Bir Musibet Bin Nasihatten Evlâdır

 

            Karikatür krizi konusunda bütün söylenecekler söylendi; bütün yazılacaklar yazıldı. Artık çözüm vaktidir. Bu musibetten nasihatler çıkarmanın zamanıdır. Meydana gelen olaylar elbette üzücüdür. Ancak bu müessif olayların, süratle ‘çatışma’ya giden medeniyetleri ‘uzlaşma’ ortamına getirmekte olumlu bir başlangıç noktası teşkil etmesi mümkündür.

X X X

            Çözüme gidebilmek için şu gerçekçi tesbitleri bütün açıklığıyla yapmamız lâzımdır:

            1. Karikatür krizinin arkasında, Haçlı döneminden beri Hristiyan âleminin Müslümanlar ve Hz. Muhammed aleyhindeki peşin hükümleri yatmaktadır. Bu peşin hükümler, modern çağda bilinç altına inmiş olsa da hasmâne değer yargıları devam etmiştir.

            2. İslâm adına cihad ilân edip terör eyleminde bulunanlar, kelle koparanlar ve özünde İslâma tamamen aykırı her türlü cinayeti işleyenler, Batı’daki peşin hükümleri desteklemiş ve son dönemde Hristiyan âlemi ‘İslâm’ ile ‘terör’ü özdeşleştirmiştir. İslâm’ın barış ve sevgi yüklü hüviyeti, İran, Afganistan ve benzeri ülkelerdeki katı uygulamalar yüzünden zedelenmiştir.

            3. Batı kolonyalizmi’nin sömürdüğü 3. Dünya ülkelerinin büyük bölümünde Müslümanlar, dikta rejimleri altında, ekonomik bakımdan fakirlik içinde yaşamaktadır. Batı âlemi, İslâm ülkelerine, sahip oldukları doğal kaynaklar çerçevesinde kendi çıkarlarını ön plâna alarak bakmış ve bu ülkeleri istismar etmiştir. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin halkları, bu geri kalmışlık konusunda Hristiyan Batı ülkelerini sorumlu tutmaktadırlar.

            4. Her iki dünyanın mukaddesleri birbirinden çok farklıdır. Batı’da aynı zamanda tanrı kabul edilen İsa, eşcinsel olarak bile tavsif edilebilirken; İslâm dünyası, bırakınız Hz. Muhammed’i terörist gösteren karikatürleri, Hz. İsa’nın dahi bu şekilde nitelendirilmesine infial duymaktadır.

X X X

            Osmanlı döneminde olsaydık, ‘halifelik’ kurumu sebebiyle, bu nevî bir ihtilâfın çözümünde Hristiyan âleminin muhatabı Osmanlı Devleti olurdu. Artık lâik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti halifelik mercii değildir. Diğer taraftan, Hicaz bölgesi dolayısıyla bu konuda söz sahibi olduğunu savunan Suudî Arabistan’ın da böyle bir sıfatı ve gücü olduğu düşünülemez. İK֒nün, uluslararası bir hüviyeti vardır ama hareket kabiliyeti sınırlıdır.

            Bu durumda, Türkiye, lâik niteliğini bozmadan, tarihi ve bugünü itibariyle en güçlü İslâm ülkesi olarak karikatür krizinin çözümünde kilit rolü oynayabilecek tek devlettir. Nitekim, ‘medeniyetler uzlaşması’ projesi için de bu özellikleri dolayısıyla iki ‘taraf’tan birinin temsilcisi olarak görevlendirilmiştir.

            Bu itibarla, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, hâlen bu konudaki isabetli icraatlarına paralel olarak şunları yapabilirler:

            1.  İKÖ, Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu vasıtasıyla olağanüstü toplantıya çağrılmalıdır.

            2. Türkiye’yi ziyaret etmek isteyen Papa da dâvet edilerek, İstanbul’da üç semavî dinin ve diğer yaygın dinlerin temsilcilerinin iştirak edeceği bir ‘uzlaşma zirvesi’ toplanmalıdır.

            3. Bu toplantılarda, hem mukaddes değerleri tahkir ve tezyif edenler hem de din adına terör eylemleri yapanlar açık bir dille kınanmalıdır.

X X X

            Bu faaliyetler sonucunda, medeniyetler uzlaşmasında hızlı adımlar atılmış ve Türkiye’nin ‘köprü’ rolü, başta AB câmiası olmak üzere bütün dünyada daha iyi anlaşılmış olacaktır.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ