Abdüllatif Şener’in Kıymetini Bilmeliyiz

 

            Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’i, kimse benim kadar iyi anlayamaz. Bazı tavırları, benim Başbakanlık Müsteşarı ve Bakan olarak ANAP dönemindeki tavırlarıma o kadar benziyor ki... Bir köşe yazarının, Şener’in bu hâlini ‘Hasan Celâl Güzel Sendromu’ olarak isimlendirip bir problem gibi değerlendirmesine rağmen, aslında bu tutumun AK Parti ve Erdoğan için kıymeti bilinmesi gereken bir şans olduğunu düşünüyorum.

X X X

            Rahmetli Özal 1983 sonunda başbakan olunca beni yanına çağırıp “Bak Hasan, Türkiye için yepyeni bir dönem başlatıyoruz. Saçma sapan usulsüzlükler ve yolsuzluklar yüzünden başımıza iş çıkarmayalım” demiş ve benden bakanlar dahil bürokrasinin tepe noktalarını dikkatle müşahede etmemi istemişti. Hattâ bir defasında Ekrem Pakdemirli ile bana, kendi kardeşinden bile gelse iş takibi yapılmamasını tembih etmişti.

            Özal’ın bu tembihatını o derece ciddîye aldım ki, daha sonra bazı bakanların kellesini götüren yolsuzlukları bizzat tesbit ederek kendisine bildirdim. ANAP’ın ilk dönemindeki başarısının altında, merhum Adnan Kahveci, Hüsnü Doğan, Mehmet Keçeciler, Kâzım Oksay, Oltan Sungurlu, Vehbi Dinçerler gibi dürüst isimlerin de önemli rolleri vardır.

X X X

            Lâkin 1987’den sonra ANAP iktidarında vaziyet değişmeye başladı. Basının ve muhalefetin de mübalağalı şekilde körüklediği bir ‘yolsuzluklar dönemi’ne girildi. Merhum Özal’ın yakın çevresine kadar ulaşan yolsuzluk iddiaları, ANAP iktidarını sallamaya başladı. Bu durum, 26 Mart 1989 Mahallî Seçimleri’nde sandığa korkunç bir düşüşle yansıdı. ANAP’ın oyu yarıya inerek Demirel’in deyimiyle yüzde 21,75’e gerilemişti.

            Daha önce benim ikazlarıma çok değer veren Özal, artık hukuka aykırılık, usûlsüzlük ve yolsuzluk konusundaki tenkitlerimden hoşlanmayıp suratını asıyordu.

            Neticeyi hepiniz biliyorsunuz: Hele Mesut Yılmaz’ın eline geçtikten sonra ANAP bir türlü belini doğrultamadı.

X X X

            Ben, Başbakan Erdoğan’ın dürüstlüğüne inanıyorum. O’nun Başbakan olmasını istemeyen jakoben bürokrasi, İstanbul Belediye Başkanlığı dönemindeki icraatıyla ilgili olarak hakkında bir çok dâvâlar açtırdı. Erdoğan, aleyhindeki bütün iddiaların hesabını mahkeme önünde verdi. Başbakan’ın son haftalarda polemik konusu yapılan ‘mal varlığı’nı da aslında bilmeyen yok.

            Hesap uzmanlığından beri tanıdığım Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın da, iddia edildiği gibi yolsuzluk yaptığını hiç sanmıyorum. Erdoğan ve Unakıtan’ın, Özal’ı andıran pragmatik ve pratik çalışma yöntemleri ile yıllardır tökezleyen özelleştirmeyi hızlandırmaya çalışırken bazı usûl hatâları yaptıklarını düşünüyorum.

            Bu arada, ekonomik devletçilik peşin hükmünden sıyrılamamış yüksek yargı kurumlarının engellemesini de zikretmeden geçemeyeceğim. Anayasa Mahkemesi eski başkanı Mustafa Bumin’in Telecom’un özelleştirmesi konusundaki ikrarını hatırlıyorum.

X X X

            Abdüllatif Şener, son derece dürüst, prensip sahibi ve bilgili bir siyaset adamıdır. Özelleştirme ve diğer ekonomik konulardaki usûlsüzlüklere itirazında samimîdir. Başbakan’a ve bakanlara güçlük çıkarmak, medyada şov yapmak, hele siyasî hesaplar için tavır aldığını hiç sanmıyorum.

            Erdoğan, Unakıtan ve diğer yetkililer Şener’in görüşlerini ciddiyetle değerlendirmelidirler.

            AK Parti, yolsuzluklarla mücadelede önemli adımlar atmış ve aleyhindeki bütün tezvirata rağmen henüz kamuoyu nezdinde yıpranmamıştır. Lâkin, bu konuda bir yıpratma sürecinin başladığı açıkça görülmektedir. Bunu önlemenin de çâresi, şeffaflık ile hukuka ve usûle uygunluğun sağlanmasıdır. İşte bu noktada Şener ve benzeri dostları düşman bilmeyip söylediklerini değerlendirmek gerekir.

X X X

            Mehmet Âkif ne güzel söylemiş:

            “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar

              Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ