SİYASETTE YAPRAK DÖKÜMÜ

 

 

            DSP Genel Başkanı Ecevit, Mahallî Seçimler’den sonra siyaseti bırakacağını açıkladı. SP Genel Başkanı Erbakan hakkındaki 2 yıl 4 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Ve, bir zamanlar Türkiye’nin en önemli siyasî partisi olan ANAP’ın Genel Başkanı Ali Talip Özdemir, Genel Başkanlığa aday olmayacağını söyleyerek ilân etti: “ANAP’ın başına kim gelirse gelsin ANAP’ı kurtaramaz!...” Bu defa, siyasette gerçek bir “yaprak dökümü” yaşanıyor...

X X X

            Ecevit, 40 yıldır Türk siyasetinde önemli rol oynamış, başbakanlıklar yapmış bir siyaset ve devlet adamıdır. Bence, rahmetli Özal’ın deyimiyle “eksileri”, “artıları”ndan fazla olmuştur ama Türk siyasetine damgasını vurduğu da inkâr edilemez bir gerçektir. Ecevit, önce CHP’yi İnönü gibi bir siyaset kurdunun elinden -biraz da yaşlılığından faydalanarak- almış ve “tarihî yanılgı” tezi ile CHP’nin imajını yenilemeye çalışarak 1973 ve 1977 Genel Seçimlerinde başarılı olmuştur. Ak güvercinleri, mavi gömleği, kasketi ve “karaoğlan” karizması ile geniş halk kitlelerinin sempatisini kazanan “Halkçı Ecevit”, malî konulardaki dürüstlüğü ve mütevazı hayat tarzı ile de uzun yıllar gönüllere taht kurabilmiştir. Ancak, “halkçı” olma iddiasına karşılık Türk halkının değerlerine ne kadar uzak kaldığı, devlet yönetimini romantik bir perspektiften öteye geçemeyerek ele aldığı ve Türkiye’yi ileriye götürecek adımları atamadığı görülmüştür. DSP’yi kurarak sıfırdan iktidar partisi haline getirmesi, azminin ve ısrarlı politikasının başarısıdır. Ancak, özellikle yaşlanmasına ve hastalanmasına rağmen Başbakan olarak kalmakta direnmesi, siyasetinin son döneminde onu gözden düşürmüş ve siyasî hayatını büyük bir seçim mağlubiyetiyle noktalamasına sebep olmuştur. Ecevit’in sonu, hırslı ve yaşlı politikacılar için ders almaları gereken bir örnek teşkil etmektedir.

X X X

            Erbakan, 1969’dan itibaren Türk siyasî hayatının önemli aktörleri arasında yer almıştır. Kendine mahsus bir hayal dünyasında yaşayan, dinî idealizm ile politik realizmi birlikte yürütmeye çalışan ve kurulu düzene karşı 40 yıldır mücadele veren Erbakan, yolun sonuna geldiğini bir türlü kabullenmemiş ve son genel seçimlerde, kendisini bayraklaştırarak seçim kampanyasını yürüten SP’nin yüzde 2,5’luk oyu ile siyasî hayatını fiilen noktalamıştır.

            Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, RP’nin kapanması sırasında 1 trilyonluk hazine yardımını, sahte evrak düzenleyerek il teşkilâtlarına dağıtılmış gösterme iddiasıyla verdiği mahkûmiyet kararı, o esnâda Genel Başkan olarak bulunan Erbakan’ın da 2 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm olmasına sebep olmuştur. Önceki gün Yargıtay 11. Ceza Dairesi, mahkemenin bu kararını onamıştır. Bundan sonra “tashihi karar” talebinin bir sonuç verebilmesi istisnaî bir durumdur. Netice olarak, Erbakan bütün siyasî haklarından mahrum kalmış ve cezaevine girmesi sözkonusu olmuştur.

            Erbakan’ı sevebilir veya ondan hoşlanmayabilirsiniz. Lâkin, daha önce Başbakanlık, Başbakan yardımcılıkları, parti genel başkanlıkları yapmış 77 yaşındaki bir siyaset ve devlet adamının, alnına “yüz kızartıcı suç” yaftası asılarak hapishaneye gönderilmesi, insaf sahibi herkesin vicdanını sızlatan bir muameledir. Erbakan’ın parti ve devlet yönetiminde, ne derece dikkatsiz ve ihmalkâr olduğunu biliyoruz. Ancak, RP’nin kapatılması gibi, siyaset ve adalet tarihimizde her zaman yüz karası olarak hatırlanacak bir olayda, RP’nin Genel Başkanı olduğu için böyle bir mahkûmiyete uğramış Erbakan hakkındaki karar, olayın meydana geliş şartları incelendiğinde, “adlî” değil, tamamen “siyasî” mahiyettedir.

            Şimdi bekliyoruz... Aşırı solcu eylemci mahkûmlar hakkında çok sayıda af kararını kolaylıkla veren Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye’ye başbakan olarak hizmet vermiş, 80’ine merdiven dayamış, yılların politikacısı Erbakan’ın kendi ihmalinin ne derece olduğu malûm olmayan bürokratik mahiyetteki bir suçun cezası için hapishaneye yollanmasına izin verecek midir?...

X X X

            ANAP’ın dramı ise eski bir ANAP idarecisi olarak yüreğimi parçalıyor. Mesut Yılmaz, ANAP’ı öylesine tahrip ederek bırakmıştır ki, Ali Talip Özdemir gibi mazisi temiz ve parlak bir politikacı dahi ANAP’ı yerinden kımıldatamamış ve Genel Başkanlığı bırakacağını söylemiştir. Burada yaprak dökümü içinde yer alan Ali Talip Özdemir değil bizzat ANAP’ın kendisidir. Özdemir, başka bir ortamda siyasî hayatını devam ettirebilecektir. Fakat, onun da dediği gibi, artık ANAP’ı diriltmek mümkün değildir. Ne yazık ki, Türkiye’ye “çağ atlatmış”, ekonomik ve sosyal “dönüşüm” yaşatmış ANAP, artık yolun sonuna gelmiştir. ANAP’ın hazin hikâyesi ise, açgözlü ve hırslı politikacılar için örnek teşkil edecektir.

X X X

            Demirel’in mecburî emekliliğini de sayarsak artık siyasette “yetmişlik” siyasî nesil tasfiyeye uğramış ve “gençleşme” gerçekleşmiştir. Lâkin yeniler için bir naçizâne ikazda bulunmak istiyorum: Mesut Yılmazları, Tansu Çillerleri sakın unutmayın ve genç yaşlardaki yıpranmışlıkların daha büyük yaprak dökümlerine yol açacağı gerçeği, aklınızın bir köşesinde bulunsun...

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2003 YILI YAZI LİSTESİ