ZİNA SUÇ MU, GÜNAH MI?

 

 

            İslâm’a göre “zina” günahtır. Hatt⠓günah-ı kebâir”den, yani büyük günahlardandır. Ancak İslâm, bu büyük günahın dünyadaki cezası da büyük olduğu için, olayın sübût (gerçekleşme) şartlarını hassasiyetle tesbit etmiş; iki kişi arasında geçen bu mahrem münasebetin ispatını zor şartlara bağlamıştır. Eski Dışişleri Bakanı İdare Hukuku hocamız rahmetli Prof. Dr. Turan Güneş, İslâm Hukuku’na göre zina suçunu anlatırken, her zamanki nüktedan hâliyle, eliyle de işaret ederek, “Suçun sübût bulabilmesi için kılıcın kınına girdiği gibi açıkça görülmesi gerekir” derdi. Nitekim, zinanın sübûtu için “dört âdil şahit” gerekli kılınmıştır. Zina suçu işleyenler için verilen “recm” (taşlanarak öldürme) cezası, İslâm tarihinde sadece iki defa uygulanmıştır.

X X X

            İnançlı bir Müslüman olarak, toplumumuzun tamamına yakın kısmı gibi, elbette ben de zinanın kötülüğüne ve büyük bir günah olduğuna inanıyorum. AK Parti İktidarı’nın da, gerek kendi inançları, gerekse halkın isteği istikametinde TCK’nda zinayı tekrar “suç” olarak düzenlemek istediğini biliyorum. CHP de, toplumdaki genel eğilimi bildiği için, önce zinanın suç sayılmasından yana tavır koymuş, sonra görüşünü değiştirmiştir.

            Ben, millî ve manevî değerlere önem veren bir kişi olmama rağmen, zinanın tekrar suç sayılmasına karşıyım. Bu görüşümün, en mutaassıp kişiler tarafından bile, “zinayı hoşgörmek” şeklinde yorumlanacağını sanmıyorum.

X X X

            Evvelâ, dinî bakış açısı ile lâdinî bakış açısını karıştırmamak lâzımdır. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana, hukuk sistemi ve kanunlarımız tamamen değiştirilmiş ve İslâm Hukuku kaideleri yürürlükten kaldırılmıştır. Aslında 19. asırdan itibaren Osmanlı döneminde de Batı Hukuku’nun tesirleri görülmüştür. 1926’da kabul edilen Türk Medenî Kanunu ve 1928’de kabul edilen Türk Ceza Kanunu, İslâm Hukukuna göre hazırlanmış değildir.

            İslâm’a göre günah olan bazı fiiller, TCK’ya göre suç teşkil etmezler. Meselâ; alkollü içki içmek haram ve günahtır fakat kanunlara göre suç değildir. Gene, zina günahtır ama bir çok şehirlerimizde genelevler devletin kontrolünde faaliyetlerine devam etmektedir. Diğer taraftan, kanunlara göre suç olan bazı fiiller de, dinen günah sayılmayabilirler. Meselâ; tasvip edilmese de bazı çevre suçları bu cümledendir.

            Söylemek istediğimiz, zinanın kötü bir fiil olması ve dinen günah sayılması, ille de TCK’da suç (hem de son tasarıda takibi şikâyete bağlı olmayan suç) olarak düzenlenmesini gerektirmez.

X X X

            Batı’da, katolik taassubunun baskısı, medenî kanunlarda boşanmayı zorlaştırıcı, ceza kanunlarında da zinayı suç sayan hükümlerin uzun süre tesirli olmasına sebep olmuştur. Nitekim, bizim Medenî Kanunu’ndaki boşanma hükümleri de bu tesir altında düzenlenmiştir. Diğer bir deyişle, TCK’daki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına kadar yürürlükte olan zinayı suç olarak düzenleyen hükümler, İslâm Hukuku’ndan ve toplumdaki zina aleyhtarı değer yargısından değil, Hristiyan Avrupa’nın dinî etkilerinden kaynaklanmıştır.

            TCK’da uzun müddet devam eden “zina suçu” uygulaması, bir çok bakımdan yanlış olmuştur.

            Bir defa, kanundaki hükûmler, kadın erkek eşitliği ilkesine aykırıdır. Erkeğin zina suçu işlemiş sayılması için çeşitli şartlar aranırken, kadın kolayca suçlu kabul edilebilmiştir.

            En önemlisi de, devletin, savcısı, polisi, jandarması ile “etek altına sokulması”dır. Osmanlı döneminde alay konusu edilen mahalle bekçilerinin ellerinde fenerleri “zampara avı”na çıkmasıyla, devletin savcısının yanındaki polislerle ev basmasının ne farkı vardır?...

X X X

            1964’te toplanan “9. Uluslararası Ceza Hukuku Kongresi”, bu konuda bütün devletlere hitap eden bir bildiri yayınlayarak “Zinanın suç olmaktan çıkarılması” kararını almıştır. 1927’de Norveç, 1937’de İsveç, ABD’deki bir çok eyâletler ve 1975’te Fransa, zinayı suç olmaktan çıkarmışlardır. Bugün, girmeye çalıştığımız AB câmiasında zina, kanunlara göre suç sayılmamaktadır.

            Burada önemli olan nokta, zinanın TCK’da suç sayılmaktan çıkarılması ile zinanın “mübah” sayılması ve hoşgörülmesinin aynı mânâya gelmediğidir.

            Diğer taraftan, zinanın suç sayıldığı ülkelerde -bu arada Türkiye’de- yapılan takibatın tesirli olmadığı ve kişilik haklarının zedelenmesinden öteye bir anlam ifade etmediği görülmektedir.

X X X

            Zinanın boşanma sebebi olarak değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Ancak bunun dışındaki müdahaleler fevkalâde muhzurludur.

            Bizi en fazla rahatsız eden husus, kişiler arasındaki en mahrem münasebetlere devletin müdahalesidir. Zina, elbette yapanın yanına kâr kalmayacak; hem Allah indinde hem toplum nazarında zâni (zina eden), itibarını kaybederek cezalandırılmış olacaktır. İhanete uğrayan da, zina yapan eşini boşama hakkına sahiptir.

            Bunun dışında “zina”yı suç olarak düzenlemek, insan hak ve hürriyetlerini devlet eliyle sınırlandırmak demektir.

                                                                                                                                 Radikal Gazetesi doğru söylüyor: “Devletin yatak odasında işi ne?...”

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2004 YILI YAZI LİSTESİ