YÖK Kaldırılmalıdır

 

            Ben bir eğitim uzmanıyım. Devlet Planlama Teşkilâtı (DPT)’nda yıllarca eğitim sektöründe çalıştım ve yüksek öğretimin meseleleriyle meşgul oldum. Nihayet, Millî Eğitim Bakanlığı yapmak da nasip oldu. Size uzman görüşümü aktarmak istiyorum: YÖK lüzumsuz ve zararlı bir kurumdur; mutlaka kaldırılmalıdır.

X X X

            1982 Anayasası’nın YÖK’ü düzenleyen 131. maddesini okursanız, bu iddiamın doğruluğunu anlarsınız. Bu maddede YÖK şöyle tarif edilmiş: “Yükseköğretim kurumlarının ÖĞRETİMİNİ PLANLAMAK, DÜZENLEMEK, YÖNETMEK, DENETLEMEK, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini YÖNLENDİRMEK... maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.”

            Düşünebiliyor musunuz? Yüksek öğretim kurumlarının öğretiminin plânlanması, düzenlenmesi, yönetilmesi ve denetlenmesiyle yetinilmiyor; bütün eğitim, öğretim, hatt⠓bilimsel araştırma” faaliyetlerini yönlendirme görevi ve yetkisi de YÖK’e veriliyor. Hiç böyle bir ülkede akademik hürriyetlerden ve “üniversite özerkliği”nden söz edilebilir mi? Hiç böyle darbe mahsulü antidemokratik ve dayatmacı bir Anayasa ile Türkiye’yi ileriye götürmek mümkün olabilir mi?...

X X X

            YÖK de, 1982 Anayasası gibi darbe ürünüdür. 1961 Anayasası’ndaki üniversite özerkliğinin, soğuk savaş yıllarında istismarı neticesinde çıkan öğrenci olaylarına tepki olarak, 1982 Anayasası’nda yüksek öğretimi “zapturapt”  altına alacak bir “sıkıyönetim sistemi” kurabilmek için getirilmiştir.

            YÖK uygulamaları sonucunda, üniversiteler “kışla”ya döndürülmüş; eğitim ve öğretim kalitesi lise seviyesinin altına düşürülmüş; üniversite özerkliği ve akademik özgürlükler yok edilmiştir.

            “Tek tip” yüksek öğretim, bir zamanlar “Mao Çini”nin “Kültür Devrimi”nde olduğu gibi, seri hâlde “tektip robotlar” imal etmekte; hür düşünce, bilimsel liyakat, hattâ özgür irade ve şahsiyet şiddetle cezalandırılmaktadır. YÖK üyeleri, bir zamanların Sovyet Politbüro üyeleri gibi mutlak hegemonyalarını devam ettirmek için uğraşmakta; koskoca siyasî iktidar, üçte ikilik çoğunluğuyla elleri kolları bağlı, acz içinde buna seyirci kalmaktadır.

X X X

            YÖK, 12 Eylül Cuntası’nın 28 Şubat’la devam eden, toplumu “üniform” (tektip) hâline getirme projesinin yüksek öğretimdeki kalıntısıdır. Darbe dönemlerinin olumsuz tesirleri diğer alanlardan temizlenirken, YÖK’ün özel statüsü yüzünden, ne yazık ki yüksek öğretimde demokrasi ve özgürlüğün yüz karası bir uygulamayla devam etmektedir.

            Dünyanın bütün gelişmiş demokratik ülkelerinde, üniversiteler her bakımdan çeşitlilik arzeder. Her üniversitenin kendine mahsus gelenekleri, örfleri ve usulleri vardır. Anayasa ve kanunlarla YÖK’e verilmiş görev ve yetikler aslında üniversitelere aittir. Adı üstünde bu üniversal/cihanşümûl kurumlar, birbirlerine sadece “özerklik” ve “akademik hürriyetler” konusunda benzerler. Herbirinin yönetim, plânlama ve denetim uygulamaları farklıdır. Hiçbirinde bilimsel araştırma faaliyetleri “yönlendirilmez”.

X X X

            Ben AB’nin yerinde olsaydım, saçma sapan azınlık iddialarıyla uğraşacağıma, benzeri, dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde bulunmayan YÖK’ün kaldırılmasını şart koşardım. 

            YÖK’ün kuruluşundan bu yana geçen çeyrek asırlık dönemde, bu 12 Eylül kalıntısı antidemokratik kurum, en çok solcular ve sosyal demokratlar tarafından tenkit edilmesine rağmen, sıkışınca hep CHP’ye sığınmıştır. Türk solu, YÖK konusunda aslâ samimî olmamış; karar günü geldiğinde daima YÖK’ü desteklemiştir. AK Parti İktidarı ise YÖK konusunda tutarsız ve çekingen bir tavır içinde olmuş; Millî Eğitim Bakanı’nı da yarı yolda bırakmıştır.

X X X

            İstanbul ve Ankara caddelerinde YÖK aleyhinde gösteri yürüyüşü yapan gençlere hak veriyorum. Onlar da olmasa, bu diktatoryel yapıdaki dayatmacı kuruluşa kimsenin ses çıkaracağı yoktur. Ancak, gençlerin yöntemlerini tasvip etmiyorum. Bazen haklı görüşler, haksız yöntemlerle tesirini kaybeder. Kaldırım taşlarını sökerek, molotof kokteyli atarak hakkınızı savunamazsınız. Üniversiteler dururken Kızılay meydanında ne işiniz var?

X X X

            Sözün kısası YÖK kaldırılmalıdır.

            Yüksek Öğretim Kanunu’nun tâdiliyle, YÖK’ün statüsünün değiştirilerek devam ettirilmesi hiç bir sorunu halletmez. Yapılacak iş, Anayasa’nın değiştirilmesi ve YÖK’ün kaldırılmasıdır. YÖK’ün bütün görev ve yetkileri üniversitelere devredilir. Koordinasyon görevini “Üniversiteler Arası Kurul” yürütür. Yüksek öğretimle ilgili “denklik” gibi konular, Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından ifâ edilir.

            YÖK’ün şimdiki tesislerinde de, yeni ve güzel bir üniversite kurulur; adına da “Demokrasi Üniversitesi” denilir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ