halaçoğlu, “Bu konudaki bütün belgeleri inceledik. Osmanlı’nın soykırım yaptığına dair en ufak bir işaret bile yok; aksine bunun bir soykırım olmadığı hakkında binlerce belge var. Bütün bu deliller karşısında söyleyecek sözleri olamaz” cevabını verdi.

X X X

            Ermeni diyasporasının dolarlarıyla iç politika hesapları yaparak Türkiye aleyhine kararlar alıp, soykırım anıtları dikmek kolaydır. Türkiye işlerine gelmeyen bir tavır aldığında, 90 yıl önceki olayları siyasî şantaj olarak kullanmak da zor değildir. Lâkin, artık Türkiye üzerine düşeni yapmıştır.

            Şimdi bu “tarihî çağrı”ya cevap vermek, iddia sahiplerine ait bir mükellefiyettir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ