“Hak, Muhammed, Ali Yolu”

  

            Batı’da, Türkiye’nin büyüklüğünü hazmedemeyenler, Osmanlı’nın son devrinden kalma bir alışkanlıkla, ırk ve din konusundaki farklılıkları kaşımaya devam ediyorlar. Kürt meselesindeki haksız tavırlarını biliyoruz. Şimdi, bir de Alevî canlarımızı tahrike yelteniyorlar. Son zamanlarda her fırsatta, Alevîliği sanki ayrı bir dinmiş gibi göstermeye çalışıyorlar.

            Bu, 70 milyonluk büyük Türkiye’nin birliğini, beraberliğini kabullenemeyenlerin, ikiyüzyıldan beri başvurdukları eski bir yöntemdir.

            Emekli Büyükelçi ve tarihçi Bilâl Şimşir anlatıyor: “Batılılar, Lozan’da Türkiye’de üç kategori azınlık kabul ettirmeye çalışmışlardı: Din azınlığı, dil azınlığı ve ırk azınlığı. Buna göre, Türkiye’de, Müslüman olmayan Rum, Ermeni ve Musevî’den başka; Kürt, Çerkez, Arap, Abaza, Pomak, Boşnak vs. gibi çeşit çeşit Müslüman ‘azınlıklar’ yaratılacaktı. Hatta sırf mezhep farkı yüzünden, Türk oğlu Türkler de sünnî, şiî, alevî diye bölünecekti. Yani, Lozan’daki İkinci Delegemiz Dr. Rıza Nur’un deyimiyle, ‘Anadolu hallaç pamuğu gibi atılacaktı’; millî birliğimiz tuz buz edilip paramparça ayaklar altına alınacaktı; bu sözde ‘azınlık hakları’ Antlaşmaya girecek ve yabancılara içişlerimize karışma hakkı ve fırsatı verilmiş olacaktı. Bu düşmanca tuzağa ve saldırıya karşı Lozan’daki heyetimiz, geceli gündüzlü yaman bir savaş vermiş ve sonunda yalnız ve sadece gayri müslim azınlık kabul ettirmişti: Rum, Ermeni ve Musevî. Hepsi o kadar. Bunlar dışında Türkiye’de başka azınlık yoktu ve asla olamazdı.” (Yeni Türkiye, sayı 3, 1995).

X X X

            Türkiye’deki farklılıkları büyütmeye çalışanlar bilsinler ki, Türk toplumu bir mozaik değil, Atatürk’ün vecizesinde olduğu gibi “sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitle”dir. Türkiye’de, elbette bölge, gelir ve alt kültürel kimlik farklılıkları vardır. Fakat bu farklılıklar, farklı olanın “azınlık” şeklinde görülmesini gerektirecek özellikler taşımaz. Azınlık oldukları konusunda üzerinde tartışma açılan Kürt kardeşlerimiz, kesinlikle azınlık değil, bu ülkenin aslî unsurları arasındadır. “Azınlık statüsü”, bir vatandaşı, bazı haklara karşılık “ikinci sınıf” duruma düşürür.

            Bütün alt etnik kimliğe sahip insanımızı ana kitleden farklı kabul etsek dahi, Türkiye’de nüfusun % 85’i Oğuz Türkü’dür ve % 99,8’i Müslüman’dır.

            Alevîler, özbe öz Müslüman’dır ve tamamına yakın kısmı da Oğuz Türkü/Türkmen’dir.

X X X

            Cem Vakfı Genel Başkanı, baba dostu Doğan Dede (Hüseyin Doğan)’nin oğlu Prof. Dr. İzzettin Doğan, “Alevîlik ‘Hak, Muhammed, Ali yolu’ diye tanımlanır” diyor ve âdeta feryat ediyor: “Alevî, İslâmı Hz. Ali gibi yorumlayan insanlara, onun yorumlarına itibar edenlere verilen isimdir. Türk kavimlerinin İslâmı algılama ve uygulama biçimidir. Anadolu’yu Müslümanlaştıran hareketin ismidir Alevîlik. Pir Sultan Abdal, 1000 şiiri varsa 998’inde gül yüzlü Muhammed’den, Ali’den, 12 imamdan söz eder. Bunların tümünü, Türk tarihini, Türk kültürünü yaratan yaşatan bütün şiirlerini duâlarını Türkçe okuyup, Türkçe vaaz veren Alevî, Bektaşî, Mevlevî baba ve dedelerini nereye koyacaksınız?...”

X X X

            Alevîlik, İslâmiyetin dışında ayrı bir din değildir. Hep söylenildiği gibi ayrı bir “mezhep” de değildir. Köklerinde bazı benzerlikler de olsa Alevîlik, Şiîlik’ten tamamen farklıdır. Şiî mezhebinin katı kuralları ile Alevîliğin hiç bir ilgisi yoktur. Alevîlik, bir “yol”, bir “tarîk”tir. Bu sebepledir ki Alevîlik, Bektâşî Tarikatı ile birlikte gelişmiştir. Ahmet Yesevî’nin Horasan Erleri’nden Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri, Alevîlerin rehberi olmuştur. Alevî deyişiyle, “Mürşit” Hz. Muhammed, “Pîr” Hz. Ali, “Rehber” ise Hacı Bektaşı Velî’dir.

            Dün ziyaretime gelen aziz dostum Hacı Şıh Ali Metin Dede, heyecanla “Bizim kıblemiz Kâbe, kitabımız Kur’an, peygamberimiz Muhammed, dinimiz İslâm” diyordu.

            Şimdi siz kalkıp da bu Alevîleri, Müslümanlığın dışında farzedip ayrı din sayacak ve azınlık kabul etmeye çalışacaksınız ha! Böyle düşünenleri önce Allah, sonra Peygamber, daha sonra da İmam Ali çarpar...

X X X

            Aslında, hiç bir Alevî bu şekilde düşünmüyor. Bütün Alevî sivil toplum kuruluşları, Alevîliğin İslâmla içiçe olduğunu kabul ediyor. Aralarındaki görüş ayrılıklarını anlayışla karşılamak lâzım. Asırlardır devletin ve toplumun büyük kesiminin ihmal ettiği, hattâ dışladığı bir yolu, kolay kolay tek bir potada birleştiremezsiniz. Bu konuda, bizce en önemli ve birleştirici kuruluş, Prof. Dr. İzzettin Doğan Başkanlığındaki Cem Vakfı’dır. Ayrıca, Alevîliği bir yaşama biçimi ve kültür olarak değerlendiren Pir Sultan Abdal Derneği (Genel Başkanı Avukat Kâzım Genç), birlikten yana Ehli Beyt Vakfı (Genel Başkanı Fermanî Altun) da, Alevîlerin Müslümanlığı konusunda tamamen hemfikirler. Avrupa Alevî Federasyonu Başkanı Ali Doğan, bunlardan farklı düşünüyor ve Alevîliğin kendine özgü bir inanç ve kültür olduğunu söylüyor; fakat o da, Alevîliğin İslâmla ilişkisini kabul ediyor.

X X X

            Alevîler, Alevîliğin “İslâmın özü” olduğunu söylüyor ve “İslâm’ın özünde ehlibeyt (Hz. Muhammed’in ailesi) sevgisi vardır” diyorlar. Gerçekten de, Ehlibeyt sevgisi, iman işaretidir. Türk Milleti de, her zaman ehlibeyte büyük bir muhabbetle bağlı olmuştur. Başbakan Erdoğan’ın CNN’de Taha Akyol’un programında, “Ben daha çok Alevîyim” sözünü, bence hüsnüniyetle değerlendirmek gerekir. Eski bir Cemevi olayını tekrar gündeme getirerek Erdoğan’ın sert şekilde eleştirilmesini doğru bulmuyorum.

            Alevîler, elbette câmiye karşı değildir. Cemevi, câmiye alternatif olarak görülmez. Cemevi, bir nevî dergâh gibidir. Esasen Cem, bir zikirdir. Alevîler, Cem Ayini’nde Allah, Muhammed, Ali ve ehlibeyti zikrederler. Hep bir ağızdan “Allah, Allah” derler. “Ali bizim Şâhımız, hem de kıblegâhımız (sevgimizin kıblesi anlamında), Miraç’taki Muhammed, O bizim Padişâhımız; Lâ ilâhe illallah, Muhammeden resullullah” diyerek zikrederler.

X X X

            Ben Başbakan’ın yerinde olsaydım, hiç vakit kaybetmeden Alevî temsilcilerini dâvet eder, onların gönüllerini alırdım; taleplerini dinler ve değerlendirirdim.

X X X

            Kimse boş yere heveslenmesin; Alevîsiyle Sünnîsiyle hepimiz Müslümanız; bir ve beraberiz.

            Bakınız Ali Metin Dede ne güzel söylüyor:

            “Dinde Müslümanız, soyda da Türk’üz

              Allah’ı, Kur’an’ı bilen milletiz

              Peygamber Muhammed, Ali Pîrimiz

                                                                                                                                   Gerçek böyle, benim canım kardeşim.”

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ