Vatanseverler de Demokrat Olabilir

 

 

 

            Türkiye’de, gelişmiş batı demokrasilerinde bulunmayan bir garabet vardır. Demokrasi, insan hak ve hürriyetleri ile vatanseverliğin bir arada bulunamayacağı varsayılır. Halbuki, vatanseverler (bu anlamda milliyetçiler) de demokrat olabileceği gibi, demokratlar da vatansever (milliyetçi) olabilirler.

            Gelgelelim, Türkiye’de son yıllarda şapla şeker, sapla saman öylesine karışmıştır ki; vatanseverlikten söz edene “şoven” damgası vurulurken, demokrasi ve insan haklarından bahsedenlere ise “devlet düşmanı” nazarıyla bakılabilir.

            Türk aydınları, şu garip tercihlerle karşı karşıya bırakılmışlardır: Ya, vatanın, milletin, devletin bölünmez bütünlüğünü savunacaklar ve bu takdirde “demokrasi ve hürriyet karşıtı” olarak ilân edileceklerdir; ya da, demokrasi, insan hak ve hürriyetlerini savunacaklar ve bu takdirde de “Sevr” ve “irtica” yanlısı kabul edileceklerdir.

X X X

            Türk aydınlarını ikiye ayırarak karşı karşıya getiren bu mantıksız ikilemin kaynağını incelediğimizde, önce “zorba devlet anlayışı”nın âkilâne dayatmalarını ve paranoyalarını görürüz. Bu mantığa göre, insan hakları savunucularının genellikle sol eğilimli olmaları ve marjinal grupların farklılıklarını körükleyen bir yöntemle çalışmaları, devletin birlik ve bütünlüğüne zarar vermektedir. Bu görüş sahipleri, millet iradesinin ve çoğunluğun arzularının da tehlikeli olabileceği kanaatindedirler. Hor gördükleri politikacıları iktidara getiren sistemle “sandıksal demokrasi” diye alay eder; Türk toplumunun kendi isteklerine bırakılırsa “irtica”yı seçeceğini düşünürler. Bunlar, din ve vicdan hürriyetinin lâikliği zedeleyeceğine ve kontrolları altında bulunmayan demokrasi ve insan haklarının devletin birlik ve bütünlüğünü tehlikeye sokacağına inanırlar.

            Bu “oligarşik bürokrasi”, hiç şüphesiz “vatansever”dir; ancak antidemokratik müdahaleleriyle çok sevdikleri Türkiye’ye zarar verdiklerinin farkında değillerdir.

X X X

            Bu ikilemin ikinci kaynağı ise, üzerinde pek durulmayan ve vatanseverliği “şovenizm” ile bir tutan aydın grubudur. Bize göre “aydın ihaneti” içinde bulunan bu grup, Türkiye’nin ve Türk halkının menfaatleriyle hiç ilgilenmemekte; hattâ Türkiye’nin tezlerine ne kadar karşı çıkarsa, o kadar “aydın” sayılabileceğini zannetmektedir. Bu sözde aydınlar, genellikle çifte standartlıdır. AİHM’nin Apo ve başörtüsü konusundaki kararlarını alkışlar; öğrenim hürriyetinin engellenmesine sırtlarını döner ve darbe dönemlerinde baskılar karşısında suskun kalırlar. Ancak, “resmî tarih”e karşı çıkma iddiasıyla Ermeni diyasporasının iftiralarını savunur; ayrılıkçı Kürtçülerin hâmiliğine soyunur; Türkiye ve Türkler aleyhindeki bütün ithamların sözcülüğünü yaparlar. Tamamiyle gayrı millî ve Türk toplumunun kültürel değerlerinin dışındadırlar.

            Bu “kompleksli aydınlar”, kendilerini demokrasi ve insan hakları havarisi “entelektüeller” olarak görür; vatanseverleri de köylü, cahil veya “şoven” kabul ederler.

X X X

            Deveye sormuşlar, “Yokuşta mı iyi gidersin, inişte mi?” diye, “Düzün suyu mu çıktı?” demiş. Bu milleti, masallardaki gibi “kırk satırla kırk katır” arasında bırakmaya mecbur muyuz?!...

            Bütün bu âllâmelikleri, ukalâlıkları yaparken milletin, halkın ne düşündüğü hiç umurunuzda olmuyor mu? Doğru ya, sizler “kanaat önderleri”siniz(!). Cahil(!) halka hep siz yol gösterirsiniz. Kerametiniz kendinizden menkûldür. Halkın irfanı ve gönül gözü sizleri hiç ilgilendirmemiştir.

X X X

            Yarım asra yakın bir zamandır memleketimin meseleleriyle ilgileniyorum. Milletimin millî ve manevî değerlerine sahip çıkma anlamında “muhafazakâr”; vatanseverlik çerçevesinde “milliyetçi”; demokrasiyi, insan haklarını, hürriyeti, serbestiyi ve piyasa ekonomisini savunma açısından “liberal”; gelir dağılımındaki dengeye, sosyal haklara ve sosyal adalete önem verme bakımından “sosyal adaletçi”yim. Esasen, Türk halkının tamamına yakın kısmı, idelolojik kamplaşmalara girmeden, bu söylediklerimi kabul eder.

            TCK’daki hürriyeti sınırlayıcı maddeleri en sert şekilde eleştirebilirim ama “Ermeni muhipleri”nin iftiralarına karşı çıkmayı da aydın sorumluluğumun icabı olarak görürüm. Bence doğru olan da budur.

X X X

            Vatanseverlerin demokrat, demokratların da vatansever olduğu bir Türkiye’yi özlüyorum.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ