Adalet Tanrıçası’nın Gözleri Açılmalı

 

            Batı’nın, Adalet Tanrıçası Themis’in gözlerini bağlayıp eline adalet terazisini tutuşturmasından bu yana yüzyıllar geçti. Artık Batı’da Themis’in gözleri açıldı; mitolojinin kaynağı Yunanistan’da bile Themis, gözleri açık olarak resmediliyor. Lâkin Türkiye’de adalet rumuzu Themis’in hâlâ gözleri bağlı. Daha da kötüsü, adalet terazisinin kefeleri bir türlü aynı hizada duramıyor.

            Zira, yürürlükteki kanunlara göre hareket etmesi ve hüküm vermesi gereken yargı, kendi peşin hükümlerine göre ‘halâskârlığa’ soyunan ve hukuk dışı atmosferden etkilenen hukuk adamlarının elinde, adalet terazisinin kefelerini tutturamıyor ve çifte standartlı uygulamalar devam ediyor.

X X X

            Geçenlerde savcı dostlarımla sohbet ederken sordum: “28 Şubat Dönemi’nde yaptığım konuşmalardan dolayı eski TCK’nın 159. ve 312. maddelerine göre aleyhimde 100’den fazla dava açılmıştı. Bugün gene aynı konuşmaları yapıyor, aynı yazıları yazıyorum. Hakkımda hiç ceza davası açılmadı. Bunu nasıl açıklarsınız?” Sanki çok normal birşeymiş gibi, “O zaman 28 Şubat Dönemi idi” diye cevap verdiler.

            Bizim adalet terazisinin bir kefesine mutlaka fazladan bir dara atılmıştır. Bu dara, ya ara rejimlerde bir komut, ya siyasî mahreçli bir rüzgâr, ya çok satan gazetelerin manşeti, bazen de cüzdanın sıkıştırdığı bir vicdan olmuştur.

            Terazinin kefesini ağırlaştıran en tipik örnek, Yassıada Trajedisi’nin esas oğlanı Salim Başol’un, “Seni buraya tıkan güç böyle istiyor” sözleridir. 28 Şubat Darbe Dönemi’nin cunta liderlerinden Genelkurmay II. Başkanı Çevik Bir’in, Ankara Başsavcılığı’na gönderdiği, 159. maddeye göre cezalandırılmamı isteyen resmî yazılarının sonunda ‘rica ederim’ şeklindeki talimatı, ara rejimlerde teraziye postalın konulmasının karakteristik bir misâlidir.

X X X

            Gelelim Org. Yaşar Büyükanıt’ın suçlanması olayına...

            Siz, 1960’tan beri 46 senedir devam eden ve her biri açıkça suç teşkil eden askerî müdahalelere seyirci kalacaksınız; “4 Şubat’ta Tankları ben yürüttüm” diye beyanat veren İzzettin İyigün, demokratik rejime ‘balans ayarı’ yaptığını söyleyenler ve aydınlar aleyhinde andıçlar düzenleyip fişlemeler yapanlar, Çevik Bir’ler, Erol Özkasnak’lar hakkında kovuşturma yapmayacaksınız; televizyonda yayıla yayıla “Bugün de aynı müdahaleyi yapardım” diye Evren Paşa’ya hesap sormak aklınızdan bile geçmeyecek; sonra Şemdinli olayları sanığı bir astsubay için, “Tanırım, iyi çocuktur” dediği için Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt hakkında suç duyurusunda bulunacaksınız.

            Bu durum yargı erkinin içinde bulunduğu çelişmeyi göstermekten başka bir mânâ ifade eder mi?

            Org. Büyükanıt’ın “İyi çocuktur” demesiyle etkilenen bir yargı mekanizması nasıl ‘âdil yargılama’ yapabilir ki?

            Eğer Org. Büyükanıt’ın örgüt bağlantısı hakkında delil varsa, bu konuda soruşturma açılması lâzımdır. Ancak, bir âmirin maiyetindeki bir astı için sıradan bir beyanı hakkında soruşturma açılırsa, bu defa terazinin kefesi aksi yönde etkilenmiş olur.

X X X

            Türkiye’de, yürütmenin bir parçası olan TSK, elbette yargı denetimine açık olmalı ve ‘Divan-ı Harp’ dışında Askerî Yargı ilga edilerek yargıda ikilik ortadan kaldırılmalıdır. Başta TBMM Araştırma Komisyonları olmak üzere devletin her türlü denetim organı, hukuk dışı olguları ortaya çıkarma konusunda tesirli hâle getirilmelidir.

            Lâkin bu yapılırken, bir takım dar yorumlarla idarecileri haksız yere töhmet altında bırakmamaya itina edilmesi gerekir.

            Bir tarafta devrin başbakanına alenen sövdüğü hâlde terfî ettirilen bir general; diğer tarafta mübalağalı bir itham...

            Artık Themis’in gözlerindeki bağı çözmenin zamanı gelmiştir.

ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ