Türkiye-Rusya İlişkileri Üzerine

Putin’in ziyareti, Türk dış politikasında yeni bir dönemin işaretini vermesi bakımından çok önemlidir. Soğuk Savaş öncesi dönemde, nasıl ki ABD Türkiye’nin en iyi müttefiki konumunda idiyse, SSCB de hep “karşı taraf” olarak görülmüştür.

Aslında Türkler ve Slavlar çok eski çağlara kadar uzayan bir münasebet ve rekabet içinde bulunmuşlardır. Efsanevî “Büyük Slav Göçü”, Asya’daki Türk baskısı neticesinde meydana gelmiştir. Slavlar, tarih sahnesine çıktıkları M.S. 7. yüzyıldan itibaren Türkler ile yakın bir ilişki içinde olmuşlardır. Her iki millet de, tarih içinde doğu ile batının değerlerini birlikte yaşamışlardır.

X X X

      Soğuk Savaş öncesi ABD’nin stratejik ortaklığı ve NATO üyeliği, Türkiye’yi ister istemez iki kutuplu bir dış politikaya itmiştir. Soğuk Savaş’ın bitmesine çeyrek kala, 1985 yılında merhum Özal’ın ABD’yi ziyareti sırasında, Türkiye’nin taleplerini kabul ettirebilmek için, “Bizim Sovyetlerle hududumuzun ne kadar olduğunu biliyor musunuz?” diye sorduğu ve ancak bundan sonra ABD tarafının yumuşadığını daha önce de yazmıştım. Blokların yıkılmasından önce, Türkiye’nin Batı Dünyası nezdindeki esas fonksiyonu, ileri karakol görevini yapması ve Avrupa’nın güvenliği için NATO’nun jandarması olmasıdır.

X X X

      Sovyetler Birliği’nin 1991 yılının sonunda tasfiyesi, sadece nükleer tehdit altında yarım yüzyıldan fazla devam eden “Soğuk Savaş”ı ve bloklaşma dönemini sona erdirmekle kalmamış; uluslararası sisteme hâkim olan dengelerin sarsılmasına sebep olmuştur. Türkiye’nin “jandarmalık” görevinin bittiğini gören bazı kısır politikacılar, milletlerarası rolünün de azaldığını düşünerek endişeye kapılmışlardır. Ancak, kısa zamanda, bu gelişmelerin Türkiye’nin hayrına olduğu ve çok merkezli bir dış politika stratejisinin uygulanmasına imkân verdiği görülmüştür.

      Nitekim, 17 Aralık öncesinde, bir taraftan AB’ye girme konusunda olağanüstü gayret gösteren Türkiye, diğer taraftan 32 yıl sonra bir Rus liderini ağırlayabilmektedir.

X X X

      Türkiye, Rusya Federasyonu ile arasındaki ilişkileri güçlendirmek zorundadır. Yeni Çar Putin, bugün ABD’den sonra Rusya’yı tekrar “ikinci süper güç” yapmak için uğraşıyor. Böylesine güçlü bir ülke ile Türkiye’nin iyi münasebetler içerisinde olması, her bakımdan önemli ve faydalıdır. Özellikle, iki ülke arasındaki ekonomik münasebetler büyük değer taşımaktadır. Petrol ve doğalgaz taşımacılığı, turizm, dış ticaret ve inşaat sektörleri bakımından Türkiye ve Rusya arasında çok sıkı bir işbirliği oluşmuş bulunmaktadır.

      Türkiye’nin Avrasya politikasının baş aktörü, hiç şüphesiz Rusya Federasyonu olacaktır.

X X X

      Rusya Federasyonu, 1991 Aralığı’ndaki tasfiyeye ve SSCB bünyesindeki bir çok cumhuriyetin bağımsız devletler olarak kurulup ayrılmasına rağmen, hâlen bir üniter devlet değil, Rus unsurunun hâkim olduğu bir federasyon mâhiyetindedir. Rusya Federasyonu’nun bünyesindeki özerk (muhtar) cumhuriyetlerin büyük kısmı, ya Türk’tür ya da Kafkaslar’da olduğu gibi geçmişte Osmanlı hâkimiyetinde bulunan etnik gruplardan meydana gelmektedir. Türkiye’nin Rusya Federasyonu’nda yaşayan halklarla derin bir kültür, tarih, dil, din ve soy birliği bulunmaktadır. Bu durumda, Türk-Rus münasebetlerinin, geçmişte olduğu gibi bugün de çok itinalı dengeler üzerine oturtulması lâzımdır.

X X X

      Türkiye ile Rusya Federasyonu’nun çok zorlu dengeler üzerine oturan diplomatik münasebetlerini, problemleri azaltarak ve işbirliğini çoğaltarak götürülebilmenin çâresi, her iki ülke arasındaki geleneksel soğukluğu kaldırabilmek için her alanda yoğun ilişkilerin geliştirilmesidir.

      Son yıllarda Rusya’dan gelen turist sayısının artması, her iki ülke halkının savaş ve husûmetle dolu hafızasını değiştirmeye, bunun yerini sempatinin almasına vesile olmuştur. Esasen, sosyal ve kültürel değerler bakımından Rusya Federasyonu’nu oluşturan halklar, Ruslar da dahil olmak üzere, bize Avrupa halklarından daha yakındır.

X X X

      Türkiye, AB’ye dahil olma konusunda seçimini yapmıştır. Rusya Federasyonu ile münasebetleri bunun alternatifi değildir. Lâkin, bir AB üyesi olarak da Türkiye, Rusya ile Batı arasında yeni bir “köprü” teşkil edebilecek ve yeni bloklaşma eğilimlerine karşı bu dostluk köprüsünün önemi gittikçe artacaktır.

      Putin’in ziyaretini bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ