N’olacak Bu CHP’nin Hâli?

  

 

            Haftasonu ibretle seyrettiğimiz CHP 13. Olağanüstü Kurultayı’nı haber olarak veren bir TV kanalı, zeminde “CHP Meydan Muharebesi” ibaresini kullanıyordu. Televizyonu beraberce seyrettiğimiz kırk yıllık CHP’li dostum bana dönerek esefle şunları söyledi: “CHP’nin ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Muharebelerini kazanmıştı. İkinci Genel Başkanı İsmet İnönü, 1. ve 2. İnönü Meydan Muharebelerini kazanmıştı. Son Genel Başkanı Deniz Baykal ise ‘Kurultay Meydan Muharebeleri’ni kazanıyor...”

            Havada uçuşan pet şişeleri, sandalyeler ve tahrip edilen salondan sökülen metal ve tahta parçaları; yumruklaşmalar, tekmeleşmeler, küfürleşmeler... İşte CHP Kurultayı!...

X X X

            Bir de MHP’yi kavgacı parti olarak göstermeye kalkarlar. Son kongrelerinde en ufak bir kavga çıkmamıştı. Adaylar birbirlerine saygıyla davranmıştı. Her türlü dolabın döndüğü, rüşvetin dağıtıldığı ANAP kongrelerinde bile, sonunda bütün adaylar birlikte ANAP selâmı vererek, hiç değilse sûretâ parti içi barışı muhafaza etmeye çalışırlardı.

            Mâhut CHP Kurultayı’nda, Türkiye gündemine ait hiç bir şey söylenmedi; halkın hiç bir sorunu üzerinde durulmadı. Sadece şahıslarla ilgili dedikodu mahiyetindeki suçlamalar ve ithamlar sergilendi. Baykal, lâiklik gibi CHP’nin geleneksel politik metaı olan bir kavramı dahi, sadece rakibinin lâik olmadığı şeklindeki suçlaması için kullandı.

            Anlaşılan o ki, bundan sonra CHP kurultaylarına katılacak olan adayların ve delegelerin Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili görüş geliştirmeleri gerekmeyecek; sadece kaslarını geliştirmeleri ve yakın döğüş tekniklerini öğrenmeleri yeterli olacak...

X X X

            CHP’ye, her sıkıştıklarında “Atatürk’ün Partisi” demezler mi, kahroluyorum. CHP’yi, tarihî bir miras gibi kabul edenlere, TSK mensuplarına, hukukçulara, sanatçılara, bürokratlara soruyorum? Bu mu Atatürk’ün Partisi?!... Bu mu Cumhuriyet’i ve lâik düzeni koruyacak? Bu mu vatandaşlardan oy alarak iktidara gelecek?!...

            Bugünkü CHP, aslâ Atatürk’ün partisi değildir. Bu, olsa olsa ancak Recep Peker zihniyetinin devamı olabilir. Peker, Faşist İtalya’yı ziyaretinden sonra parti tüzüğünde değişiklikler yaparak CHP’yi faşist tek partilerin bir uzantısı gibi yeniden düzenlemişti. Devlet gücü ile içiçe olan ve valilerin il başkanı sıfatıyla çalıştıkları bu dönemde “tek parti-tek lider” felsefesiyle “Millî Şef”in istibdat ve zulmü yaşanmıştı.

            Deniz Baykal’ın Mustafa Sarıgül’e “Otur yerine, otur!...” diye bağırdığını görünce, Recep Peker’in faşist zihniyetinin aynen devam ettiğini düşündüm.

X X X

            Baykal’ın, hukuka uygunluğu şüphe götürür liste uygulamalarının bir de vefa yönü var. Daha aradan henüz 2,5 yıl geçti. 2002 Genel Seçimleri’nden önce, Kemal Derviş, CHP yerine YTP’ye gitseydi, bugün TBMM’de ana muhalefet partisi olarak YTP bulunacak; CHP ise muhtemelen barajın altında kalacaktı. Derviş’in kararsızlığı ve İsmail Cem’in genel başkanlıkta ısrarlı oluşu sebebiyle, seçim sonrası tablosu ortaya çıkmıştır. Diğer bir deyişle, bugün CHP ve Baykal, TBMM’de bulunuşlarını Derviş’e borçludurlar. Ancak, son kurultayda Baykal’ın büyük bir vefasızlık ve tahammülsüzlükle Derviş’i liste dışı bıraktığı görülüyor.

X X X

            Bütün antidemokratik baskılara rağmen Sarıgül, bizce aldığı 460 oyla başarılı olmuştur. Doğrusu ben bu kadar fazla oy alabileceğini tahmin etmemiştim. Demek ki, demokratik ve âdil şartlar altında geçecek bir seçimi Sarıgül kazanabilecekmiş. 1989 Kasımı’nda ben de ANAP’ta benzeri bir kongre yaşamış ve bu civarda oy almıştım. Ancak, verdiğim sözü tutarak ANAP’tan ayrılmayınca zaman içinde taraftarlarım erimişti. Halbuki, rahmetli Veysel Atasoy’un tavsiyesine uyarak bana bağlı çok sayıda milletvekiliyle beraber yeni bir parti kursaydım, mirasyedi Mesut Yılmaz’ın partisi gün geçtikçe erirken bizimki yaşayabilir ve ANAP’ın “yenilikçi” ve “değişimci” misyonunu devam ettirebilirdi.

X X X

            Kimsenin partisinin içişlerine karışmak hoşuma gitmiyor. Lâkin Türkiye’nin, halkla bütünleşmiş, millî ve manevî değerlere saygılı, modern ve değişime tâlip bir sosyal demokrat partiye ihtiyacı var.

            Sarıgül, genç, çalışkan, dinamik ve halkın değerlerine saygılı bir “halk adamı”dır. Şu anda, kurultay sonrasında en güçlü hâlini yaşıyor. Baykal CHP’sinin kendisini ve yakınlarını CHP’de bırakmayacağı bilindiğine göre, partiden atılmayı beklemeden, taraftarlarıyla birlikte CHP’den ayrılmalı ve grup oluşturabilecek kadar milletvekiliyle beraber partisini kurmalıdır. CHP’nin entelektüel bilinen kesimini beklemeye kalkarsa netice alamaz.

            Politikada, demiri tavında dövmek gerekir.

 
 
ANA SAYFA YAZILAR GENEL LİSTESİ 2005 YILI YAZI LİSTESİ