“Medeniyetler Uzlaşması”na İlk Adım

 

 

            AB Komisyonu İlerleme Raporu açıklandı ve Türkiye ile müzakerelerin başlatılması tavsiye edildi.

            6 Ekim 2004 Raporu, tarihî mahiyette bir dokümandır. Sadece, Türkiye’nin AB üyeliğine giden yolun açılması bakımından değil... Huntington’un “medeniyetler çatışması”nı, “medeniyetler uzlaşması”na dönüştürecek “ilk adım” olduğu için...

            Bu, Hristiyan Batı Dünyası’nın, ben merkezli (egosantrik) kabuğunu çatlatarak, ilk olarak başka dünyalara sömürgecilik ve salt ekonomik menfaatler dışında el uzatması demektir.

X X X

            Avrupa için bu kararı almak kolay olmamıştır. Düşününüz bir kere; bin yıla yakın (1095) bir “haçlı ruhu”na sahip, mutaassıp değer yargılarının tesirinde olan ve dimağının bir köşesinde Türk-İslâm düşmanlığı gizli bulunan Avrupa; daha üç asır öncesine kadar AB coğrafyasını hükmü altında tutan (25 AB üyesinin 12’si) tarihî rakibi Türkiye’ye, siyasî birliğini, kültür ve medeniyetini paylaşmak için kapılarını açıyor.

X X X

            AB kapısında 40 yıldır bekletilmekten şikâyetçiyiz.

            Lâkin, bu 40 yıllık dönemdeki durumumuzu hiç düşündük mü?

            Geliniz samimiyetle itiraf edelim: 40 yılda 4 askerî darbe, cuntacılar tarafından idam edilen bir başbakan ve bakanlar, sık sık kesintiye uğrayan ve bir türlü yerine oturtulamayan bir demokrasi; insan hak ve hürriyetlerinde dünya ülkelerinin gerilerinde yer alma; üstüste yaşanan ekonomik krizler ve 30 yıldır devam eden enflâsyonda şampiyonluk; 2.500 dolarlık fert başına millî gelir ve yüzde 15’lere tırmanan işsizlik oranı; ucu başbakanlara kadar ulaşan yolsuzluklar ve geri kalmışlığın diğer bütün siyasî, ekonomik, sosyal ve kültürel göstergeleri...

            İşte, AB kapısında bekletilen Türkiye’nin genel durum tablosu budur.

            Sadece bunlarla kalsa iyi... Bir de, hak etmediğimiz halde aleyhimizde kullanılan bir çok olay var. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları, Kıbrıs’ı işgal ithamları, PKK’nın yol açtığı terör olaylarına ters bakış ve daha neler neler... “Gece Yarısı Ekspresi” adlı, iftira dolu bir tek film bile Türkiye’nin Avrupa’daki imajını baltalayabilmiştir.

X X X

            Diğer taraftan, ayrı din ve kültürden 70 milyonluk ve 800 bin kilometrekarelik koskoca bir Türkiye’nin AB içindeki yerini düşününüz. Türkiye, diyelim ki 2015’te tam üye olsa, AB’nin en fazla nüfusa ve yüzölçümüne sahip ülkesi olacak.

            Siz AB’nin yerinde olsanız, aynı tereddütleri göstermez misiniz?...

X X X

            Türkiye’nin, özellikle son 22 ayda bu olumsuz tabloyu değiştirmesinde bir çok unsur, olay ve kişinin rolleri var.

            Önce, “muasır medeniyet seviyesi”ni işaret eden Büyük Atatürk’ün tarihî rolünü minnetle hatırlayalım.

            Sonra, ilk teşebbüste bulunan merhum Menderes’i yâd edelim. Daha sonra da, tam üyelik için ilk müracaatı yapan Özal’ı hatırlayalım.

            Lâkin, bütün insaf ve iz’an sahipleri, 22 aylık dönemde çıkardığı “uyum paketleri”, kanunlar ve reformlarla siyasî kriterleri tamamlayan ve ekonomik göstergeleri iyileştiren AK Parti İktidarı’nın hakkını vermek mecbûriyetindedir. Bu iktidarın, reform kanunları için çırpınan Adalet Bakanı Çiçek, bütün dışişleri ekibiyle âdeta savaş veren Dışişleri Bakanı Gül, dinler ve kültürler arası farklılıkları uzlaştırmak için çabalayan Devlet Bakanı Aydın ile bütün bu organizasyonu bizzat yürüten ve “sessiz devrim”i gerçekleştirerek fevkalâde başarılı olan “Yılın Avrupalısı” Başbakan Erdoğan, bu sonuçta en büyük emeğe sahiptirler.

            Bu arada, TSK’yı dar kalıplarından çıkararak bu gelişmeye zemin hazırlayan Genelkurmay Başkanı Org. Özkök’ü ve ekibini de unutmayalım.

X X X

            Türkiye’nin Müslüman ve Türk kimliği taşıması, klâsik yorumcuların zannettiği gibi aleyhte engel teşkil etmemiş; bilâkis, dünyanın içinde bulunduğu siyasî atmosferde AB’ye girme sürecini hızlandırmıştır.

X X X

            AB Komisyonu İlerleme Raporu’ndaki, “müzakerelerin askıya alınması” ibaresi, bizce bundan sonra tam üyeliğe kadar devam edecek dönemin, Türkiye’deki muhtemel yanlış siyasî uygulamalar ve antidemokratik müdahaleler karşısında bir teminattır.

            AB ve Türkiye doğru yoldadır.

            Bu adım, Dünya için de “medeniyetler uzlaşması”na başlangıçtır.

________________________________

Not: Muhterem üstâdımız Hakkı Devrim, Pazar yazısında “Dil Yâresi”nde, benim “Manzara-i Umumiyye” başlığını çift “y” ile kullanmamı tenkit ediyor. Hakkı Devrim’e dil konusundaki hassasiyeti (tek y ile) ve ikazları için teşekkür ediyorum. Lâkin, kendisinin de belirttiği gibi bu ifade, Atatürk’ün Nutuk’taki eski imlâsıyla yazılmış ilk kullanılışıdır ve bu yüzden tırnak içinde verilmiştir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ