Engizisyon İsviçresi ve Halaçoğlu

 

 

            Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu yakından tanırım. Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli tarihçilerden biridir. Osmanlı Teşkilât Tarihi ve Sosyal Tarih sahasında, dünyanın en önde gelen bilim adamları arasında kabul edilir. Osmanlı Arşivi yöneticisi olarak yıllarını vakfetmiş ve özellikle 1915 Ermeni Tehciri olayını orijinal belgelerden araştırmıştır. TTK, Prof. Halaçoğlu’nun başkanlık yaptığı 12 yıllık müddet zarfında altın dönemini yaşamıştır. Bir çok milletlerarası akademik kuruluşun üyesi bulunan Prof. Halaçoğlu, akademik ehliyeti kadar, üretkenliği, çalışkanlığı, dinamizmi ve vatanseverliğiyle de tanınmış bir aydınımızdır.

            Prof. Halaçoğlu, 2003 yılında TTK içinde bir “Ermeni Araştırma Merkezi” kurmuş ve Ermeni Tehciri konusunda, Osmanlı Arşivi’ne ilâve olarak dünyanın bütün önemli arşivlerini taratmıştır. Bugün Başbakan ve Dışişleri Bakanı, bu konuda göğüslerini gererek dünyaya meydan okuyabiliyorsa, bunda Prof. Halaçoğlu ve birlikte çalıştığı bilim adamlarının önemli ölçüde payları vardır. Prof. Halaçoğlu, özellikle bu seneki bilimsel faaliyetleri ve teklifleriyle, Ermeni sorununda Türk tezinin duyurulmasında büyük katkıda bulunmuştur.

X X X

            Prof. Halaçoğlu, son yıllarda dünyanın çeşitli ülkelerinde konferanslar verip belgeler açıklayarak, Türklerin Ermenilere karşı soykırım yapmadıklarını anlatıyor. Geçen sene İsviçre’de, Ermeni soykırımı iddiaları konusunda konferans veren Prof. Halaçoğlu hakkında, Ermenilerin şikâyeti üzerine Savcı Andrej Gnehm soruşturma açıyor ve Halaçoğlu’na ulaşabilmek için İnterpol’ü devreye sokuyor. İsviçre’nin Ankara Büyükelçisi Walter Gyger, Prof. Halaçoğlu için “İsviçre’ye girebilir” derken, soruşturma başlatan Savcı Gnehm, Hürriyet Gazetesi’ne, “Gelip ifade vermezse tutuklarız” diyebiliyor.

X X X

            İsviçre’deki savcının bu arsızlığı, bana Ortaçağ Avrupası’nın Engizisyon Mahkemelerini çağrıştırdı. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde zindanları gezerken, din adına işkence yapılan hücreleri tüyleriniz ürpererek seyredersiniz. Nazi Toplama Kampları ve Stalin Sovyetleri’ndeki Gulag Takımadaları, aslında Engizisyon Avrupası’nın devamıdır. Bütün bu uygulamalarda “düşünce” ve “düşünceyi ifade” hürriyetlerinin ortadan kaldırıldığı görülür. Bu son olay, ne yazık ki, 2005 İsviçresi’nin, Ortaçağ Engizisyon İsviçresi’nin zihniyetinden kurtulamadığını ortaya koymuştur.

            Düşünebiliyor musunuz? Bir bilimadamı, Türklerin soykırım yapmadıklarını belgelerle bilimsel şekilde açıkladığı ve bu konuda düşüncesini ifade ettiği için hakkında soruşturma açılıyor ve sanki uluslararası bir suç örgütünün üyesi, uyuşturucu kaçakçısı, terörist gibi İnterpol’e ismi verilerek hakkında bilgi alınmaya çalışılıyor.

            Bu, sadece demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerine düşmanlık değil; aynı zamanda büyük bir terbiyesizlik, edepsizlik ve hadbilmezliktir.

            Güya soykırımı reddetmeyi suç sayarak medenî olduklarını zannedenler, kendilerini koca bir milleti “soykırımcı” olarak itham etme mevkiinde görüp “ırkçı” durumuna düştüklerini farketmiyorlar mı?

            İsviçrelilere en güzel cevabı Prof. Halaçoğlu vermiş: “Galile’yi mahkûm ettiler ama dünya dönmeye devam ediyor”.

X X X

            Gene Prof. Halaçoğlu’nun dediği gibi, “Hedef kendisi değil, Türkiye’dir”. O halde Türkiye’nin bu küstahlık karşısında gereğini yapması icap eder. Nitekim, Dışişleri Bakanlığı, büyükelçiler vasıtasıyla “sözlü olarak” hoşnutsuzluğunu belirtmiştir. Ancak, bu konuda daha ileri seviyede tepkiler gereklidir. Şöyle ki;

            1. Dışişleri Bakanlığı, Ermeni maşası savcının son beyanını esas alarak İsviçre’ye yazılı bir nota vermeli ve bu çağdışı tehdidin kaldırılmasını istemelidir.

            2. İçişleri Bakanlığı, İnterpol’e bir ihtar gönderip Prof. Halaçoğlu’nun isminin bilgi isteme şeklinde de olsa kayıtlara geçirilmesinin doğru olmadığını bildirmeli ve derhal bu işlemin durdurulmasını istemelidir.

            3. Adalet Bakanlığı, İsviçre Adalet Bakanlığı ve yargı mercileriyle temasa geçerek bu rezaletin durdurulmasını talep etmelidir.

            4. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak İsviçre’nin Halaçoğlu konusunda insan haklarını ihlâl eden tutumu karşısında dâvâ açmalıdır.

            5. İsviçre’deki Türk topluluğu, bu çağdışı tutumu kınayan gösteriler düzenlemelidir.

            6. Kendisiyle görüştüğümüz Prof. Halaçoğlu, Dışişleri Bakanlığı’nın uygun görmesi hâlinde, İsviçre’de tekrar aynı mahiyette konferans verebileceğini söylemiştir. Prof. Halaçoğlu’nun bu konferans için İsviçre’ye gitmesine izin verilmelidir.

X X X

            Tabiî bu arada, insan hakları konusunda çok duyarlı olduklarını(!) bildiğimiz 200 aydınımızın da, Sütçüler Kaymakamı’na gösterdikleri tepkiyi, İsviçre’deki düşünce özgürlüğü düşmanı savcıya da göstermelerini bekliyoruz. Şimdi içinizden gülerek “Daha çok beklersin!...” dediğinizi işitir gibi oluyorum.

            Ha! Bir de o “tûti dilli” yüksek yargı organları başkanları da, türban idefiksinden bir an olsun kurtulup bu adaletsizliğe tepkilerini göstermelidirler.

X X X

            Üzülme sen Yusuf Halaçoğlu Hoca... Türk Milleti, sonuna kadar senin arkanda olacaktır. Bu mağdur, mazlum, çileli milletin haklarını savunduğun için Allah senden razı olsun...

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ