21. Yüzyılda Din Savaşı Olur mu?

  

            Sevgili okuyucularım, aslında bu Pazar sohbetinde sizlere, Ferhan Şensoy’un tiyatrosunu yaktırdığım iddiası gibi komik ve gayrı ciddî şeyler anlatarak son çeyrek yüzyılın en soğuk kış günlerinde içinizi birazcık ısıtmak istiyordum. Lâkin ne yazık ki, son günlerde bütün dünyada kanımızı donduran gelişmeler oluyor.

            İslâm Dünyası’nın en mukaddes değerlerinin başında gelen Hz. Muhammed’e, Danimarka basınında terörist karikatürleriyle yöneltilen tahkir ve tezyif, diğer Avrupa ülkelerinin de karikatürleri yayınlamasıyla yaygınlaşırken, dünya Müslümanları da ‘bu hayasızca akın’ karşısında haklı olarak galeyâna gelip protesto gösterileri yapıyorlar.

            Basın Özgürlüğü mü, Hakaret mi?

            Danimarka Başbakanı Rasmussen, papağan gibi her konuda ‘basın özgürlüğü’nden bahsediyor. Terör örgütü PKK’nın terör eylemlerinde kullandığı Roj TV’yi kapatamaz; çünkü basın özgürlüğü(!) vardır. Dünya nüfusunun dörtte birinin inancına saldıran gazeteye müdahele edemez çünkü basın özgürlüğü(!) vardır. Bir an bunu doğru kabul etsek bile, ağzını açıp da olaylardan duyduğun üzüntüyü -tabiî böyle bir üzüntün varsa- söylesen olmaz mı be adam?!... Yarın birileri kalkıp da, şu Rasmussen’e şöyle böyle yapalım diye yazı yazarsa gene basın özgürlüğünü ileri sürüp ses çıkarmayacak mısınız?

            Bu karikatürlerin basın özgürlüğü ya da düşünce özgürlüğüyle hiç bir ilgisi yoktur. Bir dinin peygamberini katil ve terörist olarak göstermek, hem mukaddes inançlara saldırmak, hem de bu dine inanan insanların haklarına tecâvüz etmek demektir.

            Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonlarına ve BM Konvansiyonlarına göre insan haklarına açıkça aykırıdır.

            Kıyamet Alâmetleri mi?

            Büyük İslâm âlimi İsmail Hakkı Bursevî ‘Rûhül Beyan Tefsiri’nde, kıyamet alâmetlerinden bahsederek kıyamet için “Hicrî 1500’e varmayacak’ diyor. Bu yorum doğru kabul edilir de, Hicrî 1427 yılında bulunduğumuz düşünülürse varın gerisini siz hesap edin...

            Meşhur kâhin Nostradamus da, kıyamet tarihini 2012 yılı olarak bildirirken, âhir zamanda savaşların Orta Doğu’da başlayacağını ve Suriye’ye saldırılacağını yazıyor.

            Bu arada, her gün televizyonlarda arz-ı endâm eyleyen ‘modern hurûfîler’in söyledikleri de içimizi karartmaya devam ediyor.

            Lâkin ne gam! Biz inançlı Müslümanlarız. Sevgi, barış ve iyilik elçisi Sevgili Peygamberimizin hadîs-i şerifine uygun olarak, yarın kıyametin kopacağını bilsek bile elimizdeki fidanı dikmeye çalışırız. Korkudan hakarete sığınan Haçlı kalıntısı zavallılar gibi değiliz.

         Bilderberg’te Alınan Karar

            Bloklar çatışması 90’lı yılların başında sona erdi ve duvarlar yıkıldı. Soğuk savaş esnâsında komünizme karşı İslâm’ı kullanmaya kalkarak ‘yeşil kuşak’ projesi yapanlar, artık İslâm Dünyası’na karşı tavır almaya başladılar. 1979’da İran’daki Humeynî İhtilâli, siyasî ilimler literatürüne ‘İslâm Devrimi’ ve Batı kaynaklarında kullanılan ‘İslâmî Köktendincilik’ (Islamic Fundamentalism) kavramlarını ortaya çıkarmış; daha sonra Orta Doğu kaynaklı terör örgütlerinin eylemleri de, ne yazık ki ‘İslâmî Terör’ şeklinde ifade edilmeye başlanmıştır.

            Bu arada ABD’li Samuel Huntington’un, din ve kültür farkına dayandırdığı ‘Medeniyetler Çatışması’ tezi de, Hristiyan âlemini, İslâm âlemine karşı kışkırtmada teorik bakımdan önemli rol oynamıştır.

            Demirperde yıkıldıktan sonra 1990 ilkbaharında yapılan ilk Bilderberg Toplantısı’nda, artık komünist blokun çöktüğü, demokratik batı dünyası için İslâm’ın tek tehlike olarak bulunduğu tesbiti yapılmıştır.

            Bin Ladin Kına Yaksın!

            Osmanlı’nın tasfiyesinden sonra başsız kalan İslâm Dünyası’nda, önceleri Filistin halkının haklı mücadelesi olarak başlayan eylemler, daha sonra âdeta Huntingtongilleri haklı çıkarırcasına ‘küresel terör’ eylemlerine dönüştürülmüş ve bu furya sonucunda 11 Eylül’e ulaşılmıştır. Komplo teorilerinden hiç hoşlanmam ama bazen düşününce, aklıma Bin Ladin’in bir batılı ajan olduğu ve 11 Eylül’ün de bu odaklarca düzenlendiği geliyor.

            Bir takım meczup ve fanatik teröristlerin İslâm adına ‘cihad’ ilân ederek insanlık dışı kanlı terör eylemleri yapması, en fazla İslâm’a ve Müslümanlara zarar vermez mi? Sevginin elçisi bir Yüce Peygamberin, eğer bugün terörist diye karikatürleri yayınlanıyorsa, bunda hakaretlerde bulunan izansız ve provokatör Batılı kadar, kanlı cinayetlerini İslâm adına işleyenlerin rolü yok mudur?...

            Ne Yapmalı?

            Efendim, biz de onların peygamberine hakaret edelim diyemeyiz. Çünkü Hz. İsa bizim de peygamberimizdir. İslâm’a göre, imanın ikinci şartı peygamberlere imandır.

            21. yüzyılda, herhalde yeni bir ‘din savaşı’ başlatıp Nostradamus ile Huntington’un kehanetlerini de haklı çıkaracak değiliz herhalde...

            O zaman yapılacak olanları şöylece sıralayalım:

            1. İslâm Dünyası hoşnutsuzluğunu hukuk çerçevesini aşmayan protestolarla ve ekonomik boykotlarla göstermeli; ancak hiç bir şekilde şiddete ve teröre başvurmamalı ve tahriklere kapılmamalıdır.

            2. İslâmî inanç sahibi kişiler, AİHM’ye insan haklarının ihlâl edildiği gerekçesiyle milyonlarca dâvâ açmalı; ayrıca BM’ye müracaat etmelidirler.

            3. Başbakan Erdoğan, ‘Medeniyetler İttifakı’ projesinin icracısı olarak İspanya Başbakanı’nı aramalı ve bir araya gelerek beraberce açıklama yapmalıdır. Böylece timsahın gözyaşlarını döken Vatikan’ın ‘baba’ rolü oynamasına lüzum kalmaz ve Türkiye, dünya barışı için tarihî bir görev almış olur.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ