Artık Yeni Anayasa

              

            1921 Anayasası’ndan bu yana, millete kendi anayasasını yapmak nasip olmadı. Darbeler döneminin başladığı 1960’dan sonra 1961 Anayasası, 1972 tâdilleri ve 1982 Anayasası, hep antidemokratik müdahalelerden sonra asker-sivil bürokrasinin tepeden inme, halktan kopuk olarak hazırladığı ve halka sözümona referandumlarla zorla kabul ettirdiği metinler olmuştu.

            İşte bu sebeple, Doç. Dr. Sami Selçuk’un Yargıtay Başkanlığı sırasında yaptığı tarihî konuşmasında belirttiği gibi, yürürlükteki 1982 Anayasası’nda önce bir “meşrûiyet” sorunu vardır.

X X X

            Diğer taraftan, demokratik ülkelerin anayasaları içerisinde, temel hak ve hürriyetleri bu derece sınırlayıcı başka bir anayasa bulunmadığı rahatça ileri sürülebilir.

            En önemlisi de, 1982 Anayasası’nın arkasında yatan çarpık jakoben zihniyet ve bir “tepki anayasası” kimliğini doğuran peşin hükümlerdir. Dünyanın bütün demokratik anayasalarında “kişi” ön plânda ele alınmış ve devletin gücüne karşı korunmaya çalışılmıştır. Lâkin, bizim meşrûluğu tartışılan 22 yıllık anayasamızda devlet, milletten ve vatandaştan korunmaya çalışılmıştır. Kendi milletine, halkına, vatandaşına, insanına potansiyel suçlu ve devlet düşmanı olarak bakan, “politikacıların kirlettiği kazanı” temizlemek için anayasa hazırlayan darbeci misyonunu ve onun “hikmet-i hükûmetçi” anayasa esnafının daha başka bir anayasa hazırlaması zaten beklenemezdi.

            Kaldı ki, bu antidemokratik anayasanın egemenlik ve temel hak ve hürriyetler ile ilgili bir çok maddesi de 28 Şubat sürecinde rafa kaldırılarak uygulanmamış; bu dönemde anayasa ihlâlleri “vukuât-ı âdiyye”den kabul edilmiştir.

X X X

            Türkiye’de, AB’ye giriş şartlarının da itmesiyle, son iki yıllık AK Parti İktidarı döneminde demokratikleşme yolunda kat edilen mesafe, herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Anayasa’da ve kanunlarda reform mahiyetinde çeşitli değişiklikler yapılmış; Batılıların deyimiyle bir “sessiz devrim” gerçekleştirilmiştir.

            Hükûmetin, yeni bir anayasa yapma yerine, mevcut anayasanın tâdiliyle yetinmesi, isabetli bir politika olmuştur. Böylece, hem yeni anayasanın hazırlanması için gereken süre sebebiyle gecikme olmayacak, hem de yeni siyasî gerginliklerle “fincancı katırları” ürkütülmeyecektir. Bu pragmatik yaklaşımla, “uyum paketleri” birbiri arkasından çıkarılmış; demokratikleşme ve AB yolunda önemli adımlar atılmıştır.

X X X

            Şimdi sıra yeni bir anayasanın hazırlanmasına gelmiştir. Mevcut darbe anayasasının, Türkiye’yi yeni ufuklara götürmesi mümkün değildir. 1982 Anayasası, önümüzdeki AB müzakere döneminde de ayakbağı olmaya devam edecektir. Sun’î teneffüsle yaşatılmaya çalışılan 1982 Anayasası, “de facto” olarak artık işlevini yitirmiştir.

            Hiç vakit kaybetmeksizin TBMM’deki parti grupları “Yeni Anayasa” konusunda görüşlerini belirlemeli ve millete takdim etmelidir.

X X X

            Yeni Anayasa, “kısa”, “kolay anlaşılır” ve “yumuşak” (esnek) olmalıdır. Herhangi bir istismara meydan vermemek için ilk maddeler aynen muhafaza edilmelidir. Egemenlik maddesi, antidemokratik müdahaleleri imkânsız kılacak bir netlikte düzenlenmeli, TSK’nın sistem içindeki yeri ve görevleri açıkça belirtilmelidir.

            Yeni Anayasa’nın odağında “kişi” bulunmalı; kişi haklarının devletten korunması felsefesi benimsenmelidir. Yeni çağın başlangıcında hazırlanacak olan Yeni Anayasa’nın, devlet müdahalesinin asgarîye indirildiği, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmadığı liberal demokrat bir anayasa olmasına itina edilmelidir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ