ZİNA VE MUHAFAZAKARLIK

  

            Eski Diyanet İşleri Başkanlarımızdan kıymetli bilim adamı Prof. Dr. Süleyman Ateş, “Zinayı savunmak dinsizliktir” buyurmuş. Tamam da Hocam, kimsenin zinayı savunduğu yok ki... Daha önce de yazdık; zina dinen elbette “büyük günah”tır. Ayrıca, ne kadar modern olursa olsun, bütün toplumlarda da “ahlâksızlık” olarak görülür. Zinanın, TCK’da suç olarak düzenlenmesini yanlış bulan köşe yazarlarını okuyunuz; hangisi zinanın “mübah” olduğunu ve normal kabul edilmesi gerektiğini savunuyor?!...

            Türk milleti muhafazakârdır; dinî, millî ve ahlâki değerlerinin üzerine titrer. Sadece evli eşlerin zina yapmasına değil, gayrı meşrû bütün münasebetlere karşı duyarlıdır. Türk İslâm aile nizamı, ahlâkî kaideler üzerine kuruludur. Türk ailesi, bütün gayrı ahlâkî tesirlere ve telkinlere rağmen, asırların eskitemediği mazbut yapısıyla dimdik ayaktadır. Bu derece sağlam bir aile müessesesinin, Türk Ceza Kanunu’nun korumasına ihtiyacı yoktur.

X X X

            Zinanın TCK’da suç olarak düzenlenmesi, öyle anlaşılıyor ki, netice alınmak için yapılan bir kodifikasyondan ziyade, muhafazakâr halk kitlelerinin sempatisini kazanmak arzusuyla siyasî bir tavır koymadır. “Başörtüsü” konusunda elleri kolları bağlanarak “öcü” ile korkutulan iktidar, zinayı -eskiden olduğu gibi- suç sayarak halk indinde başörtüsü sebebiyle kaybettiği puanları toplamaya çalışmaktadır. Bir zamanlar, Özal döneminde biz de “müstehcen neşriyatla mücadele” konusunda benzeri uygulamalara girişmiştik. Bir taraftan ünlü pornografi dergisi “Playboy”un Türkiye’de yayınlanmasına izin verip modernliğimizi gösterirken, bir taraftan da müstehcen neşriyatı poşete sokmuştuk.

            Şimdi de, halkı ikiye ayırıp “zina aleyhtarları” ile “zinacılar” arasında polemik çıkararak, muhafazakâr tabanın milletvekilleri üzerindeki baskısıyla tatlı ve kolay bir “zafer” kazanmak sizce iyi olacak mı?...

X X X

            ANKA Ajansı’nın haberine göre; 2002 yılında 90.454 çift boşanmış. Zina sebebiyle boşanma sayısı binde bir bile değil; sadece 69... Sakın şaşırmayınız, bu boşanmalardan 64’ü kadının ve yalnızca 5’i erkeğin işlediği zina yüzünden gerçekleşmiş. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün doğruluğundan şüphe etmediğimiz bu istatistiklerine bakıp da, herhalde Türkiye’de zina yapan kadın sayısının erkeklerden 13 misli daha fazla olduğu sonucuna varmazsınız. Ülkemizde zina yapan erkeğin kadından çok daha fazla olduğunu bilmeyen yoktur. Lâkin, zavallı kadınlar kocalarını zina yapmakla ithama cesaret bile edemezler.

            Kocasını zina yaptığı için öldüren kaç kadına rastlarsınız. Halbuki, hapishaneler zina yaptığı için karısını öldüren kocalarla ve akrabalarla doludur. Üstelik bu mahkûmlar, “namus meselesi”nden yattıkları için cezaevlerinin en itibarlı kişileridir.        

            Kadın zina yapınca öldüreceksiniz; cezanız hafifletilecek. En azından kadını bir temiz dövüp kemiklerini kıracaksınız. Sonra bir de savcılığa şikâyet edip kadını içeriye attıracaksınız. Buna da, “kadın haklarının” ve “ailenin korunması” diyeceksiniz. Oh, ne âlâ memleket!...

X X X

            Ben savcı, polis, jandarma olsaydım, elin “boynuzlu”sunun intikamını almak için “apış arasında” dolaşmazdım. Hem her şehire devlet himayesi ve kontrolünde “genelev” yaptırtacaksınız, hem de devleti götürüp yatak odalarında nöbet tutturacaksınız. Böyle saçmalık olur mu?... Genelevlere sadece bekâr erkekler mi gidiyor? Kapısına polis, bekçi koyduğunuz genelevlere giden evli erkekler zina suçu işlemiyor mu? Yoksa kadın “vesikalı” olunca zina suç olmaktan çıkıyor mu?

X X X

            Zina suç sayılınca, toplumda zina yapan sayısının azalacağını düşünmek, eğer büyük bir hesap hatâsı değilse, ancak samimiyetsizliktir. “Canım, biz suç sayalım, zinaya karşı tavrımızı koyalım da...” diyerek meseleyi geçiştiremezsiniz.

            Gerçekten zinayı azaltmak, aileyi ve kadını korumak istiyorsak, cezaî müeyyideleri (yaptırımları) bir yana bırakalım da, toplumdaki kıymet hükümlerini olumlu şekilde değiştirmeye çalışalım. Klâsik bir deyişle, “vicdanlara polis koyamazsınız” ama kalplere Allah korkusu yerleştirebilirsiniz. Zina başta olmak üzere bütün kötülüklerle ve ahlâksızlıklarla ancak eğitim yoluyla mücadele edebilirsiniz. Dinî ve ahlâkî eğitim, TCK’dan çok daha yararlı olur.

X X X

            Geçen gün Milliyet Gazetesi’nin manşetten verdiği haberi ibretle okudum. Zinayı suç sayanlar câmiasına Türkiye müstehak değildir. Girmeye uğraştığımız AB toplumu, bu gibi ucuz politikayla yaptığımız hatâlara aldırmayabilir. Lâkin bu iptidailiğe bizi dûçâr etmeyiniz.

            İki kişinin arasındaki mahrem münasebet, devleti ve toplumu değil, ancak bu kişileri ve eşlerini ilgilendirir. Zinayı suç hâlinde düzenlemek, aileyi korumaz; bilâkis aile birliğine zarar verir.

            İnanınız ki, muhafazakâr halk kitleleri bunu anlayacak ve “adalet terazisi”nin yatak odasına girmesini istemeyecektir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ