Bayramınız Mübarek Olsun

 

 

            Sevgili okuyucularım, Ramazan Bayramınız mübarek olsun. Hepinizin sıhhat ve âfiyet içinde güzel bir bayram geçirmenizi diliyorum.

            Bu mübarek bayram sabahları, millet olarak birlik ve beraberliğimizi en yoğun şekilde hissettiğimiz zamanlardır. Yahya Kemal, “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” isimli emsalsiz eserinde bu hakikati ne güzel terennüm eder:

            “Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine”

X X X

            Bu sabah Ramazan Bayramı namazını, İstanbul’da Süleymaniye’de mi, Eyüp Sultan’da mı kıldınız; yoksa bizler gibi Ankara’da Kocatepe’de ya da Hacı Bayram’da mı; veyahut da mübarek vatanımızın herhangi bir mütevazı camiinde, mescidinde mi, bilmiyorum. Lâkin, nerede idiyseniz, eminim ki Allah, Peygamber, vatan, millet sevgisini iliklerinize kadar hissetmiş; 73 milyon insanımız gibi “vatanın birliğine” karışmışsınızdır.

            Yüce Allah’ı “yâr” bilmiş; Hacı Bayrâm-ı Velî gibi ona hamd-u senâlarda bulunmuşsunuzdur:

            “Hamd-u senâlar, hamd-u senâlar

              Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm”

            Büyük Itrî’nin bestelediği, bu gök kubbenin duyduğu en ulvî ve güzel nağmelerle tekbirler getirip rûhunuzu yıkamış; namazdan sonra cemaatle beraber sıraya dizilerek bayramlaşmış ve “kardeşliğin” hazzını tatmışsınızdır.

X X X

            Namazdan sonra evlerimize dönüp bayramlaşmanın tadını uzun uzun anlatmama lüzum var mıdır, bilmiyorum. Lâkin, bu zor geçim şartlarında alınabilmişse, bayramlıklarını giyip el öpmek için sıralanan cennet yüzlü çocuklarımızı kucaklamanın, büyüklerimizin hatırını sormanın sevincini ve heyecanını yaşayabilmek ne güzel değil mi? Bu sevinci, zorla kültürümüze sokulan “yılbaşı” kutlamalarında duyabilir misiniz?

            TRT’de “bizim çocuklar” Saadettin Kaynak’tan güzel bir bayram şarkısı okuyorlar:

            “Hoş geldin evimize

              Şi’r oldun dilimize

                        Bayram gecesi”

            Sonra, güle oynana yenen yemekler, özellikle de birkaç gün öncesinden sarılan sarmalar, yapılan tatlılar ve tabiî şekerler...

X X X

            Efendim, bendeniz bu mübarek Ramazan Bayramı’na “Şeker Bayramı” denilmesinden hoşlanmıyorum. Sevgili okuyucularım, hiç şekerin de bayramı mı olurmuş? Sırf bayramda misafirlere şeker ikram edildiği için, otuz günlük Ramazan orucundan sonra gelen Ramazan Bayramı’nın adını, sanki unutturmak istercesine Şeker Bayramı diye tutturan “mânâ fakiri” cühelâ takımına çok acıyorum.

            Altını çizmek istediğim bir nokta daha var: Bayramlar da Ramazanlar kadar mübarek ve mukaddestir. Ramazan boyunca orucunu tutup da Bayram günü şişenin başına oturanların, Ramazan günü kafayı çekenlerden hiç farkı yoktur. Hoş, doğrusuyla eğrisiyle bunların hepsi de bizim insanımız ama yahu kardeşim ille de içeceksen üç gün daha sabretsen kıyamet mi kopar?... Ya, bayram ziyaretinde misafirlerine çikolatanın yanında “likör” ikram eden sözümona sosyetik takılanlara ne demeli?!... Sakın, Zekeriya Hoca’dan “Alkolü azdır” diye fetvâ almış olmasınlar? Öyle ya, “Döngel Kârhanesi” filminde “bilmeden” oynayan Hoca Efendi, likörü de şekerli meyva suyu falân zannetmiş olamaz mı?

X X X

            Bir de “bayram kaçkınları” var... Eğer, tatil konusunda bir hayli cömert olan devletimiz kararname çıkarıp birkaç günlük ilâve yapmamışsa dahi, ne yapıp edip bayram tatilini dokuz güne tamamlayarak soluğu Antalya’da, Kıbrıs’ta veya eğlencesi bol bir yerde alanlardan söz ediyorum. Yahu, zaten senede sadece iki defa hatırını soracağınız büyükleriniz, akrabalarınız, dostlarınız, komşularınız var; bırakıp lüks otellerde para yemenin bir âlemi var mı?

            Eskiden, bayram ziyaretleri için üç-dört gün kâfi gelmezdi. Ayrıca, sevgi ve şefkat dolu mektuplar ve süslü tebrik kartları gönderilerek gönül alınırdı. Şimdi öyle mi ya! Alırsınız elinize cep telefonunuzu, basmakalıp tebrikâtla doldurup eşe dosta ucuz tarafından “mesajlar” yağdırırsınız, olur biter vesselâm... Siz de bayramda o duygulu reklâmdaki gibi şekerlerinizle ve düt düt öten cep telefonunuzla başbaşa kalırsınız.

X X X

            Efendim, bendeniz “İyi Bayramlar” diye sıradan lâflar veya “Bayramınız kutlu olsun” gibisinden resmiyet kokan klişeler yerine, aynı zamanda bir “du┠olan şu ifadeyi kullanmayı tercih ediyorum:

            Bayramınız mübarek olsun.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ