Lâtife Hanım’ın Mektupları

 

 

            Başbakanlık Müsteşarlığım sırasında “Osmanlı Arşivleri”nin ıslâhı çalışmaları bendenize nasip olmuştu. Rahmetli Özal’ın desteğiyle 1980’li yıllarda Osmanlı Arşivleri’nin ve Cumhuriyet Arşivi’nin muhafazası, tasnifi ve tanzimi çalışmalarını gerçekleştirmiş; yaklaşık 100 milyon arşiv malzemesini korumaya almıştık. Bu dönemde yapılan çalışmalar, başta Ermeni meselesi olmak üzere, Türkiye’nin millî menfaatleriyle ilgili konularda devleti teçhizatlandırmıştı.

            Bu başarılı çalışmalardan haberdar olan zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren, bir gün bana, “Sayın Güzel, siz Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri konusunda güzel hizmetlerde bulundunuz. Çankaya Köşkü’nde Atatürk’e ait çok değerli arşivler var. Bunun tasnifini de yapar mısınız?” diye sordu. Heyecandan yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde çok değerli arşiv malzemeleri olduğunu biliyordum. O heyecanla kimbilir nasıl bir ses tonu ile “Hay hay, çok iyi olur!” demişim ki, Evren Paşa şaşırdı ve “Bunu daha geniş bir zamanda konuşuruz” dedi.

X X X

            Hemen ertesi gün Evren Paşa’ya gittim ve “Çankaya Arşivleri”ni tasnife âmâde olduğumuzu; bundan sonra da Cumhuriyet Arşivi’nde muhafaza edebileceğimizi söyledim. Evren Paşa, “Atatürk’ün günlük programını ve görüşmelerini tutan yâverleri, çok teferruata yer vermişler. Yediğini, içtiğini, bazen bir hanımla özel görüşmesini bile yazmışlar. Bunlar açıklanırsa Atatürk düşmanları bu belgeleri O’nun aleyhinde kullanırlar, diye endişeliyim” dedi. Ben, Atatürk’ün İzmir’de içki içtiği lokantada perdeleri açtırmasını örnek göstererek, açıklığın her zaman daha iyi olduğunu; eğer bu arşivler açıklanırsa bilâkis bazı mahfillerin aleyhteki dedikodularının azalacağını söyledim. Ayrıca, eğer bu belgelerin açıklanması istenmezse 2038 yılına kadar, yani vefatından 100 yıl sonrasına kadar gizlenebileceğini anlattım.

            Daha sonra Evren Paşa, bu arşivleri SEKA’ya gönderip imha ettireceğini söyledi. Aklıma gelince içim ürperiyor ve Evren Paşa’nın bu eşsiz tarih hazinesini yok etmemiş olmasını diliyorum.

X X X

            Bugünlerde, Kerkük ile CHP Kurultayı arasında gündeme bir de Lâtife Hanım’ın mektupları girdi.

            Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile görüştüm. Naçizâne kanaatimce Atatürk’ün kurduğu TTK’nın başına bugüne kadar gelmiş en ehliyetli ve çalışkan bilim adamı olan Halaçoğlu, “Burada ölçü açıktır; normal siyasî olaylarda 50 yıllık, şahsî evrakta 100 yıllık bir süre vardır. Lâtife Hanım’ın mektupları şahsa ait özel evraktır. Üstelik, ailesi de bize müracaat ederek mektupların yayınlanmamasını istemiştir. Bu durumda mektupları yayınlatamayız” dedi.

            Bence bu sarih açıklamadan sonra, hâlâ meselenin tartışılmasının bir mânâsı yoktur.

X X X

            Lâkin, kanaatimce artık “yakın tarihimiz”in sayfalarını aralamanın zamanı gelmiştir. Dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde yakın tarih, vatandaşlardan saklanmaya çalışılmaz. Bu bakımdan, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in, müfredat programında değişiklik yaparak, 1950 sonrasındaki yarım asırdan fazla olan bir tarihî dönemi ders kitaplarına aldırmasını fevkalâde isabetli buluyoruz.

            Editörlüğünü yaptığım “Türkler” isimli 37 ciltlik uluslararası projede, 6.000 yıllık muazzam bir tarih perspektifinde en çok hangi dönemde zorlandık dersiniz? Son yarım asırlık dönemde... Çünkü resmî ideolojinin “ambargolu tarih anlayışı”, son yarım asırlık dönemi “subjektif politika”dan arındırarak değerlendirmemizi zorlaştırmıştı.

X X X

            Millî Mücadele’nin önderliğini yapan ve yepyeni bir devleti kuran bir “millî lider” değerlendirilirken, artık O’nun bir takım zayıf noktaları istismar edilerek ve hakkında dedikodu yapılarak bir neticeye varılamaz. Atatürk, Türk Milleti için, insanüstü bir varlık, dogmatik kalıplar içinde ele alınan bir tabu ya da hiç bir günahı olmayan, gökten inmiş bir melek değildir.

            Lâkin O, vatansever bir büyük lider ve eşsiz bir devlet adamıdır. Atatürk ve Cumhuriyet tarihi, ifrat ile tefritten kaçınılarak değerlendirilirse, sun’îlikler ortadan kalkar; sevgi ve samimiyet artar.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ