Yeni Yılda Yeni Anayasa

 

            Değerli hukukçu Doç. Dr. Sami Selçuk,  Yargıtay Başkanı olarak 1999-2000 Adlî Yılı Açış Konuşması’nda şunları söylemişti: “Çıplak bir uyarıda bulunmak zorundayım. Türkiye, meşruluk debisi neredeyse sıfıra yaklaşmış bir anayasayla yeni yüzyıla giremez, girmemelidir”. Ne yazık ki, bu gayrımeşrû ve antidemokratik ‘darbe anayasası’ ile yeni yüzyıla girdik. Takvimlerimiz 2006’yı göstermesine rağmen, çeyrek asra yakın bir zamandır hâlâ bu çağdışı ve illegal anayasaya göre idare ediliyoruz.

            AK Parti İktidarı’nın üçte ikiye yakın ve Anayasa’nın 175. maddesine göre beşte üç çoğunluğa sahip olmasına karşılık, yeni bir anayasa yapma yerine, mevcut anayasanın tâdiliyle yetinmesi, isabetli bir politika olmuştur. Böylece, hem yeni anayasa hazırlığının gecikmelere sebep olması, hem de yeni siyasî gerginliklere yol açılması önlenmiştir. Bu pragmatik yaklaşım sayesinde, birbiri ardından çıkarılan uyum paketleriyle ‘sessiz devrim’ gerçekleştirilebilmiştir.

X X X

            Lâkin, artık ‘yeni anayasa’nın hazırlanmasının zamanı gelmiştir. Çünkü;

            1. Uyum paketleri çıkarılmış ve bazı temel kanunlarda önemli değişiklikler yapılmıştır. Yani, Meclis’in yeni anayasa hazırlıklarıyla tıkanması önemli bir gecikmeye sebep olmayacaktır.

            2. Anayasanın hazırlanmasında, TBMM’de bir ‘millî mutabakat’ın sağlanması imkânsız değildir. Üç parti grubuna sahip bulunan bu parlamento, sayısal bakımdan yeni bir anayasanın vazedilmesine en müsait şartlara sahiptir. 2007 Genel Seçimleri’nden sonra aynı şartlar sözkonusu olmayabilecektir.

            3. Türkiye, 1982 Anayasası ile gidebileceği yere kadar gitmiştir. Bu darbe anayasasının Türkiye’yi yeni ufuklara taşıması mümkün değildir.

            4. Türkiye, modern ve çağdaş bir yeni anayasa hazırlayarak, ‘Genel Esaslar’ın değiştirilmediğini, tekçi (üniter) millî devlet yapısının aynen devam ettiğini, AB çevrelerine, ayrılıkçı unsurlara ve dost düşman herkese göstermeli; başta kimlik tartışmaları olmak üzere bir çok önemli konuda noktayı koyabilmelidir.

            5. 2007 başındaki Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve sistem değişiklikleri üzerindeki spekülâsyonlar da, yeni anayasanın hazırlanıp yürürlüğe konulmasıyla sona erecektir. Bu sûretle, ikide bir ‘başkanlık’, ‘yarı başkanlık’, ‘parlamenter’ sistem tartışmaları, Cumhurbaşkanı’nın doğrudan halk tarafından seçimi gibi yılan hikâyeleri de nihayete ermiş olacaktır.

            6. En önemlisi de, Türkiye’de ilk olarak halk temsilcileri tarafından, halkın da iştirakiyle bir ‘sivil anayasa’ yapılmış olacaktır.

X X X

            Bu Meclis, yeni anayasanın sorumluluğunu taşıyacak güçtedir. 2006 Yasama Yılı’nda, sıkı bir çalışmayla yeni anayasanın hazırlanması ve yürürlüğe konulması mümkündür.

            Bize göre anayasa hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmelidir:

            1. Yeni anayasada milletin değerleri ve arzuları en önemli kıstas olmalıdır. Bunu tesbit edebilmek ve halkın hazırlıklara katkıda bulunmasını sağlamak için yöntemler geliştirilmelidir. Yeni anayasa, hazırlandıktan sonra halk oyuna sunulmalıdır.

            2. ‘Genel esaslar’ın ve özellikle ‘Cumhuriyetin temel ilkeleri’nin, lüzumsuz polemiklere ve antidemokratik müdahalelere yol açmaması için, aynen muhafazası usûlü benimsenmelidir.

            3. Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer demokratik dünya devletleri ile beraberce eriştiği ve paylaştığı ‘insan hak ve hürriyetleri’, ‘çoğulcu’ ve ‘demokratik’ değerlerden geriye dönüş düşünülemez. Bu evrensel değerlerin tesiriyle yaşanan ‘küreselleşme süreci’nde, ülkeler bütünlüklerini koruyarak kendi aralarında ‘ekonomik ve siyasî’ birlikler oluşturmaktadır. İşte hazırlanacak yeni anayasanın bu iç ve dış dinamikleri de ihtiva etmesi gerekir.

            4. Yeni anayasa, ‘kısa’, ‘sade’, ‘esnek’ olmalı; tepkiye yer vermemeli, katı olmamalı, ayrıntılara inmemeli; milletimizin tarihine, değerlerine ve kültürel yapısına uygun olmalıdır.

X X X

            Bu en büyük reformun gerçekleştirilebilmesi için, tabiatıyla liderlerin ‘üç nokta’ ve ‘münasip yer’ çirkinliklerinden sıyrılarak gereken ‘mutabakat zemini’ni oluşturmaları lâzımdır.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ