ANAP ve Mumcu

 

 

            ANAP denilince içim cız eder. Hâlâ rüyalarıma giren, rahmetli Özal ile beraber sabahlara kadar yaptığımız çalışmalar... Türkiye’nin çehresini hissedilir şekilde değiştirişimiz; reformlar, seyahatler, basın toplantıları... Sonra, kulağımda çınlayan o güzelim Azerî türküsünün “Size selâm getirmişem” nakaratıyla bütün yurdu, otobüslerin, minibüslerin tepesinde dolaşmamız... “Arım, balım, peteğim” şarkısıyla coşmamız...

            Derken, herşey bir anda değişivermiş ve Başbakanlık Konutu’na âdeta bir “saray yönetimi” kurulmuştu. Özal’ın etrafındaki dalkavuklar, o mütevazı halk çocuğunu “imparator” ilân ettiler ve yaptıkları yolsuzlukları dalkavuklukla örtmeye muvaffak oldular. ANAP’ın bu “ikinci dönemi”nin müziği de tasvir ettiğimiz atmosferi aksettiriyordu. O günlerin ünlü arabesk parçasının sözleri şöyleydi: “Güneş sensin, ay sensin/gökteki yıldız sensin...”

            Ne yazık ki ANAP, Yıldırım Akbulut’un “konu mankeni” başbakanlığından ve genel başkanlığından sonra, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük “siyasî mirasyedisi” Mesut Yılmaz’ın eline düştü. Kökünü milletin derinliğinden alan dört eğilimli ANAP, eğilimsiz kalmış; o günlerin ünlü pop müziğinin sathîliği içinde, “Hadi bakalım kolay gelsin” diyerek oylarını % 45’ten, % 5’e düşürmüştü. Halk arasında ANAP’ın adı “hırsız partisi”ne çıkmış ve daha sonra oyu da % 1’in altına düşmüş ve koskoca ANAP, artık “siyasî mevt┠hâline gelmişti.

X X X

            Geçtiğimiz Cumartesi günü yapılan Kongre ile ANAP’ın Genel Başkanlığına, 15 Şubat’ta AK Parti’den ve Kültür Bakanlığı’ndan istifa eden Erkan Mumcu seçildi. Daha önce de yazdığım gibi, ben Erkan Mumcu’yu beğenir ve severim; son derece kabiliyetli, enerjik, başarılı, bir genç politikacıdır. O’nun ANAP’ı canlandıracağına ve yeni bir hava getireceğine inanıyorum.

            Lâkin, Mumcu’nun Kongre’de yaptığı konuşmada, henüz birbuçuk ay önce ayrıldığı AK Parti ve ikibuçuk sene kabinesinde bakan olarak çalıştığı Başbakan Erdoğan hakkındaki eleştiri üslûbunu, doğrusu çok garipsedim. Mumcu’nun sert konuşmasının, önceden kurgulanmış olmaktan ziyade, kongre ortamında delegelerin dolduruşuna gelmesiyle şekillendiğini düşünüyorum.

            Kamuoyu, düne kadar bakanlığını yaptığı bir iktidara karşı, bu ölçüde sert bir muhalefeti haklı bulmayacaktır. Ayrıca, tam da rekor büyüme hızının açıklandığı esnâda, yapılan eleştirilerde ölçünün kaçırılması, bir “sabırsızlık alâmeti” olarak değerlendirilecektir.

            Diğer taraftan, Mumcu’nun ve AK Parti sözcülerinin, “milletvekili transferleri” hakkındaki sevimsiz polemiği de, halk tarafından hoş karşılanmamış ve eski tip politikanın sinyallerini vermiştir.

            Halbuki Mumcu, farklı vizyonunu aksettirebilse ve programını açıklasaydı, ANAP’ın yeni dönemine daha sempatik bir başlangıç yapmış olurdu.

X X X

            ANAP’ın, amblemine ilâve edilen “güneş” gibi yeniden doğabilmesi için, eski dostlara birkaç naçizâne tavsiyede bulunmak istiyorum:

            1. ANAP’ın, artık Mesut Yılmaz’ın adı yolsuzluklarla anılan “eski ANAP”ı olmadığı halka iyi izah edilebilmelidir. ANAP’ın üzerindeki “hırsız partisi” etiketi sökülmelidir. Bunun için, kadrolaşmadan liderin hayat tarzına kadar çok dikkatle hazırlanmış bir “aklama programı” uygulanmalıdır. Bu imaj değişikliği yapılmadan ANAP’ı “diriltmek” mümkün değildir.

            2. Mumcu, “yeni ANAP”ı anlatabilmek için, yapıcı ve üretici politikalarla halkın karşısına çıkmalı; vatandaşa câzip gelecek proje ve teklifler hazırlamalıdır.

            3. Başbakan, erken seçime gidilmeyeceğini kesin bir dille açıklamıştır. Bu durumda, Mumcu ve arkadaşları bütün Türkiye’yi dolaşmalı; ancak nefes ayarlamayı da ihmal etmemelidir.

            4. Mumcu, muhalefetini CHP gibi yapmamalı; içinden çıktığı AK Parti ile münasebetlerini düzenlemelidir.

            5. Mumcu, kendisinden önce bir çok siyasî kadronun hatâsına düşerek, AK Parti’ye muhalefet adına ANAP’ı “millîyetçi-muhafazakâr” çizgisinden uzaklaştırmamalıdır.

X X X

            Ortaya çıkan kırgınlıkları bir tarafa bırakırsak, ANAP’ta Mumcu hareketinin Türk siyasî hayatına katkısı olacağını düşünüyoruz.

            Özellikle iktidar partisinin kendisine çeki düzen vermesi, Başbakan’ın TBMM Grubu ile daha yakından ilgilenmesi ve “dört eğilim” politikasına yönelmesi bakımından, Mumcu’nun hareketi etkili olacaktır.

X X X

            Erkan Mumcu’ya ve ANAP’a yeni dönemde başarılar diliyoruz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ