“AB Ciddî Olmalı”

 

 

            Başbakan Erdoğan, “Quadriga” ödülünü almak için gittiği Almanya’da, “AB ciddî olmalı” mesajını verdi. İki seneye yaklaşan iktidar döneminde, AB çevrelerinin deyimiyle “sessiz devrim” gerçekleştiren ve AB konusunda ciddiyetle olağanüstü gayret gösteren Türk Başbakanı, bu ikazda bulunabilme konusunda hak kazanmıştır. “Yılın Avrupalısı” seçilen Erdoğan, ünlü Newsweek Dergisi’ne kapak oldu. Kapakta, “Bir muhafazakâr müslüman, Türkiye’yi nasıl Avrupa’nın kapısına getirdi” ibaresi bulunuyor. Newsweek’teki makaleyi bütün okuyucularıma, özellikle zihinleri irtica ile başörtüsü arasına sıkışıp kalmış CHP bürokrasisine tavsiye ediyorum.

            Newsweek’in Başbakan için “Atatürk’ten bu yana en büyük değişime önderlik ediyor” ifadesini mübalağalı bulanlar; Erdoğan’ın, Menderes ve Özal’dan sonra, demokratik dönemdeki üçüncü büyük değişimin lideri olduğunu kabullenmek zorundadır.

X X X

            “6 Ekim İlerleme Raporu” yarın yayınlanacak. Hızlı dönüşleriyle yakından tanıdığımız Verheugen’in son yaptığı konuşma, Fransa’daki referandum lâfları ve AB çevrelerindeki bazı çatlak sesler, bir haftadır Türkiye’yi şüpheli bir bekleyişe soktu. Rapor’da, Türkiye’nin Kopenhag Siyasî Kriterleri’ni yerine getirdiği belirtildikten sonra, “Ancak” diye başlanarak, açıkça “yeni şartlar” olarak ileri sürülmese de, “yeni pürüzler”in gündeme getirilmesi bekleniyor.

            Bu pürüzlerden yola çıkılarak, “Kürtçe’nin ikinci resmî dil hâline getirilmesi” ve “Alevîliğin ayrı bir din olarak kabulü” gibi, Türkiye’nin siyasî ve sosyal birliğini dinamitleyecek isteklerin değerlendirilmesi aslâ mümkün değildir. Bu gibi taleplerde bulunulması, Türkiye’ye “Seni AB’ye almıyoruz” demekle aynı mânâda anlaşılmalıdır.

            Türkiye’de “alt etnik kimlikler”in ana dilini öğrenmesi konusunda gerekenler yapılmıştır. Bundan daha fazlası, siyasî egemenliğin paylaşılması anlamına gelir. Gene, lâik bir devlet olan Türkiye’de din ve mezhep esasına göre imtiyazlı farklılıklara yer verilemez.

X X X

            Buna mukabil, azınlıkların ve İslâm dışı dinî inanç sahiplerinin, -mütekabiliyet prensibi çerçevesinde-, taleplerine olumlu bakılabilir. Heybeliada Ruhban Okulu sorunu çözümlenebilir. Bağımsız ibadethâneler kurulabilir. Vakıflar Kanunu ve Dernekler Kanunu değişebilir.

            Dinî hürriyetler konusunda gerekli düzenlemeler yapılabilir. Bize kalırsa, AB’nin ikazına lüzum kalmadan yapılmalıdır da...

X X X

            Bu arada, AB Komisyonu’nun Raporu’nda, müzakerelerin başlaması konusunda bir takım kelime oyunlarıyla, âmiyane tâbiriyle “kılçık atılması” da fazla önemsenmemelidir. AB Komisyonu, ne kadar lâfazanlık etse de, 17 Aralık’ta müzakerelerin başlatılması kararını verecektir.

            Önemli olan, son 22 aylık dönemde Türkiye’de gerçekleştirilen değişimlerin insanımıza ve milletimize faydalı olup olmadığıdır. Bu değişimlerin gerçekleştirilmesi sürecinde Türkiye, önemli bir tâviz vermiş değildir. “Uyum paketleri” ile getirilen yenilikler, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının yerleşmesinde ve insanca yaşamanın geliştirilmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Bunda AB’nin önemli ölçüde rolü vardır.

            Türkiye’nin AB yolunda önümüzdeki dönemde süratle ilerleyeceğine inanıyoruz. Ancak, AB mâcerası bu kadarla kalsa bile, bizce Türkiye bu mücadeleden kazançlı çıkmış olacaktır.

X X X

            Önümüzde, 2014’e kadar uzanan en az 10 yıllık uzun bir dönem var. Türkiye’nin göstereceği performansla bu dönemin daha da kısalabileceğini düşünüyoruz.

            Özal’ın Aşık Veysel’den alarak sıkça kullandığı tâbiriyle, bu “uzun ince yolda”, Türkiye’nin, Avrupa’nın ve bütün dünyanın daha yaşayacağı çok “değişimler” var. Onun için, bir avuç siyaset cambazının kullandığı kelimelere bakarak kendimizi üzmeyelim; ekonomimizi, borsamızı, iş dünyamızı zora sokmayalım.

X X X

            Erdoğan ve arkadaşları, AB konusunda fevkalâde gayret göstererek çok başarılı oldular. Zina saçmalığı haricinde önemli bir hatâ da yapmadılar. AB’ye girmek için “ciddiyetle” uğraştılar.

            AB’nin Türkiye’ye söylenecek sözü yoktur.

            Erdoğan’ın dediği gibi, “AB ciddî olmalı...”

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ