Prematüre Demokrasimizde Kriz

 

            Hep yazıp çiziyoruz; aslında Türkiye’nin en büyük meselesi, demokratik sistemin ‘bütün kurum ve kurallarıyla’ yerine oturmayışıdır. Böyle olsaydı, bir savcının iddianamesinde bir komutan hakkında iddialarda bulunmasıyla, hiç rejim krizi yaşanır, darbe söylentileri çıkar mıydı?

            Şu acınacak hâlimize bir bakar mısınız? Van Savcısı’nın, Şemdinli olayları hakkında yazdığı iddianame ortaya çıkınca, altmış yıldır yerine oturtmaya çalıştığımız demokratik rejim bir anda sallanmaya başlıyor; borsa dibe çakılıyor; Genelkurmay’da ışıklar sabahlara kadar yanıyor; devletin ne kadar üst yetkilisi varsa işini gücünü bırakıp bununla uğraşıyor...

            Herkes birbirini itham ediyor. Genelkurmay ordunun yıpratılmak istendiğini söylüyor; Ana muhalefet ‘orduya karşı darbe’den bahsediyor. Medya Hükûmet’e yükleniyor. Yargı ile ordu arasına sıkışmış olan Hükûmet ise hırsını medyadan çıkarıyor.

            Bu bir ‘yanlışlıklar trajedisi’dir.

X X X

            Kurumların yerli yerine oturduğu bir büyük devlette bunun gibi siyasî krizler yaşanmaz.

Önce ‘yargı’yı ele alalım. Türkiye’de ne yazık ki yargı organı yerine oturmamıştır. Hazırlık tahkikatı yetersizdir ve iyi işlememektedir. Savcılar, “Biz davayı açalım da sanık suçsuzsa beraat etsin” zihniyetiyle davranmakta; kişilerin zedelenen gururları ve onurları dikkate alınmamaktadır. Org. Büyükanıt’ın -bizce hiç bir şekilde suç teşkil etmeyen-  bir beyanı ve yeterli delil bulunmadan hakkındaki iddialara dayanılarak dava açılması, yargıdaki bu hatalı uygulamanın tipik bir örneğidir. Ancak, daha önce binlerce defa yapılan bu işlem, sözkonusu kişi Kara Kuvvetleri Komutanı olunca ülke çapında bir krize yol açmıştır.

            Bu konuda ‘bir damdan düşen’ sıfatıyla, yapılan işlem mevcut yargılama sistemine uygun da olsa, ne derece üzücü sonuçlar doğurduğunu yaşayanlardanım.

            Ayrıca, gizli kalması gereken iddianamenin âdeta işportaya düşürülerek ortada dolaşması ve mevzuatın atlanarak Org. Büyükanıt konusunda doğrudan kovuşturmaya başlanması da yargının hatasıdır.

X X X

            Diğer taraftan, CHP Genel Başkanı Baykal’ın kışkırtıcı değerlendirmesi, mal bulmuş mağribî gibi olaya atlayarak istismar etmesi, hiç bir şekilde tasvip edilemez. Ne yazık ki Baykal, CHP’nin klâsik ‘darbe provokatörlüğü’ rolünü bir defa daha üstlenmeye çalışmaktadır.

            Bu arada, bazı medya mensuplarının bu olayı Org. Büyükanıt’a karşı siyasî bir komplo olarak değerlendirmesini de kabul etmek mümkün değildir.

X X X

            TSK’nın bu olayı ‘askeri yıpratma kampanyası’nın bir parçası olarak görmesini de doğru bulmuyoruz. Altı ay sonra Genelkurmay Başkanlığı’na gelmesi beklenen bir kuvvet komutanı hakkında ileri sürülenlerin, bu komutanı ve TSK’yı üzmesi normal kabul edilmelidir. Hele terör örgütüne karşı mücadele veren bir komutanın feveranını anlayışla karşılıyoruz. Lâkin bu haklı hissiyatı, iktidarın orduya karşı bir tavrı olarak değerlendirmek büyük bir hatadır.

            Genelkurmay Başkanlığı’nın dünkü açıklaması, hukuka uygun şekilde kaleme alınmış makul bir açıklamadır. TSK’nın, provokasyonlara kapılmadan bu demokratik çizgiyi devam ettirmesini ümit ediyoruz.

X X X

            Bizce Hükûmet, bu olayda herhangi bir yanlış yapmamıştır. Bir tarafta yargı bağımsızlığı, bir tarafta yıpratılmaması gereken TSK ve siyasî iktidarla orduyu karşı karşıya getirmeye çalışanlar vardır. Hükûmetin hakkaniyet ibresini bir tarafa kaydırması, devlet sistemini alt üst edecek bir yanlışlığa sebep olabilecektir.

            Başbakan ve Hükûmet Sözcüsü’nün beyanları, bu dengeye itina ettiklerini göstermektedir. Ayrıca, Van Savcısı hakkında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun inceleme başlatması da, Hükûmetin olay konusunda titizliğini bir kere daha ortaya koymaktadır.

            Lâkin Başbakan’ın, öfkesini gene basından çıkarmaya kalkmasını doğru bulmuyoruz.

X X X

            Son olarak, CHP’ye ve bazı köşe yazarı arkadaşlara şunu sormak istiyorum: Bugüne kadar hep ‘derin devlet’ten şikâyet ettiniz; Susurluk’un çözülmesinin engellendiğinden, Şemdinli’de sonuna kadar gidilmesinden bahsettiniz. Şimdi bu tavrınızla çelişkiye düşmüyor musunuz? .

ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ