Bülent Arınç Haklıdır

  

 

            TBMM Başkanı Arınç’ı, bu sütunlarda zaman zaman tenkit ettik. Tezkere Olayı’ndaki tutumunun ve Ege’deki “casus belli” konusundaki beyanatının doğru olmadığını yazdık. Lâkin, Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi hakkında yaptığı konuşmada tamamiyle haklıdır. Çok partili parlamenter sisteme geçildikten sonra, TBMM Başkanları eğer Arınç gibi “millî irade”yi sahiplenmiş olsalardı, bugün kısıtlı demokrasimiz çoktan yerine oturtulmuş olurdu.

            Biliyoruz, şimdi “medya bülbülleri”, millî egemenliği savunan Meclis Başkanı’nın üzerine gidecekler; O’nu rejimi “germek”le itham edecekler ve rahmetli Menderes’in çok tartışılan “Siz isterseniz hilâfeti de getirebilirsiniz” sözünü hatırlatarak yerden yere vuracaklardır. Söylendiği meçhul olan bu ifadeyle merhum Menderes, hilâfeti getirmeye kalkmamış; sadece Meclis’in gücünü vurgulamak istemiştir. Tıpkı, İngiliz parlamentosunun her konuda muktedir olduğunu ifade etmek için, “Parlamento, kadını erkek, erkeği kadın yapabilme dışında her şeye kadirdir” sözünde olduğu gibi...

            TBMM Başkanı, “Anayasa Mahkemesi’ni kaldıralım” demiyor. Ya ne diyor? “Meclis, isterse Anayasa Mahkemesi’ni kaldırabilir” diyor. Bu ifade, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmünün (Anayasa’nın 6. maddesi), Meclis Başkanı’nın beyanında tezahüründen ibarettir.

X X X

            Başkan Arınç, “AB ülkelerinde Anayasa Mahkemesi yok” demiyor. Ya ne diyor? “AB ülkelerinin hiç birinde bizdeki Anayasa Mahkemesine benzer bir kurum yok” diyor. Herhangi bir demokratik ülkede, bizim Anayasa Mahkemesi gibi, yasamanın, dolayısıyla millî iradenin üzerinde “Demokles’in kılıcı” gibi asılmış ve tehdit unsuru hâline gelmiş bir yargı organı gösterebilir misiniz?

            Mülkiye’deki Anayasa Hukuku derslerinde, hep Anayasa’nın “Değiştirilemeyecek Hükmüler”ine takılır; önce bu hükmün değiştirilip daha sonra “değiştirilemeyecek” denilen hükümlerinin değiştirilebileceğini savunurdum. Hocamız da, Anayasa tekniği bakımından bunun mümkün olabileceğini, ancak “zinde güçler”in buna izin vermeyeceğini söylerdi. Şimdi de, bu hükümlerin aynen muhafaza edilmesi fakat antidemokratik zırhından sıyrılması gerektiğini düşünüyorum.

            Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, Mahkeme’nin kuruluş yıldönümünde yaptığı talihsiz konuşması, Türk Demokrasisi’nin en büyük meselesini gündeme getirdiği için faydalı olmuştur. Bumin’in zihniyetinde, Anayasa Mahkemesi’nin TBMM’ye ve millet iradesine tecâvüzü açıkça ortaya çıkmıştır.

X X X

            Olayı, Anayasa Hukuku’nun teorik kalıplarının dışına çıkarak vatandaş gözüyle ve saf mantıkla tahlil edelim. Demokratik rejimlerde, millet iradesine dayalı “millî egemenlik” esastır. Millet iradesi, demokratik seçimler yoluyla tecellî eder ve yasama organı bu şekilde meydana gelir. Yasama organı, yani parlamentolar, demokratik bir sistemin en üstteki belirleyici gücüdür. “Kuvvetler Ayrılığı İlkesi”, yasama dışındaki yürütme ve yargı erklerinin yasamaya eşitliğini değil, sadece yasama işlevinden farklılığını gösterir. Yoksa; yürütme, yasamanın seçtiği ve yasama tarafından denetlenen bir erk olduğu gibi, yargı da yasamanın yaptığı Anayasa ve kanunlara göre çalışan bir erktir. Yasama, elbette diğer güçleri belirleyen, çalışma esaslarını tesbit eden ve denetleyen ana erktir; çünkü gücünü doğrudan doğruya egemenliğin kaynağı olan milletten alır.

            Bu “yurttaşlık bilgisi” dersine, Türkiye’deki kendisini TBMM’nin üzerinde gören bütün dayatmacı mihrakların ihtiyacı vardır. Şu mantıksızlığı düşünebiliyor musunuz? Hem varlık sebebinizi TBMM’nin yetki ve görev alanı olan Anayasa’dan alacaksınız; çalışma şeklinizi TBMM’nin yaptığı kanunlar belirleyecek; hem de kalkıp “TBMM istese de şunu bunu yapamaz” diye ahkâm keseceksiniz. Yani, TBMM’den aldığınız güçle TBMM’nin üzerinde olduğunuzu vehmedip tehditler savuracaksınız. Sonra da bunun adına “demokratik hukuk devleti” denilecek, öyle mi?

X X X

            Anayasa Mahkemesi, sadece “kanunların Anayasaya uygunluğunu” inceleyen teknik bir kurumdur. “Yerindelik denetimi” yapan, üzerine vazife olmayan konularda yerli yersiz “fetva” veren ve TBMM’nin üzerinde “Senato” gibi çalışan siyasî bir müessese ya da bir “rejim jandarması” olarak kabul edilemez.

            Kanunların Anayasaya uygunluğunu denetlemenin başka yöntemleri de vardır. TBMM, Anayasa’nın 146-153 maddelerini kaldırarak yeni bir denetim sistemi getirebilir. TBMM’de, bu fonksiyonu yerine getirebilecek ayrı bir “Anayasa Denetleme Komisyonu” teşkil edilerek Komisyon’un çalışmalarına yardımcı olacak istişâri mahiyette bir “Hukukçular Kurulu” oluşturulabilir. Anayasa Mahkemesi’nin “Yüce Divan” işlevi de Yargıtay’a devredilebilir. Bu şekilde, TBMM’nin yasama görevinin denetlenmesine “Mahkeme” sıfatı verilmesindeki millî iradeyi aşağılayıcı zihniyet de ortadan kaldırılmış olur.

X X X

            TBMM Başkanı Bülent Arınç’ı, millî iradeye ve millî egemenliğe sahip çıkan tutumundan dolayı can ü gönülden tebrik ediyoruz.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ