Tarihî Bir Dönüm Noktası

 

 

            Son yıllarda “tarih yazmak” ibaresi, daha çok futbol takımlarının galibiyetleri için kullanılır oldu ve çok ucuzladı. İlâ maaşallah, futbol kulüplerimiz ve futbolcularımız, her gün değilse de her hafta, attıkları gollerle ve ayaklarıyla “tarih yazıp” duruyorlar.

            Lâkin, geçtiğimiz iki gün boyunca, kim ne derse desin, gerçekten tarih yazıldı. ABD’nin de tesirli olduğu Avrupa diplomasisi, belki de savaş sonrası dönemin en yoğun ve hareketli saatlerini yaşadı. AB Dönem Başkanı İngiltere’nin Dışişleri Bakanı Jack Straw, gerisinde Hristiyan Demokratlar’ın bulunduğu Avusturya ve Türkiye aleyhtarları karşısında, ABD ile işbirliği içerisinde, Türkiye’nin 3 Ekim tarihi dolmadan AB ile müzakerelere başlaması konusunda, geleneksel İngiliz diplomasisine yaraşır bir performans gösterdi.

X X X

            Ancak bu “diplomasi zaferi”nde en büyük pay Türkiye’nindir. Son iki asır boyunca hep meydanlarda kazanıp masalarda kaybeden Türkler, bu defa artık diplomasiyi Avrupalılar kadar bildiklerini ispat etmişlerdir.

            AK Parti İktidarı döneminde dış politikada çok önemli hatâların yapıldığı da görülmüştür. Özellikle 1 Mart Tezkeresi’ndeki hatânın nelere mâl olduğunu artık herkes anlayabiliyor. Bu arada, “Kürt sorunu” beyanının ve Ermeni Konferansı konusunda yapılan hatâların AK Parti İktidarı’nı ne derece yıprattığı da bilinmektedir. Diğer taraftan, özellikle AB câmiasının haksız talepleri ve baskıları karşısında Hükûmet’in tutarlı bir tavır alamaması da, bu süreci hızlandırmıştır.

            Lâkin, 3 Ekim Krizi’nde, Başbakan Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Gül’ün, Türkiye’nin kartlarını doğru oynayarak neticeye ulaşabilmesi, her türlü takdirin üstündedir. Erdoğan ve Gül, önce dik durmasını bilerek kararlı tavırlarıyla cesaretle dayatmalara karşı koymuşlar; sonra da ucuz kahramanlığın câzibesine kapılmadan masaya oturma olgunluğunu göstermişlerdir. Türkiye’nin, önemli bir tâviz vermeden ve ezilmeden müzakerelere başlamış olması, gerçekten memnuniyet veren bir vâkıadır.

X X X

            Son bir haftalık dönemde Türkiye, dünya ve özellikle Avrupa medyasının en önde gelen aktörü olmuştur. Tarihinin hiç bir devresinde Türkiye Cumhuriyeti hakkında bu kadar müsbet yorum yapılmamış ve yazı yazılmamıştır. Bu durum, Avrupa’nın aydınlarının da Haçlı saplantılarından kurtulup “Medeniyetler Uzlaşması” talebinde bulunduğunun bir göstergesidir. Avrupa’nın genç ve aydınlık yüzü, Başbakan’ın deyişiyle bir “Hristiyan Kulübü” olarak kalmaya rıza göstermemiştir.

            Jack Straw’ın şu sözleri, artık “köktendinci Avrupa”nın tavır değiştirdiğini ve Türkiye’ye yapılan haksızlıkları görmeye başladığını çok iyi anlatıyor: “Soğuk Savaş döneminde güvenliğe ihtiyacımız olduğunda Türkiye’yi NATO’ya dâvet ettik. O zaman kimse nüfusunun çoğu Müslüman olduğu için ‘hayır’ dememişti. Tek söylenen ‘teşekkür ederiz’ oldu.” Türkiye’nin öneminin ve ağırlığının Avrupa tarafından anlaşılmaya başlaması, herşeyden önce AB’nin yararına olacaktır.

X X X

            Bu yazımızı okuyanlar, Müzakere Çerçeve Belgesi’ni pek beğendiğimizi zannetmesinler. Bu tuzak ve hinlik dolu metnin iyi niyetle hazırlanmadığını bilenlerdeniz. Müzakerelerin başlamasıyla birlikte AB’ye tam üyeliğin çantada keklik olmadığının da farkındayız. Ancak, artık herkes tarafından idrak edilen ve varlık sebebimizi teşkil eden prensiplerden tâviz vermeden üyelik yolunda gayret göstermenin, Türkiye için faydalı olacağı kanaatindeyiz.

            Bundan sonraki müzakere döneminde, vakur, prensip sahibi, azimli tavrımızı devam ettirir ve Türkiyemiz’i hızla geliştirebilirsek, AB’nin “hazmetme kapasitesi” bir istiskâl olmaktan çıkar ve bir istikbal hâline dönüşür.

            Önümüzde yepyeni bir Türkiye var... Bu “Yeni Türkiye”de gerekli hukukî, idarî, sosyal ve ekonomik reformları vakit geçirmeden tamamlayabilirsek, AB’ye tam üyelik tarihi de beklenmedik şekilde öne alınabilir.

X X X

            Sevgili okuyucularımın Mübarek Ramazan Ayı’nı tebrik ediyor, sıhhat ve âfiyet içerisinde huzur dolu bir Ramazan geçirmelerini diliyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ