Kerkük Nüfusu ve Yalanlar -II-

  

            Kimbilir kaç defa yazdım ve netice ne olursa olsun, aslâ yazmaktan vazgeçmeyeceğim: “Kerkük bir Türk şehridir”. Kültürel kimliğiyle ve nüfusuyla bu böyledir. Şu anda Amerikalı’ların ve onlara taşeronluk yapan peşmergeler’in işgali altında bulunması, Kerkük’ün bu hüviyetini değiştirmez.

            “Türk Kerkük”ün bu hüviyeti herkes tarafından çok iyi bilindiği için, bugüne kadar yapılan nüfus sayımlarında, özellikle Saddam yönetiminde Türkmenler’in kendilerini Arap ya da Kürt yazdırmaları için akıl almaz baskılar uygulanmıştır.

            Buna rağmen, çok çeşitli kaynaklardan ve yaptığım ziyaretlerden bizzat tesbit ettiğim gerçek şudur: Amerikan işgalinden önce Kerkük’ün nüfusu; % 60 Türk, % 25 Arap ve % 15 Kürt etnik dağılımından meydana geliyordu. İşgalden sonra Amerikan destekli peşmergeler, Türkleri ve Arapları şehirden uzaklaştırmaya çalıştılar; özellikle Arap nüfusunun önemli bir kısmı sonradan Saddam tarafından iskân edildiği için, bu baskılar karşısında direnemedi. Ayrıca, bilindiği gibi peşmergeler 200.000’den fazla Kürt nüfusunu Kerkük’e taşıdılar.

            Bütün bu gelişmelerden sonra Kerkük nüfusunun etnik yapısı şu hâle gelmiştir: % 50 Türk, % 35 Kürt ve % 15 Arap.

X X X

            Kerkük nüfusu hakkında Kürtçü’lerin kullandığı tek kaynak, Şemseddin Sami’nin “Kamûs’ul-A’lâm” adlı eseridir. Cengiz Çandar’ın da, başka bir kaynağa bakma ihtiyacı duymadan “www.kerkuk-kurdistan.com”a sarılıp ünlü Kürtçü M. Emin Bozarslan’dan faydalanmasının sebebi budur. Şemseddin Sami, bir sözlükçüdür ve “Kamûs-u Türkî” adlı eseri önemlidir. Kamûs’ul A’lâm, sadece önemsiz bir derlemeden ibarettir. Eserin hiç bir bilimsel dayanağı ve kaynağı yoktur. Şemseddin Sami, Kerkük de dahil olmak üzere Evliyâ Çelebi gibi hakkında kalem oynattığı yerleri bir defa bile görmüş değildir.

X X X

            Kerkük, Musul ve Irak Türkmenleri hakkında sadece kendi kitaplığımdaki kaynakların ismini sıralamaya kalksam, köşemde bir hafta tefrika etmem lâzım gelirdi.

            Önümde meşhur İslâm Ansiklopedisi var. Bibliyografyası da olan “Kerkük” maddesini J.H. Kramers yazmış. Kramers, “Kerkük’ün birinci cihan harbinden az evvel 20.000 kadar tahmin edilen nüfusunun hâkim unsurunu Türkler teşkil ediyordu” diyor.

            Bir başka eser, daha doğrusu arşiv vesikalarından ibaret bir kültürel tapu senedi: “Musul-Kerkük ile ilgili Arşiv Belgeleri (1525-1919)”. İsmet Binark yönetiminde bir proje... Bakalım ne deniyor? “Kerkük şehrinin nüfusu çoğunlukla Türk olup en fazla Türkçe konuşulur. Bununla birlikte az miktarda Arap ve Kürt de vardır”.

            Hangi birini yazayım? Doç. Dr. Nilüfer Bayatlı, “XVI. yüzyılda Musul Eyâleti” isimli kitabında, arşiv belgeleriyle hem de o dönemde bu bölgenin yerleşim durumunu tek tek aşiret bazında anlatıyor. Doç. Dr. Sinan Marufoğlu da “Kerkük”ü incelemiş.

X X X

            Şimdi bir kere daha sormak istiyorum: Mâdemki Kerkük’te Kürt nüfusu çoğunluktaydı da, bizimkiler teessüflerini bildirip nazikâne seyirci kalırken, Kerkük ve Musul’u işgal edince, neden peşmergelerin ilk işi nüfus kayıtlarını ve tapu evrakını yok etmek oldu?...

            Mâdemki peşmergeler Kerkük seçimlerinden emindiler, ne diye yüzbinlerce kişiyi Kerkük’e yığdılar; Süleymaniye’den adam taşıdılar; olmaz hilekârlığa başvurdular?!... Kendine, nüfusuna, seçmenine güvenen kişiler bu kepazelikleri yaparlar mı?

            İki senedir, BM’nin denetimi ve gözetimi altında tarafsız ve âdil bir “nüfus sayımı” istiyoruz. Coniler ve onlara uşaklık eden peşmergeler, niçin nüfus sayımı yaptırmaktan korkuyorlar?...

X X X

            Cengiz Çandar, benim “Kürt düşmanlığı” pompalayarak “Türkmenseverlik” yaptığımı yazıyor. Her zaman yazdım: Ben Türk-Kürt ayrımı yapmam. Irkçılığa her zaman karşı oldum. İnanan bir insan “ırkçı” olamaz. Milletimin değerli bir parçası olan Kürtlerin her zaman yanında oldum. Irak’ta Amerikan Emperyalizmi’nin uşaklığını yapan “peşmergeler” ile benim kardeşim bildiğim Kürtler’in hiç bir benzerliği olamaz. Irak’ta meydana gelen olaylarda Amerikalılar ile Talabanî ve Barzanî’nin peşmergeleri Türkmenler’in haklarına tecavüz etmişlerdir. Bırakınız “Türk” olmayı, biraz hakşinas olan herkesin “Türkmensever” olması gerekir, Talabanîsever değil...

            Ben ömrüm boyunca mağdurların yanında yer aldım. Müsteşarlığım, bakanlıklarım sırasında da yalnızca Türkmenler’in değil, Saddam zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan Kürtler’in de arkasında oldum. Sadece iki yıllık yazılarımı okuyanlar bu ilgiyi farketmişlerdir.

            Hülâsa bendeniz, olmayacak hayaller, ölü ideolojiler peşinde koşturup durmadım. Hayatımın her dakikasında gönlümde “Türkiye” oldu.

            Bu açıklamayı yapmak mecburiyetinde kalıp kendimden söz ettiğim için değerli okuyucularımdan özür diliyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ