Kitâbiyât

  

 

            Bizim nesil, şimdiki nesillerden daha çok kitap okurlardı. 1950’li ve 60’lı yıllarda yayınlanan bütün kitapları ve dergileri okuduğumu söylersem lûtfen mübalağa kabul etmeyiniz. Bu garip durum, benim bildiğiniz kitap kurtlarından birisi olmamdan ziyade, o yıllarda yayınlanan kitap sayısının azlığıyla ilgiliydi. Hele Cumhuriyet’in ilk yıllarında, 1928’de “Harf İnkılâbı”nın yapılmasıyla birlikte okuma yazma oranı bir anda sıfıra düşmüş ve Latin alfabesiyle yayınlanan kitapların sayısı, 70’li yıllara kadar arttırılamamıştır.

            Bir tarafta kütüphaneler dolusu, milyonlarca eski yazı eser, diğer tarafta “elifi görse mertek zanneden”, kendi eserlerini okumaktan âciz câhil nesiller.

X X X

            Her neyse, artık yeni bir asrın, binyılın ve çağın başlangıcındayız. Türk yayın hayatı iyiden iyiye zenginleşti. Her yıl yepyeni binlerce kitap yayınlanıyor. Bırakınız tamamını okumayı, yayınlanan kitapları tâkip etmek dahi imkânsız hâle geldi.

            Lâkin, ne yazık ki bugünkü nesiller çok okumuyor. Bir yandan televizyonun menfî tesiri, diğer yandan dış dünyanın artan câzibesi, şimdiki gençleri kitaptan uzaklaştırdı. Bu arada bilgisayarın da oyalayıcı etkisini unutmamak lâzım. Bu kanaatime, bilgisayardan kitap okuduklarını söyleyenler itiraz edeceklerdir ama siz onlara bakmayın. Bilgisayarın daha çok haberleşme ve oyun aracı olarak kullanıldığını bilmeyen mi var?

X X X

            Çocukken bayramları heyecanla bekler; biriktirdiğim bayram harçlıklarıyla aldığım kitapları sever, okşar; o nefis kâğıt ve mürekkep kokusunu bir esrarkeş ihtirasıyla koklayıp içime çekerdim. Sabahlara kadar okuduğum yeni kitaplarımı yastığımın altına saklardım.

            Hiç unutmam, ilkokuldan mezun olmak için imtihanlara çalıştığım devrede, babam ders kitapları dışındaki kitapları okumamı yasaklamıştı. O günlerde amcamın hediyesi 10 ciltlik “İki Çocuğun Devriâlemi” isimli çok güzel mâcera kitaplarını da, okuyup da derslerimi ihmal etmemem için kendi dolabına kilitlemişti. Ben, her gece el ayak çekildikten sona, gizlice dolabın menteşelerini tornavidayla söker; kitabın bir cildini alıp sabaha kadar okuduktan sonra tekrar yerine koyardım. Böylece 10 ciltlik kitabı 10 gecede bitirmiştim.

            Hâlen, Jano ile Yanik’in mâceralarının tadı damağımdadır.

X X X

                        Sevgili okurlarım, bu dört günlük bayram tatilinde kitap okumaya da zaman ayırmışsınızdır temennisiyle beni çok duygulandıran, gözyaşlarıyla okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

                        Kendisi de gerçek bir “gazi” olan Savaş Yücel’in “Güneydoğu Gazileri/Biz Kınalı Bacaksızlar” isimli eserinden söz ediyorum. Savaş Yücel, İktisat fakültesi mezunu. Askerliğini Siirt 3. Komanda Tugayı’nda yaparken Eruh ilçesinde bir iç güvenlik operasyonunda mayına basarak yaralanmış ve uzun tedavilerden sonra emekli olmuş.

                        Çanakkale savaşları sırasında saçlarına kına yakılarak vatana kurban olsun diye gönderilen Şehit Murat’ın hikâyesini bilirsiniz. İşte gazimiz Savaş Yücel de, vatanın bölünmez bütünlüğü uğrununa Güneydoğu’da şehit düşen ve sakat kalan gazi Mehmetçiklerin hazin fakat şerefli destanını anlatıyor.

                        Gazi Savaş, bize şöyle sesleniyor:

                        “Biz kınalı bacaksızlar,

              kınalı körler,

              Bizler gözlerinizin içine,

              Siz bize bakamadığınız için bakmıyoruz.

              Sizi daha fazla üzmemek için.

              Peki ya siz neden bizim gözlerimizin içine bakamıyorsunuz?”

X X X

            Ümit Yayıncılık tarafından yayınlanan kitabın birinci baskısı Ekim 2005’te yapılmış. Konur Sokak 27/1 06640 Kızılay-Ankara, Tel: 419 38 26-Faks: 417 56 68 adresinden temin edilebilir. Ayrıca Savaş Yücel ile de 0532 465 28 61 numaralı telefonuyla görüşebilirsiniz.

X X X

            Sevgili Okuyucularım, sadece şehit cenazelerinde “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” diye bağırmak yeterli değil. Bu şehitlerimizin ailelerine ve “bizim kınalı bacaksızlarımıza”, yani sakat gazilerimize de sahip çıkmamız lâzımdır.

            Unutmayınız ki, onlar bu millet, bu vatan, bu bayrak uğruna ve sizin güvenliğiniz için sakat kaldılar.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ