Bir Doğru, Bir Yanlış

 

 

            Önce, “doğru”dan başlayalım. Son hâkim ve savcı kadroları ile atamaları konusundaki tartışmada Adalet Bakanı Cemil Çiçek haklıdır. Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun, Baroların ve Baykal’ın ithamları mesnetsiz ve haksızdır.

            Yargıtay Başkanlar Kurulu, 4 bin hâkim ve savcı kadrosunun alınmasına ve atamalara itiraz edip, “Atamalarda siyasî iradenin belirleyici olmasını kaygıyla karşılıyoruz” diyerek “lâiklik”ten “ulusal bütünlüğe” kadar her türlü endişesini sayıp döküyor. Tabiî tahmin edileceği gibi, imam-cemaat misâli, Barolar Birliği de, bu konuda Adalet Bakanlığı’na ve siyasî iktidara verip veriştiriyor. Son zamanlarda coşarak millî iradeye meydan okuyup müdahalelere dâvetiye çıkaran CHP lideri Baykal da, bu beyanlara dayanarak ağzına geleni söylemeye devam ediyor.

            Yargıtay’ın “siyasallaşma” iddiası, tamamen havada kalmaya mahkûm, hukuk dışı, siyasî mahiyette bir iddiadır. Bir hukuk adamı, bir yüksek hâkim, ancak elindeki verilere dayanarak iddiada bulunabilir. Böylesine âfâkî ve siyasî yaklaşım bir yargıtay üyesine değil, ancak Baykal gibi bir politikacıya yakışır.

X X X

            Adalet Bakanlığı, herkesin çok ihtiyaç bulunduğunu teslim ettiği 4 bin kadro almakla suç mu işlemiştir? Üstelik, bu kadroların hemen doldurulamayacağı da bilinmektedir. Hâkim ve savcı atamaları, bundan önce nasıl yapıldıysa, hiç değiştirilmeden aynı şekilde devam etmektedir. 1972 yılından beri süre gelen bu sisteme, niçin daha önce itiraz edilmemiştir de, şimdi karşı çıkılmaktadır?

            Yargı organlarında, varlığı herkes tarafından bilinen kamplaşmanın müsebbibi, henüz 2,5 yıldır iktidarda bulunan AK Parti Hükûmeti olamaz. Ne yazık ki, daha önce Adalet Bakanlığı görevine gelen bazı siyasîler, bölge ve mezhep ayrımcılığı yaparak “siyasî kadrolaşma”da bulunmuşlardır. CHP’li Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, CHP Kongresi’nde “şecaat arzederken”, Adalet Bakanlığı’nda siyasî kadrolaşma yaptığını ilân edince, Yargıtay Başkanlar Kurulu neden hiç tepki göstermemiştir?...

X X X

            Diğer taraftan, mevcut uygulamanın doğru ve eksiksiz olduğunu da savunacak değiliz. Ancak bu yanlışlardan Cemil Çiçek ve ekibi sorumlu tutulamaz.

            Türkiye’de âcilen kapsamlı bir “Yargı Reformu”nun yapılması; yargının “bağımsız” ve “tarafsız” hâle getirilmesi lâzımdır. Kurulacak yeni sisteme göre; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adalet Bakanlığı bünyesinden ayrılmalı; Adalet Bakanı ve Müsteşarı, Kurul üyesi olmaktan çıkarılmalı; hâkimler ve savcıların tayinleri ve bütün özlük işleri Kurul tarafından yürütülmelidir.

            Lâkin, bu reform neticesinde, “hukukçu”nun değil “hukuk”un üstünlüğü sağlanmalı; hâkimlerin kanunu uygulama dışındaki peşin siyasî ve ideolojik hükümlerle karar vermeleri engellenmelidir. Aksi takdirde, ülkede yargı bürokrasisinin oligarşik hâkimiyeti kurulmuş olur.

X X X

            “Yanlış” olana gelirsek, TBMM İçtüzüğü’nde yapılan değişiklikle, temel kanunların “toptan görüşülmesi” usûlü, fevkalâde yanlış ve tehlikelidir. Esasen, Türk demokrasi tarihinde İçtüzük değişikliğiyle muhalefeti engelleme yolunun ne kadar hatâlı olduğu, bilinen bir gerçektir.

            Bu konudaki tek istisna, Cumhuriyet’in ilk döneminde Atatürk zamanında, Türk Medenî Kanunu, Türk Ceza Kanunu gibi “devrim” mahiyetindeki kanunların kabulü esnâsında uygulanmıştır. 60 sonrası dönemde, AP iktidarları, muhalefetin İçtüzüğü kullanarak engelleme yapmasına tahammül göstermiştir. ANAP döneminde de Özal, bazı reformların süratli gerçekleştirilmesi için bu yola gitmeyi düşünmüşse de, demokratik rejim bakımından mahzurlarını görünce vazgeçmiştir.

            AK Parti Grubu’nun iyi niyetli olduğunu bilsek de, bu uygulamanın demokrasiyle bağdaşmayacağı kanaatindeyiz. Temel kanunlarda maddelerin toptan görüşülmesi, TBMM Genel Kurul üyesi milletvekillerinin demokratik iradesini sınırlamakta ve TBMM Komisyonlarını, Genel Kurul’un önüne geçirmektedir. Bu İçtüzük değişikliği Anayasa’ya aykırıdır.

X X X

            Bir an evvel tatile çıkabilmek için, ortalığı karıştırmaya ve rejim buhranı icat etmeye çalışan muhalefete koz vermek, siyaseten de yanlış bir uygulamadır.

            Yeni Yasama Yılı’nın başlangıcında, TBMM’nin ilk işi, bu İçtüzük değişikliğinin düzeltilmesi olmalıdır.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ